25 Şubat 2016 Perşembe 11:44
Zamanımızın bir kahramanı: Nebi Barlas

Özellikle 12 Eylül faşist darbesinden sonra, darbenin hedefi devrimciler arasında adı bir destan gibi yayılan isimdi Nebi Barlas. Bir süre önce yaşamını ve kavgasını içeren “Adalet Savaşçısı” başlıklı kitap yayımlandı ve kısa sürede de tükendi. Bugünlerde yapılan yeni baskısıyla raflardaki yerini koruyan bu kitabı arkadaşı Hasan Çelikkol ile birlikte yayına hazırlayan Metin Ağaçgözgü, efsane avukat Nebi Barlas ve zamanımızdaki rolü üzerine sorularımızı yanıtladı.

Gerçekten “zamanımızın bir kahramanı”nı kitaplaştırdınız. Nebi Barlas, nasıl bir zamana, nasıl bir dünyaya ve nasıl bir Türkiye’ye yanıt oldu sizce ve bu nasıl bir yanıttır?

Sorunuzu güzel bir tanımla sordunuz. Evet, Avukat Nebi Barlas, 70’li ve 80’li yıllar Türkiye’sinin bir kahramanıydı. O dönemin haksızlık ve hukuksuzluklarıyla sürdüğü gerçeği karşısında da zamanımızın bir kahramanıdır. 12 Eylül 1980 darbesi, yerleştirmek istediği ekonomik sistemle birlikte karşı çıkanları biçmek için geldi ve bunda da önemli ölçüde başarılı oldu. 12 Eylül karanlığını yaşamış bir insan olarak, bugün eşitlik, özgürlük için mücadele eden gençler görünce şaşırıyorum, çünkü darbeciler bu insanlık ideallerinden habersiz bir gençlik yetiştirmek için ellerinden geleni yaptılar. Avukat Nebi Barlas, darbe döneminde, bir müvekkilinin güzel tanımıyla “zindanların mum ışığı” oldu. “Zamanımızın kahramanının” bizim kitabımızla tekrar sahneye çıktığı Türkiye ise, darbecilerin temelini hazırladığı bir  felaketi yaşıyor, “bugünün kahramanı olabilecek” iyi hukukçulara ihtiyaç duyulan bir dönemdeyiz.

Nebi Barlas’ın hukukçu kimliği ile kişiliği arasında nasıl bir bağ var sizce?

Hiç alışılmadık bir bağ var. Avukat Nebi Barlas, mayası Kara Harp Okulu’nda yoğrulmuş bir Atatürkçü. Hâlâ da öyle. “Atatürk’e duyduğumuz sevgiyi hiç kimse söndürememiştir, söndüremez de!” diyor. Alışılmamış olan, Atatürkçülerin, kalesi diyebileceğimiz Cumhuriyet gazetesi örneğin, darbeyi ilk günden desteklemelerine rağmen, Atatürkçü hukuk adamı Nebi Barlas’ın darbenin uygulamalarına karşı ilk günden mücadele etmeye başlamış olması. Darbecilerin bütün baskılarına rağmen, savunduğu gençlerin avukatlığını bırakmıyor ve müvekkillerinin üzerine atılı suç ne olursa olsun, onların evrensel hukuk normlarına göre yargılanmaları için gece gündüz demeden çalışıyor.

Bir başka ilişki ise, yiğitliğe büyük değer vermesi. Savunmalarını üstlendiği devrimci gençlerin yiğitliklerine, aylarca süren işkencelerde gösterdikleri direnişe, cezaevlerindeki direnişlerine hayran oluyor ve onları Genelkurmay’ın, polisin ve MİT’in bütün baskılarına karşın savunmaya devam ediyor. Benim kanaatime göre de, aynı ideolojiye sahip olmamasına rağmen, devrimcileri gönülden savunmasının en belirleyici nedeni, onların yiğitliklerine duyduğu hayranlıktır.

Kitap ikinci baskıyı yaptı. Okurlardan, daha doğrusu Nebi Barlas dostlarından ve düşmanlarından nasıl bir geri dönüş aldınız? Eleştiriler, değerlendirmeler nasıl oldu?

Biz kitabı hazırlayanları ve hele hele Nebi Barlas’ı çok mutlu eden bir geri dönüş aldık. İlk baskı iki bindi ve iki ay içinde tükendi. Kitabevi ve internet satışının dışında imza günlerine katıldık, bunların bazılarını Nebi Barlas’ın müvekkilleri düzenledi. Bu imza günlerinde 30-35 yıl sonra buluştuğu 12 Eylül yiğitlerinin tonton kahramanları Nebi Abilerine öyle bir sarılışları vardı ki, “geri dönüş” diyorsanız, işte o sahneydi. Ne Nebi Abi’yi ne de bizi tanıyan, ama kitabı okuyunca Nebi Barlas’la tanışmak isteyen, bize teşekkür eden, çiçek gönderen, yaşadıkları şehirlere davet eden, imza günlerimize yüzlerce kilometre ötelerden gelen insanlar oldu. En güzeli de buydu. Kitabımızın bazı bölümlerine kızanlar vardır mutlaka, ama henüz olumsuz bir eleştiri gelmedi.

Medya, ama sadece sol kamuoyu değil, genelde medya, bu kahramanı nasıl karşıladı?

Kitabımızın yayınlandığı bu dönemde ne sağ ne sol ne de orta medyanın bizi dikkate alacak durumu yoktu, Türkiye’nin gündemi gün geçtikçe de yükseliyor. Buna rağmen bazı köşe yazarları kitabımızı öven yazılar yazdı, televizyon programlarında söz edildi, hatta İMC televizyonunun “Mikrofon” adlı programında 45 dakikalık bir “Av. Nebi Barlas Portresi” yayınlandı.

Nebi Barlas dünyayı değiştirmeye ve namuslu yapmaya çalışan bir insan grubunun temsilcisi. Dünyayı değiştiremediği, ama dünyanın kendisini. Yani Barlas’ı değiştirmesine de engel olduğu, ona çok güzel direndiği ve bir insanlık dersi verdiği kesin. Sizce nasıl bir direniş öyküsü bu?

Av. Nebi Barlas’ı 12 Eylül darbesinden sonra yıllarca mahkemeden mahkemeye, cezaevinden cezaevine götüren taksici Hacı Bey görüşmemizde şöyle dedi: “Bir büfeden iki sandviç alır Metris’e giderken arabada yerdik. Bir gün sandviç paketlerinden kalan çöpleri ben arabadan dışarı atıyordum. Nebi Abi, ‘Dur atma, onları bizim arkadaşlarımız topluyor’ dedi. Arabadaki çöpleri o toplar, indiğinde götürüp çöp kutusuna atardı.” Direniş deyin, iyi yurttaş deyin, insanlığa ve doğaya yararlı olmak deyin, buradan başlamıyor mu? Müvekkillerini kurtarmak için koşuştururken yemek yemeye zaman bulamayan bu avukat, arabadaki çöpleri götürüp çöp kutusuna atıyor. Dava dosyalarını geceleri uyumadan inceleyip sıkıyönetim savcılarının iddialarını çürüten karşı kanıtlar buluyor, mahkeme heyetlerinin bile saygısını kazanıyor. Bir insan şu kekre dünyada daha ne yapsın? 25 yıl avukatlık yapmış, binlerce insanı savunmuş, bir dairesi var bir de emekli maaşı. Bir insan bu dünyada iyi kalabilmek için daha nasıl olsun?

 

 


Kaynak: Haber.sol.org.tr
Son Güncelleme: 25.02.2016 11:44
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol