Yeşim
Yeşim
08 Haziran 2016 Çarşamba 11:27
Hakimlik Teminatı Mı O Da Ne?

Adalet.org sitesinden alınmıştır.

Bu site aracılığı ile iş başına gelmeden önce yürütme organı ile "uyum içinde çalışma" sözü veren kurulun takdiri(?) ile daha önce beşinci bölge olan Van Bahçesaray'da yaklaşık iki buçuk yıl görev yapmış olmama rağmen teamüllere aykırı şekilde 2. kez aynı bölgeye isteğim dışında tayin edildim. Bugüne kadar dahil olduğum hiç bir kararnamede talep ettiğim yerlerden birine değil verilebilecek en uzak yerlerde görevlendirildim.. Bu kararnamede kurul bir adım daha ileri giderek 10.yılında bulunduğum hakimlik mesleğini de gerekçesiz olarak elimden alıp beni savcı olarak görevlendirmeyi uygun bulmuş.

     "Yeni" kurul'un iş başına geldiğinden bu yana hukukçuların başına gelenler dikkat çekici: Yaklaşık 10 meslektaşımız 1 yılı aşkın süredir tutuklu, 100'e yakın meslektaşımız görevinden uzaklaştırıldı ve 1000'lerce meslektaşımız defalarca sürgün edildi. Bu zulme maruz kalan meslektaşların neredeyse tamamı yürütmeye uyan Platform'a uymayanlardan oluşuyor. Hakim kelimesinin bir anlamı hüküm verendir. Bir kimseye hakim sıfatını veren ise hakkaniyetle hükmetmesindendir. Yeni kurul, hakkaniyet kelimesinin içini boşaltmakla kalmamış, yaptığı tasarruflarında, ya ders verme ya sindirme ya da öc alma gayretiyle gayri hukuki usullerle yürütmenin beklentilerini karşılama gayreti içinde olmuştur. Sami Selçuk'un dediği gibi. "Ne zamandan beri devlet, devlet ve uygarlık öncesi oymak dönemlerinin tiksinti uyandıran ilkel öç dürtüsüyle davranıyor?” , “Oysa ki yargının (yargıcın) önüne gelen kim olursa olsun ve rengi, soyu, dünya görüşü, dini inancı ne olursa olsun, sağlığı, bedeni, şerefi, tek sözcükle insana özgü bütün değerleri, ahlaki temellere dayanan hukuksal gücünüzün güvencesindedir, iktidara gelenlerin gelip geçici heveslerinin değil”

     Daha görevinin ikinci yılını doldurmadan hukuka olan güvenin yüzde yetmişlerden yirmilere gerilemesinde en büyük pay ve sorumluluk sahibi yine kendileridir. Maalesef görev sürelerini doldurmadan da hesap sorabilecek hiç bir merci yok. Ülkemizde demokrasi kurumu yerleşmiş olsaydı yarı-demokratik bir sistemlede olsa başa gelen kurulun bizzat üyeleri, yanlış yapan diğerlerinden hesap sorabilir en azından çoğunluk aynı yanlışın içinde yer almayabilirdi.

       Elimden geldiğince, dilim döndüğünce, bir başıma gücüm yettiğince tutuklanan hakim ve savcıların da, geçici yetki ile cezalandırılıp uslandırılmaya çalışan meslektaşlarımın da, defalarca sürgün edilenlerin de arkasında olmaya ve bu site aracılığıyla destek vermeye çalıştım. Buradan "yeni" kurula iki şey söylemek istiyorum: Birincisi bana reva gördüğünüz haksızlık için elimden gelen tüm hukuki yollara başvurarak bu işin peşini bırakmayacağımı ve yaptığınız her hukuksuzlukta sesimi olanca gücüyle duyacağınızı bilin. İkincisi ise, son kararnameye baktığımda sindirme politikaları çok işe yaramıyor sanki... Yapılan her zulümle cezalandırılması gereken sayı artıyor her nedense?


Fazıl Altınordu
Babaeski Adliyesi
Son Güncelleme: 08.06.2016 11:30
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol