16 Şubat 2016 Salı 13:24
Bir askerin boğazı kesildi, tek bir açıklama bile yok: Yayladağı'nda neler oluyor?

Hatay'ın Suriye sınırındaki ilçesi Yayladağı'nda Mustafa Uygun isimli bir asker boğazı kesilerek öldürüldü. Daha önce askeri sınır karakoluna düzenlenen IŞİD saldısının ardından, o karakolda miting düzenleyip şov yapan AKP'den hiç ses yok. Tek konuşan Hatay Valisi. O da "kaçakçıların işi" diyor. Vali aynı açıklamasında "boğuşma" diyor ama bunun ne kadar gerçeklikle bağdaşmayan bir yorum olduğunun kendisi de farkına varmış olacak ki, açıklamasını revize ederek "boğuşma" ibaresini kaldırıyor. 

Hükümet cephesi ne kadar susarsa sussun, bölge kaynıyor. Cihatçılar kaçmaya, Türkiye'de El Nusra propagandası yapan cihatçılar da provokasyonlarına devam ediyor. Biz de son gelişmeler ışığında bölgede neler yaşandığını, CHP eski Hatay Milletvekili Mehmet Ali Ediboğlu'na sorduk. Ediboğlu, Bayır Bucak'tan MİT TIR'larına, öldürülen askerin bağlı bulunduğu Güveççi Karakolu üzerine yapılan provokasyonlardan sınırdan geçişlere, sahte yardım kampanyalarından yine sahte "angajman gereği" top atışlarına; sorularımızı yanıtladı. Ediboğlu, bölgeden çektiği fotoğrafları da soL'la paylaştı.

,'KAÇAKÇILAR İDDİASININ TUTAR YANI YOK'

Askerin öldürülmesinde, Valilik'in "kaçakçılar" iddiasının hiçbir tutar yanı olmadığına dikkat çeken Ediboğlu, burada asıl bakılması gereken noktanın sınır kontrolünün sıkılaştırması, kaçan cihatçıların Türkiye'ye geçmekte zorlanması olduğunu söyledi. Sosyal medyada cihatçıların provokasyonun hemen ardından saldırının gerçekleştiğini hatırlatan Ediboğlu, "Askerin öldürülmesinden önce sosyal medyadan yapılan provokasyonda karakol komutanının Alevi olduğu da söyleniyordu. Bunun üzerinden hedef gösterdiler. Bu paylaşımın altına da yorumlar yapılıyor 'gidelim evlerini bulalım, saldıralım' gibi" dedi.

"Bu saldırıyla ilgili Valilik 'arbede yaşandı' açıklaması yaptı. Bir kere bu arbede olsa askerde silah var ve 'vur' emri var. Askerin silah kullanmasını beklersin" diyen Ediboğlu, "Ama burada öyle bir şey yok. Saldıran gruptan kimseye bir şey olmamış. Yok kaçtılar, yok 4 kişi gözaltına gibi saçma sapan bilgiler var. Bunun doğrudan, hedef gözetilerek yapılmış bir saldırı olduğunu düşünüyorum. Muhtemelen bunların geçişine izin verilmedi ve saldırı oldu" şeklinde konuştu. 

AKP tarafından açıklama gelmediğine dikkat çeken Ediboğlu, "Kimse konuşmuyor. YPG böyle bir saldırı yapsa ne olurdu? En azından o çok söyledikleri angajman kuralları uygulanırdı. Burada o bile yok" dedi.

"2 tane resmi sınır kapımız var, Yayladağı ve Cilvegözü. Bu kapılar ilişkilerin bozulmasıyla beraber, ki Yayladağı temelli kapatılmıştı, karşı tarafı rejimin elinde çünkü. Onarım yapıyoruz, yenileyeceğiz bahanesiyle kapatıldı" diyen Mehmet Ali Ediboğlu, "Cilvegözü kapısını sürekli lojistik yardımlar için, ticaret yapmak için kullandılar. Ticaret derken, o bölgede yaşayan insanların bütün ihtiyaçları Türkiye'den karşılandı. Götürüp oraya kamyonlarla, gıda maddesinden temizlik maddesine kadar ticareti yapılıyordu. Bu işten çok zengin olan da oldu bölgede. Karşı tarafın bütün lojistik desteği, gıda, temizlik gibi aklınıza ne geliyorsa, inşaat malzemesi de dahil buna, Türkiye'den karşılandı" ifadelerini kullandı.

Hatay sınırında bir askerin kafası kesildi!

'Hatay'da bir askerin kafası kesildi' haberi Valilik'in sitesinde revize edildi!

Hatay'da kafası kesilen askerin karakolu hedefteymiş

MAZOT KAÇAKÇILIĞI
Burada büyük miktarda kaçakçılık yapıldığını söyleyen Ediboğlu, "Mazot kaçakçılığı yaptılar. Türkiye'nin en büyük otobüs firmaları, TIR filoları gelir sıraya girerlerdi. Her biri 1-2 ton alır giderlerdi. Yedek depolar yapmışlardı. Türkiye'nin her yerinden günde binlerce tır gelirdi. Birden kesildi" dedi. Ediboğlu, "Şimdi de 'Engelledik' diyorlar. Engellemediler. Işid ve El-Nusra kavga etmeye başladıkları zaman buradaki kaçakçılık durdu" şeklinde konuştu. 

TERSİNE DÖNDÜ
Ediboğlu bu süreci şöyle anlattı:

Petrol üretilen yer Rakka, Işid'in hakimiyetinde. Bizim Hatay sınırına yakın petrol yok. Önce oradaki petrol istasyonlarından çaldıkları mazotu getirip sattılar. Sonra Rakka'dan tankerlerle ham petrol getiriyorlardı. Biri Sarmada'da, burası da Cilvegözü'nün 8-10 km gerisinde bir kasaba. Bir tanesi Atme'de. Atme de Bükülmez köyünün tam karşısında. Size fotoğrafını gönderdiğim yer Atme. Tam Afrin'in Güney sınırında. Onun kuzeyinde yarım bir duvar var. İşte o duvar Afrin'de El-Nusra'nın sınırı. O duvar sınır. Onun üst tarafı Afrin Kantonu. Bir Atme'de rafineri yaptılar. Bir tane Reyhanlı'nın karşısında Harim diye bir kasaba var. Biride burada olmak üzere ilkel, merdiven altı rafineri kurdular.  350 km ötede, Rakka'da onlarca tankerle her gün ham petrol getirip, orada rafine edip satıyorlardı. Hepsinin de müşterisi hazırdı. Ne zaman ki ışid ve Nusra birbirini vurmaya başladı o zaman getiremez oldular. Burada satanlar Nusra'lılar. Nusra, Öso, Ahrar-uş Şam... Bir de komutan tugayı var, Yavuz Selim tugayı, Abdülhamit tugayı vs. Bunlar satıyordu mazotu. Ancak Işid ve Nusra'nın arasının bozulması ve ilişkinin kopması üzerine gelemez oldu ham petrol. Ne zamandan beri derseniz de, tam tarih Mart 2014. Yani tam 2 yıldır, Rakka'dan petrol akışı durunca burada da mazot kaçakçılığı durdu.

İşlerin tersine döndüğünü anlatan Edipoğlu, "Son 1,5 yıldır Türkiye'den muhaliflere petrol de götürüp veriyorlar" dedi.

ORGANİZE İŞLER
"Cilvegözü Kapısı'ndan İdlip bölgesinin bütün ihtiyaçları karşılanıyordu, mazot da dahil buna" diyen Ediboğlu, "Fakat Reyhanlı patlamasından sonra bazı şeyler ayyuka çıktı. Yabancı ülke ajanları burada cirit atıyorlar, bazı şeyleri anlamaya çalışıyorlar ya da bir şeyleri kontrol altına almaya çalışıyorlar" dedi. Bu yüzden de Cilvegözü Kapısı'nın gözaltında oldoğunu belirten Ediboğlu, "Bir de herkesin dikkatini çektiği bölge olduğu için burada başka kapılar yaptılar. Yasadışı işler buralara kaydı. 2 resmi kapının dışında benim tespit edebildiğim 8 kapı daha var. Bu TIR'lar, gayriresmi yardımlar buralardan gidiyor" ifadelerini kullandı.

BAYIR BUCAK'TA TEK BİR SİVİL YOK
Ediboğlu, "malum" TIR'ların MİT araçları eşliğinde rahatlıkla bu kapılardan geçtiğine ve askerlerin bu geçişlere sessiz kalmayı tercih ettiklerine vurgu yaptı. "Karakolda görev yapan askerler kendi inisiyatiflerini kullandıkları zaman, çok fazla göz yummuyorlar bazı şeylere" diyen Ediboğlu, Sadece organize geçişler oluyor. MİT'in aracının eskortunda geçip gidiyorlar, buna asker de ses çıkartmıyor" dedi.

Ediboğlu, "Karşı tarafta sivil mi var? Kimsenin olmadığı o bölgeye göndereceğin elbiselerin ya da gıda malzemesinin ne anlamı olur ki. 2 senedir Bayır Bucak'ta 1 tane sivil yok. Bunu Yayladağı'nda herhangi bir vatandaşa sorsanız zaten söyler size, AKP ilçe başkanı da dahil buna. Keseb'e düzenlenen Mart 2014 tarihli saldırıdan sonra oradaki köyler boşaldı. Fakat, Yayladağı'na sıfır noktada Yamadi gibi bir iki köyde hala sivil var, o ayrı" diye konuştu.

CHP'Lİ BELEDİYELER DE...
"Çok işgüzar yardım dernekleri var. Sırf Hatay'a 50'den fazla şube açmışlar. Belediyeler de bir şeyler yapmaya çalışıyor, ne yazık ki CHP'li belediyeler de var bunun içinde" ifadelerini kullanan Ediboğlu, "Tabii o yardım kampanyalarının perde arkası önemli. Gerginlik buradan çıktı. Öte yandan, bu yardım kampanyalarına dair önemli ve fikir verici haberler yayınlandı. O yardım malzemeleri sınırı hiç geçmedi, çöpe döküldü. Hatta marketlerde, pazarlarda bunlar satılıyor, döküldüğü yerden alınmış tezgaha konmuş" dedi.

ANGAJMAN KURALLARI DEĞİL, OYUN BU
"Bu fırtına obüsleri, sınır boyunca belli aralıklarla kurulmuş ve arada bir top atışları yapılıyor angajman kuralları gereği" diyen Ediboğlu, "Şunu anlatayım... Bir gün o obüs birliklerinde görev yapan bir astsubay beni aradı, 'seninle görüşmek istiyorum' dedi. Antakya'ya geldi, görüştük. Dedi ki, 'uykularım kaçıyor, psikolojim bozuldu'. Anlatmaya başladı. Bu arada, top atışları hep yapılıyordu" ifadelerini kullandı. "Karşı taraf, yaklaşınca sıkıştılar ve arttırdılar atışları" diyen Ediboğlu, şöyle konuştu:

Astsubay ortadaki oyunu, 'Bir komutan geliyor birliğe. Diyor ki birazdan şuraya bir mermi düşecek. Ondan sonra koordinatları veriyor bize. Bu koordinatları ayarlatıyor. Bekliyoruz ki komutanın gösterdiği yere mermi düşsün. Düşünce başlıyoruz Suriye'ye atış yapmaya" ifadeleriyle anlattı. Bu angajman kurallarının, misliyle karşılık verme olaylarının birçoğu böyle gerçekleşiyor. Tamamen fason. Yani önce boş araziye bir mermi düşürüyorlar, sonra da gerekçe oluşunca karşı tarafa atış yapmaya başlıyorlar. 3-5 füze attırırız, onu sürekli uyguluyorlar. Askeri yetkililerle konuştum, hedefin ne kadar sapabileceğine dair. 100 metre, 200 metre en fazla, 10 kilometre sapmaz yani. Savaş 10 kilometre ötede çünkü. Suriye ordusu da niye Türkiye'ye ateş etsin? Başı zaten dertte olan bir Suriye, Türkiye'nin eline koz vermek ister mi hiç. Düşen mermi, Suriye ya da Rusya ordularının mermisi değil. 

TÜRKİYE SINIRI 300 METRE GERİLEDİ
Mehmet Ali Ediboğlu, Suriye sınırına örülen duvarların ardındaki gerçeği de anlattı. Yayladağı'nda sınıra çekilen duvarın aslında sınıra değil sınırın 300 metre içerisine çekildiğini anlatan Ediboğlu, burada kalan Türkiye toprağına Suriye'den gelenlerin yerleştiğini ve burada on binlerce insanın barındığını söyledi. Çadırlarla kurulan mahallenin artık beton evlere dönüştüğünü söyleyen Ediboğlu, "Açıklama yaptı bir tanesi, muhtemelen dedi, bizim topraklara çadır vs kurdular, onları kaldırıp gönderemedik, daha fazla Türkiye topraklarını işgal etmesinler diye öyle yaptık diyor ama doğru bir bilgi değil. Bunu anlamak mümkün değil. Bana öyle geliyor ki, tahminimi söylüyorum, ileride mecbur kalırlarsa -ki Suriye topraklarını rejim ele geçirebilir, uzun sürmez bu- orası bizim Türkiye toprakları. Bunlara bir saldırı olursa, on binlerce insan yaşıyor şimdi bu duvarın arkasında. Ben çok yakınına kadar giderek gördüm. Örneğin adam 2-3 katlı bir bina yapmış, beton dökmüş, Gecekondu mahalleleri olur ya, onun gibi bir mahalle oluşmuş. Hepsi tuğlayla, briketle örmüşler, kalıp çakmışlar, beton dökmüşler. Yani birkaç gün emekle yapılan evler. Çadır falan da değil" dedi. Ediboğlu, bu mahallenin fotoğraflarını da soL'la paylaştı.


Ediboğlu bu malzemelerin tamamının Türkiye'den götürülen yardım malzemeleriyle yapıldığını söyleyerek "Hepsi bizden gitti. Onlara müdahale de edemezsin çünkü Türkiye toprağı orası. Size gönderdiğim fotoğraftaki mahalle ileride sorun olacak.Türkiye topraklarında ev yapmış, ikamet ediyor, ne olacak? Biz de kalıcı bir duvar ördük. Suriye'ye vermiş değiliz orayı, bizim ama bizim irtibatımız kesildi o tarafla. 

SİLAH PARAVANI!

Mehmet Ali Ediboğlu, yukarıdaki fotoğrafı da paylaşarak, silah yardımındaki yeni taktiği anlattı. Fotoğrafta görülen, etrafı duvarla çevrilmiş dikdörtgen şeklindeki alanın ne için kullanıldığını anlatan Ediboğlu, "Türkiye'den çıkan TIR'lar buraya giriyor. Aynı şekilde de Suriye'den içi boş bir TIR geliyor. Burada Türkiye'den gelen TIR'ın kasasındakiler boşaltılıp Suriye'den gelen TIR'a yükleniyor. Türkiye'den gelen TIR teknik olarak Türkiye'den çıkmış sayılmıyor aslında, çünkü sınırı geçmiyor" dedi. Suriyelilerin oluşturduğu mahallenin hemen yanıbaşında yapılan bu sevkiyatlar hız kesmeden devam ediyor.

SUUDİLER'İ BEKLERKEN KUVEYT GELDİ
Kara harekatı tartışmalarına da değinen Ediboğlu, "İki gün önce Suudi Arabistan uçakları İncirlik'e gelecek dedikoduları çıktığı an, Hatay Havalimanı'na Kuveyt'e ait bir uçak indi. Herkes İncirlik'e Suudi uçağı beklerken Kuveyt'ten bir askeri kargo uçağı geldi. Muhtemelen silah getirdi" bilgisini de verdi.

