06 Mart 2016 Pazar 22:24
Davutoğlu: Fezlekeler konusunda tek başımıza kalsak ne yapacağımızı biliriz

Davutoğlu, aralarında Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek'in de bulunduğu bir heyetle Avrupa Birliği-Türkiye Zirvesi'ne katılmak üzere Brüksel'e gitti. 

Başbakan, hareketinden önce Atatürk Havalimanı Devlet Konukevi'nde gündeme ilişkin gazetecilerin sorularını yanıtladı. Brüksel'de düzenlenecek olan AB-Türkiye Zirvesi'ne katılacak olan Başbakan Davutoğlu, seyahatiyle ilgili olarak şu açıklamalarda bulundu: 

“28 ülkenin katılımıyla ikinci kez bir araya geleceğiz. Zaten 29 Kasım'da aldığımız kararla yılda en az bir kere değişik formatlarda iki kere bir araya gelme kararı almıştık. Tabii 29 Kasım'da üzerinde mutabık kaldığımız bir eylem planımız var. Bu eylem planımız Türkiye-AB ilişkilerinde yeni bir aşamaya geçildi. Bu çerçevede bir fasıl açıldı. Fasılların açılmasına ivme katmak için önemli çabalar sarf edildi. Schengen sistemine Türkiye'nin entegre olması ve vizesiz Avrupa seyahati imkanı tanınması bağlamında vize muafiyeti anlaşması ve geri kabul anlaşması uygulama eylem planlarında da mutabık kalmıştık. Biz Türkiye olarak gerekli reformları adım adım yapıyoruz. 1 Kasım sonrası attığımız reform adımlarının önemli bir kısmı, bu Schengen sistemine entegre olmakla ilgili. Üçüncü önemli adımı Gümrük Birliği'nin reforme edilmesi, bugünkü şartlara intibak edecek şekilde yeniden gözden geçirmek üzere önemli çalışmalarımız var. Dördüncü önemli ayağı da Suriye bağlamında Türkiye-AB arasında istişare yoğunlaşması, mülteciler konusunda birlikte çalışma iradesi. O günden bugüne çok önemli mesafeler oldu. Türkiye'nin attığı adımlar oldu Avrupa Birliği'nin atmayı taahhüt ettiği ve attığı adımlar oldu. Biz bunu temelde insani mesele olarak görüyoruz. 5 yıldır bu yükü Türkiye tek başına taşıyor. Ama 2015 yılının ikinci yarısından itibaren konunun Avrupa gündemine taşınmasıyla birlikte, konunun Avrupa'da görmüş olduğumuz duyarlılıktan da memnunuz. Ortak çalışma iradesinde de bu anlamda memnunuz. Avrupa Birliği Komisyon Başkanı Tusk'u tekrar Ankara'da ağırladık. Bütün bu eylem planları unsurlarını gözden geçirdik. Türkiye, gelen mültecilerin ihtiyaçlarının karşılanması ve bunun için ayrılan 3 milyar Avro'luk fonun kullanımı ve Ege'de alınacak tedbirler de dahil olmak üzere kapsamlı bir gündemi gözden geçirmiştik. Bu akşam iner inmez Almanya Başbakanı Angele Merkel, Hollanda Başbakanı ile üçlü bir görüşme gerçekleştireceğim. 28 ülkenin lideriyle birlikte bir masanın etrafında konuyu ele alacağız. Avrupa Birliği-Türkiye ziyaretini tamamladıktan sonra, bu kez NATO Genel Sekreteri ile bir görüşme gerçekleştireceğim."

TAHRAN'DAKİ GÖRÜŞMEDE SURİYE KONUSU...
Başbakan Ahmet Davutoğlu, şöyle devam etti:

“Biz ilke olarak, hep bölge ülkelerinin kendi meselelerini çözerek bölgedeki kardeş kavgasına son vermesini benimsedik. Bu anlamda Suriye'de de farklı bir tavır takınmadık. Suriye'de de bölge ülkelerinin istişaresine önem verdik. Bu bağlamda Türkiye ve İran'ın özel konumları var. Gerek Irak'ta gerekse Suriye'de doğudan komşuluk ilişkileri, Suriye'de de gerçekten barışa ve ateşkese katkıda bulunacak ülkeler. İran seyahati esnasında Türkiye ile İran'ın Suriye konusunda ortak perspektif geliştirebilmesi imkânlarını araştırdık. Dün vurguladığım gibi 5 konuda mutabık kaldık. Bunlardan birincisi, bölge ülkeleri bölgenin kaderini birlikte konuşmalı, önyargı olmadan, kayıt olmadan konuşmaları. Tabii bu diğer ülkelerin dışlanması anlamına gelmiyor. Ateşkesin sağlanması, Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya arasında görüşmeler ya da Avrupa Birliği'nin mülteciler konusunda yaptığı katkılara bir itirazımız yok. Son günlerde bölge ülkelerin kanaatleri ve düşünceleri çok fazla dikkate alınmadan gidebilecek süreçler, olabilecek gelişmeler söz konusu oldu. Sayın Ruhani ile mutabık kaldığımız ikinci husus ise ateşkesin sürdürülmesi ve kardeş kanının durdurulması. Şu an ateşkes kırılgan bir durumda. Maalesef Rusya saldırılara devam ediyor. Birçok yerde rejimin ateşkes ihlalleri var. Birlikte ateşkesin sürdürülmesi için çaba sarf edeceğiz. Üçüncüsü, Suriye'nin toprak bütünlüğünün sağlanması. Son dönemde B planı, kapalı kapılar ardında Suriye'nin parçalanması, belli yerlerde terör gruplarına ülkenin terk edileceği senaryoları ortada dolaşıyor. Parçalanmış bir Suriye istemiyoruz. Dördüncüsü, yeni oluşacak Suriye'de herkesin temsil edildiği, kimsenin dışlanmadığı bir siyasi yapı olsun. Irak'ta bu yapılamadığı için halen huzur sağlanamadı. Beşincisi ve en önemlisi, terör örgütlerine, DAİŞ ve PKK'ya karşı gerek Irak'ta gerek Suriye'de birlikte hareket etme kararı. Şimdi İran'la mutabık kaldığımız bu hususlar bir çerçeveyi çiziyor. İran'la diğer komşu ülkelerle de görüşmelerimizi sürdüreceğiz ve bu çerçevede kalacağız." 

HDP'Lİ 5 MİLLETVEKİLİNİN DOKUNULMAZLIKLARI
Basın mensuplarının, HDP'li 5 milletvekilinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasıyla ilgili fezleke hakkındaki sorusu üzerine Davutoğlu şunları söyledi: 

“Dokunulmazlıklar konusu bir dönemdir gündemde. Sadece siyasilerin değil, toplumun da gündeminde. Terörü teşvik eden bazı açıklamalar, terörü kutsayan bazı taziye ziyaretleri gibi uygulamalar milletin maşeri vicdanında çok derin izler ve tepkiler doğurdu. Dokunulmazlık, siyasilerin Meclis kürsüsünü fikir özgürlüğü içinde ve demokratik hukuk devleti içinde kullanma özgürlüğüdür. Kimsenin Meclis kürsüsüne müdahale etmemesini teminat altına alan bir özgürlüktür. Bu bağlamda dokunulmazlıkları savunuyoruz ve savunacağız. Ama dokunulmazlık Meclis kürsüsünü veya diğer siyasi faaliyetlerin hukuk devleti kurallarına karşı çıkma özgürlüğü değildir. Burada çok ciddi toplumsal tepki var. Sadece Türkiye'nin batısında değil, ziyaret ettiğim Şırnak'ta da tepki var. Oradaki insanlar bizlerle kucaklaştıklarında, bize 'Bunlar bizi temsil etmiyor Başbakanım. Bu tavırlara, Kürt vatandaşlarımıza mal eden davranışlara izin vermeyin' diyor. Bir kardeşimiz orada, 'Ankara'daki saldırıda bizim canlarımızı alanları biz lanetliyoruz' diyorlar. Yükselen bir toplumsal tepki var. Dokunulmazlıkların böyle istismar edilmesini engelleyecek bir tavır almamız gerekebilir. Bütçe görüşmelerinden sonra Meclis Başkanı'mızla da görüşeceğiz sürecin başlaması için. Dikkat ederseniz, bunun bir parti meselesi olmaması için bir çağrıda bulundum." 

'ESKİ MÜFTÜ ÇIKSIN, TERÖRİST EVİNE YAPILAN TAZİYEYLE İLGİLİ AÇIKLAMA YAPSIN'
“MHP ve CHP'ye bu konuda tutumları için çağrıda bulundum. MHP bir açıklama yaptı. CHP'nin de tutumunu görmek istiyorum. Bu mesele AK Parti'nin tek başına yürüttüğü bir mesele değil. Biz tek başımıza kalsak ne yapacağımızı biliriz. Ama Meclis'in itibarını korumak hepimizin ortak meselesi. Hatta HDP için de bir çağrıda bulunuyorum. Eski bir müftünün çıkıp açıklama yapmasını bekliyorum. Böyle bir taziye olur mu? İnsanlar niye vefat ettikten sonra, neden 'Haklarınızı helal ediyor musunuz?' sorusuna muhatap olurlar? Çünkü orada birilerinin hakları olursa, haklarını talep etmeleri için. Bu 29 canı alan teröriste 29 canın yakınları haklarını helal ediyor mu? Ettiler mi, etmediler! Şimdi bunun cevabını vermek lazım. Cevap bekliyorum. HDP içinde olup da akademik hayattan tanıdığım profesörler var. Tavırları ne olacak? Şimdi bunu yapmak suretiyle, bütün Meclis'in itibarını koruyan bir mesele haline dönüştürmemiz lazım. Meclis'in onurunu korumak hepimizin vazifesi. AK Parti olarak bu onuru koruruz ama, bakalım diğerleri ne yapacak? Bunu gördükten sonra, hukuk ne gerektiriyorsa onu yaparız. Toplumun maşeri vicdanının her gün örselenmesine izin vermeyiz. Sayın Kılıçdaroğlu'ndan açıklama bekliyorum. Böyle bir durumda Kılıçdaroğlu'nun tutumu nedir? Ve özellikle zikrettiğim diğer her milletvekilleri, aldığı oy nedeniyle saygındır, fikirlerine katılmasak da oy verdiği insanlara saygımız vardır. Ama özellikle insani konuları ön planda tutan HDP milletvekillerinin tutumunu görmek istiyoruz."

'TUTUMU AÇIK VE NET GÖRMEK İSTİYORUZ'
MHP lideri Devlet Bahçeli'nin anayasa referandumu ile ilgili açıklamalarına da değinen Başbakan Davutoğlu şunları söyledi: 

“Bahçeli, daha önce de birçok konuda olduğu gibi, mantık silsilesi ve cümleleri ardı ardına getirince, sonuç çıkarmakta zorlandığım yerler oldu. Sayın Bahçeli'nin bu konularda daha açık, daha net ifadeler kullanması, önümüzdeki sürecin aydınlatılması açısından atılacak adımlarda önemli. Sayın Bahçeli'den şunu görmek isteriz: Anayasa Komisyonu'nda CHP olursa iyi olur. Ama 'CHP olmasa da ben varım' netliğini... Gerçekten tutumu açık ve net görmek isteriz. Gerek Anayasa Komisyonu'na katılım konusundaki tutumu, gerekse referandumla ilgili tutumu. Tabii olumlu bir adım atarsa, yani Anayasa Komisyonu'na katılım bağlamında, Anayasa Komisyonu kaldığı yerden devam eder. Bir partinin sorumluluklarını yerine getirmiyor olması, diğer partiyi örnek teşkil etmez. Her birimiz kendi hesabını halkın önünde veriyoruz. 'Başkanlık sistemi olursa ben gelmem' demesi, diğerlerini örnek teşkil etmemesi lazım. Ümit ederiz ki Sayın Kılıçdaroğlu da bir kez daha düşünür. Ben kendisiyle görüştüğümde, böyle bir şartı bize öne sürmedi. Biz kendi teklifimizi getiririz, siz de kendi teklifinizi getirirsiniz, darbe hukukundan arındırırız gibi pozitif bir dille sürekli konuşulmuştu. Bu arada ne oldu, ben de merak ediyorum. Sayın Bahçeli'nin de tutumu daha açık net ortaya koymasını bekliyoruz."


Kaynak: Haber.sol.org.tr
Son Güncelleme: 06.03.2016 22:24
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177