04 Ocak 2017 Çarşamba 06:41
Üç şehrin hikâyesi

Bakü’de bir kavşak, bir dörtyol ağzı... Siyah beyaz bir fotoğraf duruyor karşımda. Belli belirsiz bulutlarla bezenmiş bir gökyüzünün altında, geçen yüzyılın başlarından kalma gibi duran, pencerelerinde, balkonlarında insanların görülmediği binalar var. Çok mu erken saatir bilinmez, hiç otomobil yok yollarda. Asfalta çizilmiş yol işaretleri fotoğrafın geneline hâkim geometrik perspektife ritmik bir hareket katıyor. Her şeyin merkezindeyse elinde çantasıyla, tam kavşağın birleşme noktasında duran bir adam var. Neden durmuş, yolunu mu kaybetmiş, ya da kıyamet sonrası dünyada kalan son insan mıdır bu adam, size kalmış. Bu anı ölümsüzleştiren, deklanşöre bastığı anda bu tenha kavşağı aklımıza nakşeden kişiyse zamanımızın popüler fotoğrafçılarından Mustafa Seven.

‘Tanımamak bir avantaj oldu’

Mustafa Seven’in Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye’de faaliyet gösteren Pasha Bank’ın katkılarıyla bir araya getirdiği seçki yaklaşık bir yıllık bir çalışmanın ürünü. İstanbul’u görüntülediği karelerine bir hayli aşina olduğumuz fotoğrafçı Bakû ve Tiflis’e yaptığı seyahatler sonucu geniş bir portfolyo hazırlamış. Şehir Hikâyeleri adını verdiği serginin zeminine çizilen sınır çizgileriyle bölünen mekânın bir köşesinde üzerinde fotoğraflar ve film makaraları duran bir masa var ama görünüşe aldanmayın, Seven’in fotoğrafları dijital formatta.

İstanbul’u ne kadar tanıdığı ve sevdiği malum Mustafa Seven’in. Peki ya diğer kentler? İstanbul, Bakû ve Tiflis arasında nelerin ortak göründüğünü, nelerin bambaşka olduğunu merak ediyoruz. Seven “Aslında iki şehri de önceden tanımıyorum. Bu da anladım ki benim için çok doğru bir şeymiş. Projeye başlamadan önce bu şehirlere ziyaretler yaptım ve ortaklıklar, benzerlikler bulmaya çalıştım. Sergiyi bunun üzerine kurmak istiyordum, yani üç şehrin ortak yanları ve insan hikâyeleri üzerine... O yüzden de oraları bilmemek, hiçbir etkileşim kurmamak adına benim için önemliydi. Bunu bir avantaj olarak kullanmak istiyordum ve öyle de oldu. Her iki kente de hiç fotoğraf çekmediğim birer haftalık seyahatler yaptım, insanlarla tanışıp sohbet etmek için. O zaman farkettim ki gerçekten çok benzer noktaları var bu şehirlerin. Bakü ile örneğin şehir olarak değil belki ama kültürel olarak çok benzerliğimiz var, aynı dokuya sahibiz. Tiflis ise hem kültürel açıdan, hem şehir olarak, mimari açıdan, insanları olsun, binaları olsun, küçük bir İstanbul prototipi adeta.Hatta özlediğimiz, hayalini kurduğumuz, bozulmamış İstanbul’u görüyorsunuz sanki.” diyor.

Sergideki fotoğraflarda insan unsurunun ön planda olmadığını ve insanın şehrin dokusuna yedirildiğini görüyoruz. İnsan var ama ancak o şehrin içinde, şehirde yaşayan, şehirle yaşayan ve şehri de yaşatan bir varlık; şehrin hâkimi değil. Bu durumun fotoğrafçının bir gözlemi mi yoksa hayali mi olduğunu sorduğumda şöyle yanıtlıyor beni Mustafa Seven: “Şöyle bir şey: birincisi, insanı şehrin dokusundan ayırmayı fotoğrafçı olarak çok sevmiyorum ben. İnsanı genelde mekânın içinde görmek istiyorum. Tabii ki sadece portre çektiğim alanlar da var, ama bu proje için ağırlıklı olarak bilinmeyen bir şeyi anlatmaya çalıştım. Önyargıları kıracak bir şey yapmak istedim. Bir çok arkadaşım mesela Bakü’nün böyle bir dokusu olduğunu bilmiyordu. Ben de dahilim buna bu arada, ben de böyle bir şehir beklemiyordum. Orta Avrupa’dan fırlamış gibi duran hali beni de çok şaşırttı. Bu yüzden bu sürprizi insanlara anlatırken, insanı da onun içinde göstererek anlatmak daha doğru geldi bana.”

Mustafa Seven’in ArTriangle Şehir Hikâyeleri başlıklı sergisi 31 Ocak 2017 tarihine kadar 42 Maslak Art!SPACE Gallery’de görülebilir.

Kaynak: Cumhuriyet.com.tr
Son Güncelleme: 04.01.2017 06:41
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.