08 Temmuz 2016 Cuma 08:20
Zaman değil vicdan aşımı

45 yaşındaki Talat Türkoğlu’nun gözaltında kaybedilmesiyle ilgili soruşturma dosyası da zamanaşımı kararıyla kapatıldı. Kovuşturmaya yer olmadığına karar veren savcılık, Türkoğlu’nun sağ mı ölü mü olduğunun tespit edilemediğini, olayla ilgili hiçbir şüphelinin bulunamadığını belirtti. Türkoğlu ailesi ise insanlığa karşı suçlarda zaman aşımının uygulanamayacağını belirterek karara itiraz etti.

‘İtirafçı öldü araştıramadık’

Türkoğlu, annesini ziyaret etmek üzere İstanbul’dan Edirne’ye gitmişti. Otobüsü bir otomobil takip ediyordu. Türkoğlu, 1 Nisan 1996’da İstanbul’a dönmek üzere yola çıktı ve bir daha kendisinden haber alınamadı. Sosyalist kimliğiyle bilinen, yıllarca cezaevinde kalan Türkoğlu, polis takibi altındaydı. Ancak, gözaltına alındığı inkâr edildi. JİTEM elemanı Kasım Açık, 1997 yılında Talat Türkoğlu’nun ölümüyle ilgili itiraflarda bulundu. Türkoğlu’nun eşkal ve giysi bilgilerini eksiksiz vererek, “Edirne yakınlarında bulunan Çadırkent’te polisler, askerler ve itirafçılardan oluşan bir ekip tarafından sorgulandı. Cesedi Meriç Nehri’ne atıldı” dedi. Olaya katılanların isimlerini verdi. Bu gelişme üzerine, soruşturma dosyası tozlu raflardan indirildi.

Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı ise 14 Nisan 2016’da, zaman aşımı nedeniyle dosyayı kapattı. Kararda, Edirne’deki faili meçhul cesetlerle ilgili otopsi tutanaklarının incelendiği, Türkoğlu’nun cesedine rastlanmadığı belirtildi. Kasım Açık’ın Murat Demir ve Murat İpek adlı itirafçıların da doğrudan bu olayın içinde yer aldıklarını söylediği belirtilerek, Kasım Açık’ın daha sonra öldürüldüğü, bu nedenle de beyanları ve olay yerine ilişkin çizdiği krokilerin doğruluğunun araştırılamadığı ifade edildi. Savcılık, “Dosyada yer alan tüm bilgiler ışığında, Talat Türkoğlu’nun sağ ya da ölü olup olmadığının tespit edilemediği, kimliği belirsiz şüpheliler hakkında hiçbir bilgiye ulaşılamadığı anlaşılmıştır” dedi.

Türkoğlu ailesinin avukatı Gülizar Tuncer karara itiraz etti. Savcılığa, Kasım Açık’ın isimlerini verdiği Murat Demir ve Murat İpek’in o tarihlerde Metris Cezaevi’nde kaldıklarını bildirdiklerini söyleyen Tuncer, bu iki ismin ifadesi alınmadan dosyanın kapatıldığını belirtti. Açık’ın, olay tarihinde, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım’a bağlı, Trakya-Çorlu bölgesinde faaliyet gösteren ve içinde itirafçıların da yer aldığı, esas olarak asker ve polislerden oluşan bir kontrgerilla biriminden bahsettiğine dikkat çekti. Olayın baş sorumlu ları olan ve isimleri açıkça belirtilmiş olan jandarma komutanları ve Edirne emniyetinden komiserlerin de ifadelerinin alınmadığını belirtti.

Kaynak: Cumhuriyet.com.tr
Son Güncelleme: 08.07.2016 08:20
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177