26 Ocak 2016 Salı 00:03
Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ırkçılıkla böyle mücadele ediyordu

Editörün notu: Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nde (SSCB) ırkçılıkla mücadele propagandasının nasıl yürütüldüğüne ilişkin aşağıdaki makale, 24 Ocak 2016 tarihinde The Guardian'da Steve Rose imzasıyla ve "Marksist bir 'ütopyanın” ırksal harmonisi: Sovyetler Birliği ABD’nin ayrımcılığından nasıl istifade etti?" başlığı ile yayımlandı. Aynı dönemde, Avrupa'da faşist iktidarların yükseldiğini, ABD'de ise özelikle siyahîlere karşı yasal ve toplumsal baskıların İç Savaş'ın "kuzeyli" zaferinin yaklaşık 70 yıllık anısına rağmen tüm çıplaklığı ile yaşandığını, ayrımcılığın hukuki biçimlerinin 60'lı yıllardaki siyahî mücadelesinin başarılarına kadar sürdüğünü not etmek gerekiyor. Aynı SSCB, 2. Dünya Savaşı sonrası sömürgelerde yükselen ulusal kurtuluş mücadelelerinin de en büyük destekçisiydi.

Afrikalılara ve Afro-Amerikalılara komünizmin cezbediciliğini göstermek üzere 1930’lardan itibaren hazırlanan afişler büyüleyici ve unutulmaya yüz tutmuş bir tarihe ışık tutuyor.


1957 yılına ait olan bu afiş, Moskova’nın manzarasını keşfe çıkan çok kültürlü bir grubu sergiliyor. Fotoğraf: Wayland Rudd Arşivi/ Yevgeniy Fiks/Flint

“Tüm ülkelerin işçileri ve ezilen sömürgeleri Lenin’in bayrağını yükseltin!”; “Selam olsun dünyayı saran Ekim Devrimi’ne!” sloganları onurlandırıcıdır. 1930’ların bu Sovyet propaganda afişlerini farklı kılan şey ise Afrikalı halkın diğer ırklardan insanlarla kol kola yürüdükleri Marksist bir ütopyanın bu resmin içine dahil edilmesidir. O zamanlar, bu resimlere hayat veren sanatçılar da dahil olmak üzere Rusların pek az bir kısmı etten kemikten siyahi bir insanla karşılaşırdı.

Calvert 22 tarafından Londra’da yenisi açılan Dağılan Nesneler (Things Fall Apart) sergisinin bir parçası olan ve Afrikalılar ve Sovyetler Birliği arasındaki bağı inceleyen bu afişler unutulmaya yüz tutmuş büyüleyici bir tarihin ta kendisidir. New York’ta yaşayan Rus sanatçı Yevgeniy Fiks; “Doğrusunu isterseniz, Afrikalılar ve Afro-Amerikalılar 1930’larda dahi Sovyetler Birliği’ne gelirlerdi” diyor. Sovyet propaganda görsellerini didik didik eden Fiks, Wayland Rudd arşivi için 200 resim topluyor. ABD’de eğlence sektörünün ırkçılığından yılarak 1932’de Moskova’ya göç eden Afro-Amerikalı bir aktörün adını da sergiye veriyor. Moskova’da 20 yıl boyunca yaşayıp orada hayata gözlerini yuman Rudd, herhalde tamamı beyazlardan oluşan bu yılın Oscar adaylarını görmüş olsaydı ne kadar doğru bir karar almış olduğunu bir kez daha anlardı.


1920’lerden bir Sovyet afişi Fotoğraf: Wayland Rudd Arşivi/Yevgeniy Fiks/Flint

“Sovyet ideolojisi Afro-Amerikalı aydınların aklını çelmişti” diyor Fiks. “ABD’de yaşamın kurgulanışına dair yaşadıkları kötü deneyimler bu ideolojiyi haklı çıkardı.” ABD’de siyahi insanlar halen güçsüz kılınıyor, sömürülüyor ve ayrımcılığa maruz kalıyordu. “Afişlerde de görüldüğü üzere Moskova’ya ayak basanlar gerçekten de eşit muamele görüyordu” ifadesini kullanan Fiks “düzinelercesi de kalmayı tercih ediyordu” diye de ekliyor.


1948’e ait bir Sovyet afişi. Soldaki resmin altında “Kapitalizm” sağdakinde ise “Sosyalizm” yazıyor. Fotoğraf: Wayland Rudd Arşivi/Yevgeniy Fiks/Flint

Sovyetler Birliği, konuyu düzenli olarak uluslararası boyuta taşıyarak ABD’nin ırkçılığından o dönem önemli ölçüde fayda sağladı. Sergide yer alan bir afiş, Özgürlük Heykeli'nin aşağısında zincire vurulmuş, yara bere içindeki siyahi bir adam ile neşe saçan bir gökkuşağı ulusunu yanyana gösteriyor. Alt yazılarda sırasıyla “Kapitalizm” ve “Sosyalizm” yazıyor. Hiç kuşku yok ki bu durum insan hakları hareketine katkıda bulunmuştur. Amerikan Komünist Partisi ABD’nin ırksal harmoniye sahip ilk siyasi partisiydi.


1967’den bir afiş. Afrika Dayanışma Girişimi: “Özgürlüğün şafağını karartma!” Fotoğraf: Wayland Rudd Arşivi/Yevgeniy Fiks/Flint

Afrikalıların Sovyetler Birliği’ne ikinci kez akın edişi, 1950’lerin sonu ve 60’ların başında “ezilen sömürgelerden” yaşanmıştır. Avrupalı sömürge güçlerinin savaş sonrasında Afrika’da sürmekte olan varlığı Sovyet propagandacılarının ekmeğine yağ sürerken Angola, Mozambik, Mısır ve Kongo gibi ülkelere askeri ve diplomatik desteğinin yanısıra Sovyetler Birliği, Afrikalı öğrencileri yeni açılan Patrice Lumumba Halklar Dostluğu Üniversitesi’ne kabul etmiştir.


1967’den bir Sovyet afişi. Fotoğraf: Wayland Rudd Arşivi/Yevgeniy Fiks/Flint

Bir kısmı Moskova’da kalmayı tercih ederken diğerleri Afrika hükümetlerinde önemli mevkilerde görev yapmıştır.

Son dönemlerde futbolda yaşanan ırkçılık haberlerine ve yine bir Duma Milletvekili’nin Barack Obama’yı maymuna benzetmesi gibi olaylara dayanarak bir yargıya varacak olursak; bugünün Rusya’sına bakıldığında, o ırkçılık sonrası idealizmi bulmak zor görünüyor. Söz konusu afişlerin (ve devlet tarafından zorla kabul ettirilen ırkçılık karşıtlığının afişlerin arkasında dikiliyor olmasının) Rusya’nın ırkçılığa içkin sorunlarını hasır altı etmiş olması olabilir mi bunun sebebi? Ya da Sovyet sonrası ortaya çıkan bireyci tablonun bir sonucu olarak ırkçılık farklı bir biçim alarak mı yükselmişti? Belki de tüm bu olanlar kapitalizmin suçudur.


1969’dan bir Sovyet afişi. Sloganda “Birlikten kuvvet doğar!” yazıyor. Fotoğraf: Wayland Rudd Arşivi/Yevgeniy Fiks/Flint


1973’e ait bir afiş: “Yaşasın Dünya kadınlarının dayanışması!” Fotoğraf: Wayland Rudd Arşivi/Yevgeniy Fiks/Flint


1933’ten bir afiş. “Selam olsun dünyayı saran Ekim devrimine!” Fotoğraf: Wayland Rudd Arşivi/Yevgeniy Fiks/Flint


1964 yılına ait bu posterde “Moskova’da elinden tuttuğum bir dostu asla unutmam!” yazıyor. Fotoğraf: Wayland Rudd Arşivi/Yevgeniy Fiks/Flint


1932’ye ait bir Sovyet afişi. “Tüm ülkelerin işçileri ve ezilen sömürgeleri Lenin’in bayrağını yükseltin!” Fotoğraf: Wayland Rudd Arşivi/Yevgeniy Fiks/Flint

 


Kaynak: Haber.sol.org.tr
Son Güncelleme: 26.01.2016 00:03
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177