"Türkiye tek başına kaldı. Görüyorsunuz. Mesela PYD'yle mücadelesinde ABD, İngiltere, Fransa, Almanya; hepsinin itirazları var. Bunlar Türkiye'nin yanında değiller bu konuda" diyen Ediboğlu, şöyle devam etti:

Şu an Rusya'yla Amerika da görüşme halinde. Cenevre görüşmelerinden sonraki sürece bakarsak Türkiye'yi artık ciddiye almadıklarını görüyoruz. Türkiye'nin dışında bir takım kararlar alınıyor. Yani Türkiye'yi sürecin dışına doğru itiyorlar. Çünkü esnemedi Türkiye. Bütün ülkelerin Suriye politikasına dair bir takım revizyonlar yaptıklarını gördük ama Türkiye ısrarla ilk günkü yerinde duruyor ve tek başına. Ben Suudilerin de, Katar'ın da, Körfez ülkelerinin de Türkiye'yi en kısa zamanda satacağını düşünüyorum. Bakmayın, Suudi uçakları geldi vesaire. ABD kulaklarını çeker, onlar da geçer gider. Türkiye Suriye'de ne yapabilir tek başına. Suriye'de hepsi beraberken bir şey yapamadılar. Rusya ciddi ciddi Suriye'deki duruma müdahil olduktan, rejime askeri destek vermeye başladıktan sonra hepsi beraber oldular ve başarılı olamadılar. Dolayısıyla çok hızlı bir şekilde Suriye ordusu, Hatay sınırına dayanır, uzun sürmez bu. Bizim bir kara harekatı yapma şansımız var mı? Bence yok, blöf yapıyorlar. Tek başına böylesi bir harekatta başarı şansı yok. Taşıma suyla değirmen döner mi? Daha önceden birçok terörist unsuru Türkiye üzerinden Suriye'ye geçirip savaştırıyorlardı. Girenler öldü. Geriye kalanların bir kısmı da kaçtı zaten. Onların yerine yeni adam toplayacaksın falan. Bir ara Ülkü Ocakları'nı da kışkırttılar. Yahu bunlar savaşçı mı? Sen oraya gideceksin, bir devletin düzenli, 5 yıllık savaş tecrübesi olan ordusuyla çatışacaksın. Bu iş çocuk oyuncağı değil ki. 

Rusya denklemi çok ciddi bir şekilde değiştirdi. En bir açıklama yaptılar ve 'Suriye'ye gireni vurun' emri verdiklerini söylediler. Bu ilerlemeyi Türkiye en fazla yavaşlatır, ancak engel olamaz. Savaş uzadıkça bölge insansız hale geliyor. Cerablus bölgesi de boşalıyor şu an. Bu da Türkiye'ye doğru göç demek. 
 

ALEVİLER SİLAH MI DEPOLUYOR?
Karakol provokasyonunu yapan El Nusracı ekip, daha önce de "Aleviler Antakya ve Adana'daki cemevlerine silah depoluyor" şeklinde bir provokasyon yapmış, bu sosyal medyada oldukça konuşulmuştu. Bununla ilgili sorularımızı yanıtlayan Ediboğlu, "Hatay'da cemevi yok. Bir tane İskenderun'a yapılıyor, daha bitmedi. Adana'da da bir iki tane var bildiğim kadarıyla. Bu tamamen yalan. Alevilerin ne silahlandıkları doğru ne de silahlanmaya niyetleri olduğu doğru" diye konuştu. "Burada yaşayan Alevilerin istediği tek şey barış içinde yaşamak. Kimseye karşı da bir düşmanlık beslemiyorlar" diyen Ediboğlu, "Yani Hatay'da 400 bin civarında Suriyeli var şu an. Alevilerin burada, Suriye'den gelen herhangi bir etnik ya da dini gruba karşı önyargısı, düşmanlığı yok. Ama endişeleri var, 'bir saldırıya uğrar mıyız' korkusu yaşıyorlar. Yılmaz Bilgen gibi adamların sosyal medyadaki mesajları tedirgin ediyor insanları" dedi.

 


Kaynak: Haber.sol.org.tr
Son Güncelleme: 16.02.2016 13:24
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol