07 Mart 2016 Pazartesi 11:24
Tarikatlar ve dinselleşme - 1: Türkiye'yi saran karanlık ağ

AKP’yi tanımlarken sık kullandığımız “tekellere ve tarikatlara dayalı islâmofaşist sermaye diktatörlüğü” tanımının bir ayağını oluşturan tarikatlar/cemaatler/dinsel gruplar, gerçekten de AKP döneminde siyasi iktidarın doğrudan ve fiili bir bileşeni haline geldi. Laikliğin, Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun, Tekke ve Zaviyelerin Kaldırılması Kanunu’nun sadece kâğıt üzerinde kaldığı AKP iktidarında, tarikatlar AKP eliyle alabildiğine kamu kaynaklarına sahip oldular, devletin her kademesinde kadrolaştılar ve ülkenin bugünkü karanlığa mahkum olmasında önemli işlevler gördüler.

Gericiliğe Karşı Aydınlanma Hareketi’nin yola çıktığı ve ilk kitlesel buluşmasını geçtiğimiz hafta sonu İzmir’de gerçekleştirdiği bir dönemde, biz de AKP iktidarının fiili ortaklarından olan tarikatlar ve cemaatler gerçeğine eğiliyoruz.

Üç gün sürecek bu dizinin bugünkü ilk bölümünde Türkiye’de örgütlenen tarikatlar, cemaatler ve bu grupların nasıl kadrolaştıklarına dair argümanlara yer vereceğiz. Dizinin yarınki ikinci bölümünde tarikatlar ile AKP’nin doğrudan kurduğu ilişkiyi, AKP içinde önemli noktalarda yer alan tarikat mensuplarını, AKP’nin tarikatlardan, tarikatların AKP’den nasıl yararlandıklarını, aslında tarikatların birer siyasi parti gibi nasıl örgütlenip iktidara yerleştiklerini anlatmaya çalışacağız. Dizinin üçüncü ve son bölümünde ise gericiliğe karşı aydınlanma ve laiklik konusundaki yazı ve çabalarıyla tanınan şair-yazar Özdemir İnce’yle gerçekleştirdiğimiz söyleşiye yer vereceğiz. Özdemir İnce’yle geçtiğimiz haftalarda çıkan yeni kitabı “İmam Hatip Saltanatı ve İmamokrasi” kitabından da yola çıkarak ülkedeki dinselleşme ve tarikatlaşmayı konuşacağız… 

ABD DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI TARİKATLARLA HAYLİ İLGİLİ!

AKP karanlığından bahsederken, bu karanlığın en önemli üç dayanağı olan emperyalizm, sermaye (tekeller) ve tarikatlardan da bahsetmiş oluyoruz. Ülkenin dinselleştirilmesinde, tarikatların ve bu tarikatlara insan kaynağı yetiştiren imam hatiplerin rolü büyük.

WikiLeaks'in 29 Kasım 2010'da yayınladığı ve dünya çapında ses getiren diplomatik belgeler arasında Türkiye ve tarikatlar konusunda da bir dizi belge yer almıştı.

O belgelere göre 22 Temmuz 2009’da ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın onayıyla Washington’dan Ankara Büyükelçiliği’ne gönderilen telgraf, “Tarikatlar, Kürtler ve İslam ve Türkiye’de azınlık dinleri konusunda bilgi talebi” başlığını taşıyordu.

Dikkat çekici soruların yer aldığı bu telgrafta, Clinton’ın, dönemin Ankara Büyükelçisi James Jeffrey’nin “acilen”yanıtlamasını istediği sorular, epey öğretici ve mesaj doluydu.

Tarikatlara ilişkin şu sorular soruluyordu ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından:

1) Bugün Türkiye’de üye sayıları ve siyasi kudretleri bakımından en güçlü İslami cemaatler ya da tarikatlar hangileri?

2) Tarikat üyeliğinin, mesela oy kullanma tercihleri gibi siyasi eylemlerle arasındaki ilişki ne? Tarikatlar hangi işlevleri görüyor?

3) Bu gruplara üyelik nasıl işliyor? Dışarıdan birileri de bir gruba yaklaşıp katılmak isteyebilir mi, yoksa üyeler tarafından davet edilmeleri mi gerekir? İnsanlar hiç tarikatlarından ayrılırlar mı? Tarikatlar birbirleriyle nasıl geçinir ya da ilişki kurarlar ve bunu niçin yaparlar?

4) Bir tarikatın bünyesinde, İslami kuralların farklı geleneklerine ya da ekollerine mensup olmak cemaatin genel dinamiğini nasıl etkiler? Tarikatların önde gelen üyeleri, hamilik ilişkisi dışında da, özellikle gündem belirlemek açısından bu gruplara göre mi hareket ederler?

Sorular bunlardı ancak cevapları içeren telgraf, “WikiLeaks Türkiye Belgeleri” arasında yer almıyordu.

O günden bugüne tarikatlar, cemaatler ve benzeri dinsel kurum ve kuruluşlar Türkiye’nin siyasal, sosyal, kültürel, ekonomik hayatında çok daha etkili ve etkin, çok daha nüfuz sahibi bir özne olarak belirginleşti.

PARLAMENTODA HER TARİKATIN TEMSİLCİSİ VAR!

Parlamentoda temsil edilen her siyasi partinin içinde mutlaka farklı tarikatlara mensup, o tarikatlarla doğrudan ya da dolaylı ilişkisi bulunan, TBMM’de o tarikatların ya da dini grupların sözcüsü ya da temsilcisi gibi bir işlev gören parlamenter bulunuyor.

Adalet, içişleri, eğitim, sağlık, bayındırlık, enerji, tarım ve benzeri bakanlıkların, kamu kurum ve kuruluşlarının kritik noktalarında tarikat mensubu bürokratların bulunduğu da su götürmez bir gerçek.

Öyle ki, tarikatlar kendi aralarında anlaşamadığı için Milli Eğitim Müdürlüğü'ne atama yapılamadığı çeşitli haberlere bile konu oldu:

Tarikatlar anlaşamadığı için Milli Eğitim Müdürlüğü'ne atama yapılamadı!

NÜFUSUN YÜZDE 10’U HERHANGİ BİR TARİKAT VE CEMTE AİDİYET DUYUYOR

Hürriyet’ten Okan Konuralp’in bundan tam 10 yıl önce çıkardığı Türkiye’nin tarikat ve cemaat haritası, bugün daha da dallanıp budaklanarak siyasal-sosyal-kültürel hayatımızı belirlemeyi sürdürüyor.

Konsensus adlı kamuoyu araştırma şirketinin “Türkiye Gündemi Mayıs 2011” başlıklı çalışmasındaki en ilgi çekici bölümlerden biri de “cemaat’’ başlığını taşıyordu. Firma bu çalışma için 18-28 Mayıs 2011 tarihleri arasında seçmen nüfusunu temsil etme yeteneğine sahip 18 yaş üstü bin 528’i erkek, bin 472’si kadın, toplam 3 bin kişiyle yüz yüze görüştü. Araştırma, Türkiye genelindeki köy ve mahallelerden oluşan 375 yerleşim merkezinde gerçekleştirildi. Araştırmanın sonuçlarına göre “Herhangi bir cemaate üye misiniz?” sorusuna “Evet üyeyim’’ diyenlerin oranı yüzde 6.2 çıktı. Söz konusu tarikat ve cemaatlere sempatizanlar da eklendiğinde bu oran yüzde 10’u buluyordu. Türkiye gibi nüfusu yüksek bir ülkede tarikat ve cemaatlere yüzde 10 oranında bir aidiyet, durumun vehametini ortaya koymaya yetiyor.

ÜLKEYİ BİR AĞ GİBİ SARAN KARANLIK: NAKŞİBENDİLİK

Tarikat deyip geçmemek lazım.

Çünkü bir tarikat kendi arasında çeşitli kollara ayrılıyor, ülkenin farklı coğrafyalarında, farklı isimler ve liderlikler altında etkili olabiliyor.

Buna bir örnek olması açısından, sadece Nakşibendi tarikatının Türkiye’de günümüzdeki temsilcilerini saymak yeterli:

Türkiye’de Nakşibendi merkezli birden fazla cemaat var, bunların bazıları şöyle:

İsmailağa Cemaati: Mahmut Ustaosmanoğlu'nun İstanbul Fatih'te Çarşamba semtindeki İsmail Ağa Camii merkez olmak üzere oluşturduğu, Nakşibendiliğin Halidiye koluna bağlı bir cemaatir. Manevî olarak cemaatin lideri, cemaat üyeleri tarafından Efendi hazretleri olarak anılan, 1954 yılından emekli olduğu 1996 yılına kadar İsmail Ağa Camii'nin imamlığını yapmış olan Mahmut Ustaosmanoğlu'dur. Cemaatin erkek üyeleri arasında uzun sakallar, cübbeli ve şalvarlı kıyafetler ve namazlarda taktıkları sarıklar, kadınlarında iseçarşaf yaygındır. 1998 yılında Mahmut Ustaosmanoğlu'nun damadı ve cemaatin önde gelen hocalarından olan Hızır Ali Muratoğlu'nun İsmail Ağa Camii'nde öldürülmesi ve 2006 yılında yine cemaatin önde gelen hocalarından emekli imam Bayram Ali Öztürk'ün öldürülmesi cinayetleriyle gündeme gelmiştir. Ahmet Mahmut Ünlü, Abdülmetin Balkanlıoğlu, Mehmet Talu, Resul Bölükbaş, Fatih Kalender, İsmail Hünerlice, Ali Ulvi Uzunlar, Yakup Kabalak, Nurullah Dindar gibi isimler cemaatin tanınmış hocalarıdır.

Menzil Cemaati: Nakşibendi tarikatına bağlı olup Türkiye'deki cemaatler arasında en fazla mensubu olanlardandır. Menzil Cemaati Muhammed Raşit Erol (1930-1993) tarafından kurulmuştur. Bugün önderleri Seyyid Abdulbaki Erol'dur. Adıyaman merkezli olup cemaat Ankara ve İstanbul'da da mevcuttur. Ekonomik gücü, mensuplarının işlettiği firmalardan kaynaklanmaktadır. ki ana kola ayrılır: Adıyaman kolu, Ankara kolu.

Palulu Şeyh Said ve Cemaati: Politikacılardan Abdulmelik Fırat ve Fuat Fırat bu şahsın torunları olurlar. Erzurum, Bingöl, Elazığ hinterlandında Septioğulları adıyla tanınan ünlü bir sülaleden gelirler. Halen geniş bir tarikat muhitleri vardır. Bu muhiti mistik planda temsil eden Şeyh Muhammed Emin’dir.

Arvasiler: Geniş bir Nakşibendi site ailesidir. Politikacı Kamran İnan’ın büyük babası Gaydalı Sıbgatullah Arvasi bu ailenin cumhuriyetten önceki temsilcisidir. Cumhuriyetin ilk yıllarında İstanbul’a gelip yerleşen Abdülhakim Arvasi, Hüseyin Hilmi Işık ve Necip Fazıl Kısakürek gibi iki becerikli kişiyi oldukça etkilemiş ve bu sayede büyük bir ün kazanmıştır.

Tağiler Ailesi: Bitlis’in Norşin ilçesinde kurulan ve 1800’lerin ortalarından beri çok kalabalık bir site olarak varlığını sürdüren bu aile, son yıllarda dağıldı. Bir ara Bitlis Milletvekili olarak meclise giren Muhittin Mutlu, bu ailenin çocuğudur. Kürt kökenli Tağiler, oldukça gelenekçi bir Nakşibendi merkezi olarak faaliyetlerini sürdürdüler. Bu aile Arvasilerin temsilcileridir.

Küfreviler: Bu ailenin şeyh sıfatıyla son temsilcisi Kasım Kufralı (ya da Küfrevî) idi. Bu şahıs Aslen Siirt’in Şirvan (eski adıyla Kufra) ilçesinden Kürt kökenli Muhammed Küfrevî’nin torunudur. Şeyh Abdulbaki’nin oğludur. Demokrat Parti’den Ağrı Milletvekili orak Meclise girmiştir. Günümüzde hayatta değildir ve halefi yoktur.

Süleymancılar: Bunlar, Süleyman Hilmi Tunahan’ın bağlılarıdır. Daha çok Kur’an ezberlettirme amacıyla örgütlendiklerini ön plana çıkararak esas faaliyetlerini örtülü şekilde sürdürmeye çalıştılar.

İskender Paşalılar: Bunlar, Mehmet Zahit Kotku’nun bağlılaıdır. İlk yıllarda Dağıstanlılar olarak yapılanan bu cemaat, daha sonraları karma bir liberal, muhafazakâr entelektüel çevreye dönüşmüştür. Son yıllarda bu şahsı ve cemaatini Mahmud Esad Coşan  temsil etmiştir.

Şeyh Said Seyda el-Cezeri: Cizreli Şeh Seyda olarak ünlenen bu şahıs, Güneydoğu’da tanınan Zengân Kürt aşiretine mensuptur. Şu anda onu, İstanbul Küçükyalı’da oturan oğlu Ömer Faruk temsil etmektedir. Güneydoğu’da ve İstanbul’da bir miktar müritleri vardır.

Zilanlılar: Bu aileyi, yakın geçmişe kadar Kasım Zeydan adında bir kişi temsil ediyordu. Diyarbakır civarında faaliyet gösteren bu şahıs Şeyh Halid-i Zili’nin torunudur. Kasım Zeydan öldükten sonra, kendisini oğlu Abdulkerim Zeydan temsil etti. Abdülkerim Zeydan, bir dönem milletveklliği de yaptı.

Hazinoğulları: Bu aileyi, yakın geçmişte ölen Muhammet Musa Kâzım temsil ediyordu. Bu şahıs, Arap kökenli Siirtli Şeyh Muhammed el-Hazin el-Haşimî’nin torunu ve Milis Generali Şeyh Şerafeddin’in’in oğludur. Bu aileye bağlı cemaatin hemen tamamı Kürttür ve çok dağınıktır. Müritleri daha çok Siirt Bitlis, Ankara, Bursa ve İstanbul’da bulunmaktadırlar.

Yahyalı Cemaati: Kayseri civarında faaliyet gösteren bu merkezi, o yörede hayli etkili. Bir Nakşibendi şeyhi tarafından yönetilmektedir.

Erenköy Cemaati (Mahmut Sami Ramazanoğlu Cemaati): Bu merkezi, son yıllarda Musa Topbaş adında bir tüccar yönetiyordu. Kendisi öldükten sonra oğlu Osman Nuri Topbaş cemaatin başına geçmiştir. Merkezleri Erenköy’de olan bu cemaat daha çok ticaret erbabından oluşmaktadır.

NAKŞİBENDİLİK GİBİ ONLARCA TARİKAT BULUNUYOR

Bu saydıklarımız yalnızca Nakşibendi tarikatının kolları… Bu topraklarda daha onlarca tarikat ve cemaat yaşamaya devam ediyor.

Tarikatlar siyasal, sosyal, kültürel ve ekonomik alanlarda faaliyet gösteren varlıklar. Bu tarikatlara bağlı çeşitli ticari kurum ve kuruluşlar olduğu bilinen bir gerçek. Kolejler, dernekler, vakıflar, yayınevleri, televizyonlar, gazete ve dergiler…

Yukarıda yalnızca bir tanesinin, Nakşibendi tarikatının kollarını ve yayıldığı alanları sayabildiğimiz daha onlarca tarikat bulunuyor.

TÜRKİYE’NİN TARİKATLAR-CEMTLER HARİTASI

Türkiye haritası üzerinde o tarikatlara kabaca bir göz atmak gerekirse, karşımıza şöyle bir tablo çıkıyor:

İSTANBUL-KAYSERİ-DÜZCE-ANKARA

Kadiri Muhammediye

Kadiri tarikatı kökenli Muhammediye kolu İstanbul, Ankara, Kayseri ve Düzce’de güçlü. Lideri Şeyh Seyyid lakabını kullanan Muhammed Ustaoğlu. 1987’de imamlıktan emekliye ayrıldı. Oğlu Muhittin Ustaoğlu da Diyanet İşleri’nde görevli, Düzce’de imamlık yaptı. Tarikat şeceresi Kadiri tarikatının kurucusu Abdülkadir Geylani’ye dayandırmakla birlikte kendilerini Nakşibendi ve Mevlevi geleneğinin parçası kabul ediyor. Zikir törenlerinde zaman zaman yaklaşık bin kişiyi buluşturmayı başarıyor.

KÜTAHYA

Halveti tarikatının Şabaniye Kolu

Şeyhlik postunda 2011'de öldüğü tarihe kadar Mehmet Dumlu oturdu. Türkiye’nin en aktif Halveti tarikatı olarak biliniyor. Düzenli yaptıkları zikir törenlerine kadın ve erkeğin bir arada katılmasıyla tanınıyorlar. Kütahya merkezli cemaatin zikir törenlerine İstanbul’un yanı sıra, Bursa, Uşak, Eskişehir, Ankara ve Afyon’dan da geniş katılımlar oluyor.

ANKARA-VAN-ŞANLIURFA-İSTANBUL

Hizb-ut Tahrir

Grup kendisini "İdeolojisi İslam olan parti" olarak tanımlıyor. Adlarını Hizb-ut Tahrir Türkiye sözcüsü Yılmaz Çelik’in İstanbul Fatih Camii’ndeki basın açıklamasıyla duyurdular. Ankara ve İstanbul’un yanı sıra Şanlıurfa ve Van’da da güçlü oldukları biliniyor. Örgüt çalışmalarını Ankara merkezli Köklü Değişim adlı dergi çevresinde sürdürüyor.

ANKARA-ANTALYA

Galibiler

Kadiri-Rufai tarikat geleneğinden gelen cemaatler arasında tarikatlığını ilan eden tek kol. Şeyhleri Hacı Galip Hasan Kuşçuoğlu 2013'te hayatını kaybetti. Zikirde şiş çekmeleriyle tanınıyorlar. Her perşembe akşamı Ankara’nın Hüseyingazi semtindeki Tevhid Camii’nde yaptıkları zikre yaklaşık 3 bin kişi katılıyor. Müritlerin çoğu çevredeki sitelerin esnafı. Şeyh Kuşçuoğlu kendisini şöyle tanımlıyor: "Mezhep olarak Hanefi; meşrep olarak Alevi; yol olarak Kadiri-Rufai Galibiyiz." Faaliyetlerini, şeyhin adını taşıyan eğitim vakfı kanalıyla sürdürüyor. Cemaat Antalya’da da faaliyette.

ERZURUM

Nurcu Kırkıncı Hoca Grubu

Said Nursi’nin ölümünden bu yana Nurcular 10’dan fazla gruba bölündü. En etkin grup Fethullah Gülen cemaati. Ancak, Nurcular içinde bir isim var ki, Said Nursi’nin ölümünden bu yana "talebeler" içindeki saygın önder konumunu hiç kaybetmiyor. Bu isim, Nurcular arasında Kırkıncı Hoca olarak tanınan Mehmet Kırkıncı. Said-i Nursi’nin, "Evlerinizi medrese yapın" çağrısına uyup Erzurum Karanlık Kümbet Medresesi’ni kuran Kırkıncı, geçtiğimiz ay hayatını kaybetti. 12 Eylül darbesinden iki yıl sonra MGK ve Genelkurmay Başkanı Kenan Evren’e mektup yazan Kırkıncı Hoca, "Dini güçlendirmek, milleti güçlendirmektir" demiş, ima yoluyla da olsa anayasa referandumunda cemaat desteğine karşılık, cemaate destek arzusunu dile getirmişti. Bu tavrı nedeniyle Nurcular arasında eleştirilse de, müridleri ve Gülen’i Nurcu yapan hocası olduğu için, Gülen Cemaati taraftarları arasında özel bir otoriteye sahip.

TRABZON

İcmalciler

Kadiri Tarikatı’nın İcmal Kolu’nun lideri Haydar Baş son dönemde çalışmalarını Bağımsız Türkiye Partisi adıyla sürdürüyor. Parti, 3 Kasım 2002 seçimlerden büyük bir yenilgiyle çıktı. Ulusal televizyon ve günlük bir gazetenin sahibi Haydar Baş’ın Türkiye’nin en zengin cemaat liderleri arasında olduğu iddia ediliyor. Trabzon ve çevresinde güçlü. Baş’ın ismi Trabzon’daki rahip cinayeti sonrasındaki tartışmalarda geçmişti.

İSTANBUL-BURSA

Cerrahiler

Halveti tarikatına dayanıyor. Dergâhları, İstanbul’da Fatih-Karagümrük’teki Kethüda Canfeda Hatun Camii bitişiğinde. Zikirlerinde, müzik ve ibadet dışında hiçbir şey konuşulmuyor. Müritleri arasında çok sayıda tanımış ses sanatçısı bulunuyor. Tarikatın Tophane’deki Kadiriler yokuşundaki Kadirhane’sinde düzenlenen zikir törenleri neredeyse turistikleşmiş durumda. Kadirhane’nin şeyhi Ahmet Misbah Erkmenkul. Celvetiye tarikatına bağlı İsmail Hakkı Bursevi tarafından kurulan Hakkıye kolunun müritleri ise en çok Bursa’da yaşıyor. Kurucularının adını taşıyan bir vakıfları var.

İSTANBUL-ANKARA-ÇORUM-BOLU

Uşşakiler

Halveti Tarikatı’nın bir kolu Uşşakiye. Merkezi İstanbul Kasımpaşa. Kurucusu Pir Hüsameddin’in türbesi de bu semtteki aynı isimli camide. Tarikatı kamuoyuyla tanıştıran isim İbrahim İpek. Uzun yıllar sessiz faaliyet gösteren tarikat onunla birlikte ün kazandı, İpek Yolu adlı yeni bir cemaat oluştu. İpek’in 2000 yılında ölümünün ardından posta 44 yaşındaki eski milli güreşçi Fatih Nurullah oturdu. Nurullah tarikat nüfusunu artırmak için herkese açık kutlamalar, piknikler düzenliyor; zikirleri tarikat üyesi olmayanlara da açıyor. Tarikatın Kasımpaşa’daki merkezi her sene Bolu’da ve Çorum’da düzenlediği "Devran" adlı zikir törenleriyle tanınıyor. Bolu’daki son devrana 2 bin kişi katılmıştı.

ADIYAMAN-ANKARA-AFYON-SAKARYA-İSTANBUL

Menzilciler

Nakşibendi Tarikatı’nın Menzil Kolu adını Adıyaman’ın Menzil köyünden alıyor. Cemaatin en ünlü ismi, uğradığı zehirli iğne saldırısından bir süre sonra hayatını kaybeden Raşit Erol. Şeyh postunda şimdi kardeşi Abdülbaki Erol oturuyor. Şeyh adaylarından Fevzettin Erol ise şimdilik cemaatin Ankara ve Afyon örgütlenmesini yönetiyor. Menzilcilerin Ankara çevresi "Semerkant Grubu" olarak da adlandırılıyor. Fevzettin Erol, yılın bir bölümünü de Afyon’daki merkezde geçiriyor. Cemaat ekonomik gücünü özellikle kendilerine derviş adını veren müritlerin kurduğu şirketlerin belediyelerden aldığı ihalelerle artırıyor. Raşit Erol’un "İmanı kurtarmanın ve pekiştirmenin kafi olduğu bir devir yaşıyoruz" anlayışıyla hareket eden cemaatin Adıyaman Menzil ve Ankara merkezleri özellikle alkol bağımlılığından kurtulmak isteyen kişilerin ilgi odağı.

SİİRT-ANKARA-İSTANBUL-ELAZIĞ

Tillocular

Kurucuları Sultan Memduh Hazretleri’nin türbesinin bulunduğu Siirt’in Tillo beldesi manevi merkezleri. Süryanice "Yüksek Ruh" anlamına gelen Tillo geleneği Kadiri Tarikatı’nın en güçlü kollarından. Siyasete uzak durmaları nedeniyle İcmalcilerden, Kadiri-Rufai geleneğinde faaliyet sürdürmesi nedeniyle de Galibilerden ayrılıyor.

HATAY-GAZİANTEP-ŞANLIURFA-KİLİS-MARDİN-BATMAN

Hazneviler

Türkiye Kürtleri arasında en güçlü Nakşibendi cemaatlerinden biri. Merkezi Suriye’de. Hatay, Gaziantep, Şanlıurfa, Mardin ve Batman ’da örgütlüler. Cemaatin şeyhi Muhammed Haznevi yılda en az bir kez Türkiye’ye gelip, zikir törenlerini yönetirdi. Geçen yıl öldüğünde, binlerce Türk müridinin cenaze töreni için Suriye’ye geçmek istemesi haber bültenlerine konu olmuştu. Şeyhliği Muhammed Haznevi’nin oğlu Muhammed Muta Haznevi üstlendi.

SAKARYA-DÜZCE-BURSA

Hakikatçılar

Hemen hemen tüm cemaatlere karşı yürüttüğü mücadeyle tanınan Hakikatçılar’ın şeyhi Ömer Öngüt. Adapazarı’nda yaşıyan Öngüt, Cemalettin Kaplan, Fethullah Gülen, Necmettin Erbakan, Süleymancılar, İsmailağa Cemaati ve Diyanet’e yönelik ağır eleştiri içeren kitaplarıyla tanınıyor. Sakarya başta olmak üzere Düzce, Bursa ve Ankara’da önemli sayıda müride sahip. Tarikat, şeyhe mutlak itaat ilkesiyle yaşıyor.

KAYSERİ

Nakşibendi Yahyalı Cemaati

Kayseri’de Gülen Cemaati’yle birlikte en güçlü dini grup. Nakşibendi tarikatının Anadolu’daki en önemli kolları arasında. Yahyalı Hacı Hasan Efendi’den alıyor adını. Şimdi şeyh postunda oturan kişi Ramazan Dinç. Cemaat, Kayseri’deki sanayi gelişimine paralel olarak hızla büyüdü. Müritleri arasında Kayseri’nin önde gelen işadamları bulunuyor.

İSTANBUL

Işıkçılar

Seyit Abdülhalim Arvasi’ye bağlı Hüseyin Hilmi Işık’ın kurduğu cemaat günümüzde İhlas Holding şemsiyesi altında büyüdü. Cemaatin lideri Enver Ören’in rahatsızlığı ve İhlas Finans’a el konulması cemaatin güç kaybetmesine neden oldu. 

TÜRKİYE’NİN EN YAYGIN İKİ CEMTİ

Gülen Cemaati ve Nurcular

Türkiye’nin tarikat ve cemaat haritasında Nurcular ağırlıklı yer işgal ediyor. Tarikatın en ünlü ismi Fethullah Gülen’in etkinlik alanı Türkiye’nin tüm illerini kuşatıp, tarikat okulları kanalıyla Afrika’dan Uzakdoğu’ya uzanıyor. 1941 doğumlu Gülen, 1970’lerden itibaren Nur hareketi içinde gözyaşı eşliğindeki vaazlarıyla kendi yolunu çizdi. Akyazılılar ve Türkiye Öğretmen Vakfı gibi kuruluşlarla başlayan örgütlenmesi bugün büyük bir ekonomik ve siyasi güce dönüşmüş durumda. Cemaatin medyadan eğitime, finansa, sağlık sektörüne kadar pek çok alanda yatırımı bulunuyor. Gülen’in olası ölümü sonrasında bu büyük ekonomik gücün nasıl paylaşılacağı belli değil. Nur cemaatinin içinde adı sık geçen diğer gruplar şunlar: Liderliğini Mehmet Kutlular’ın yaptığı Yeni Asyacılar (İstanbul), liderleri İzzet Yıldırım, Hizbullah tarafından kaçırılıp öldürülen, Med-Zehra Vakfı çevresi (Doğu-Güneydoğu Anadolu), Müslüm Gündüz liderliğindeki Aczmendiler (Elazığ-İstanbul), Yeni Nesilciler, Yazıcılar.

Süleymancılar

Cemaatin kurucusu Süleyman Hilmi Tunahan, soyunu Nakşibendi Şeyhi Selahaddin İbn-i Seracettin ’e dayandırıyor. Zamanla bağımsız bir yol izledi. Kurduğu Kuran kurslarından yetişen öğrenciler, hocalarının mehdiliğine iman edip, Süleymancılar cemaatini oluşturdu. Ege ve Akdeniz bölgelerinde güçlenen Süleymancılar zamanla tüm yurda yayıldı. Faaliyetlerini "kurs ve okul talebelerine yardım dernekleri" adı altında yürütüyor. Hakikatçılar’ın şeyhi Ömer Öngüt, Süleymancılar’ı "Dinleri Süleymancılık, imanları para, huyları gasp, meslekleri de dilencilik olan bir cemaat" olarak adlandırıyor. Türkiye’nin her ilinde en az bir Kuran kursuna sahip cemaatin, kurs ve öğrenci yurtlarının toplam sayısının 1500’ü bulduğu söyleniyor. Tunahan ’ın ölümünün ardından cemaat liderliğine Kemal Kaçar geçti. Onun vefatı sonrasında ise cemaat her ne kadar reddedilse de iki kardeş Ahmet Denizolgun ile Beyazıt Denizolgun arasında bölündü.

İSTANBUL-ANKARA

İskenderpaşa Cemaati

Geçmişi 1800’lü yıllara, Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi’ne uzanıyor. Uzun süre, Gümüşhanevi tekkesi cemaate ismini verdi. Mehmet Zahit Kotku şeyhlik postuna oturduktan sonra, görev yaptığı İskenderpaşa Camii tarikata ismini verdi. Kotku’nun ölümünden sonra liderliğe geçen damadı Prof. Esad Coşan da 2001 Şubat’ında Avustralya’da trafik kazasında öldü. Post oğlu Nurettin Coşan’a kaldı. Esat Coşan, tarikatı kurduğu vakıflar sayesinde büyüttü. Bunların en etkini Hakyol Vakfı. Koşan, İlim Kültür ve Sanat Vakfı ile Sağlık Vakfı’nı da kurarak örgütlenmeyi genişletti. "Hanım Dernekleri"yle kadın örgütlenmesine yöneldi. Şu andaki lider Nurettin Coşan, dini eğitiminin yanı sıra New York’ta işletme öğrenimi gördü. Babasının isteğiyle 1996’da aile şirketi Server Holding’in yöneticiliğini üstlendi. Ticari faaliyetleri ve seyahatleri nedeniyle liderlik görevini yerine getiremediğini iddia eden bir grubun muhalefet başlattığı ve tarikattan koptuğu söyleniyor. Siyasetin birçok önemli ismi cemaatle gönül birliği içinde: Eski cumhurbaşkanı Turgut Özal, başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Korkut Özal, maliye bakanı Kemal Unakıtan, bir dönem için dahi olsa Necmettin Erbakan. İskenderpaşa Tarikatı’nın bir de siyasi partisi var: "Sağduyu Partisi." Recep Tayyip Erdoğan’ın, 3 Kasım 2002 Seçimleri sonrasındaki ilk cuma namazını Ankara’nın Dikmen semtindeki Mehmet Zait Kotku Camii’nde kılması bu gönül bağının sembolik işareti olarak değerlendiriliyor.

İSTANBUL-KONYA-ANKARA

Erenköy Cemaati

Kökleri Kelami Dergâhı’na ve şeyhi Erbilli Mehmet Esat’a dayanıyor. Mehmet Esat, tekkeler kapatılınca Erbil’deki arazilerini satıp, İstanbul’a yerleşti. Erenköy’de bir köşk aldı, cemaatin temellerini attı. Menemen Ayaklanması’na karıştığı iddiasıyla gözaltındayken rahatsızlanıp hayatını kaybetti. Erenköy Cemaati, Mehmet Esat’ın halifesi Mahmud Sami Ramazanoğlu’nca kuruldu. Nakşibendi geleneği içinde, esnaf ve işadamlarının kolu olarak biliniyor. Ramazanoğlu’nun ardından cemaatin dini sorumluluğunu Musa Topbaş üstlendi. Onun ölümüyle üç isim ön plana çıktı: Yeni Şafak’ın eski başyazarı Ahmet Taşgetiren, Eymen Topbaş ve Konya’da yaşayan Tahir Büyükkörükçü. Şeyh postuna Büyükkörükçü’nün oturduğu ileri sürülüyor. Konya’da Erenköy Mahallesi’nde yaşayan Büyükkörükçü bir dönem Milli Selamet Partisi milletvekilliği de yapmıştı. Erenköy Cemaati’nin Ankara örgütlenmesini ise Muradiye Vakfı yürütüyor.

İSTANBUL

İsmailağa Cemaati

Kurucusu Ebuishak İsmail Efendi, 1723’te Fatih’te adını taşıyan camiyi inşa ettirdi. Ölümünden sonra cemaati tarikat yoluna girdi. Şeyh Batumlu Ali Haydar Efendi, 1960’da ölene kadar liderliği yürüttü. Görevi İsmail Ağa Camii imamı Mahmut Ustaosmanoğlu devraldı. Cemaat İstanbul’un merkezi Fatih’te, Türkiye’nin en dikkat çeken İslami gettosunu oluşturdu. Sarık, şalvar ve cübbeli giyimleriyle diğer Nakşibendi gruplarından ayrılıyorlar. İsmailağa Cemaati, Ustaosmanoğlu’nun kökeni nedeniyle İslami gruplar içinde "Oflular" olarak da tanınıyor. Cemaatin önde gelen bazı isimlerinin Salih Mirzabeyoğlu liderliğindeki İBDA-C ile birlikte hareket etmesi, grubun radikalleşme potansiyelinin bir kanıtı gösteriliyor.

YARIN: Tarikatlar ile AKP’nin doğrudan ve fiili ilişkisi… AKP tarikatları, tarikatlar AKP’yi nasıl kullanıyor…

ÇARŞAMBA: Şair-yazar Özdemir İnce’yle dinselleşme ve tarikatlara dair söyleşi…


Kaynak: Haber.sol.org.tr
Son Güncelleme: 07.03.2016 11:24
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177