18 Mart 2016 Cuma 09:20
TÜSİAD: Korku ve endişe ortamı sonlanmalı

Türk Sanayici ve İş Adamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Cansen Başaran-Symes, parlamento çatısı altında başlayacak diyalog ve işbirliği ortamına gerek olduğunu söyledi. Önceki gün Ankara’da CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, MHP Genel Başkanı Bahçeli ve Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Kurtulmuş ile görüşen TÜ- SİAD heyeti görüşme sonrasında açıklamada, güvenlik sorunuyla mücadele ederken, demokratik standartlar ve özgürlük alanlarının genişletilmesi, AB uyumu ve hükümetin reform programının ilerletilmesi gereğini vurgulamıştı.

Sanayi 4.0

Dün de İstanbul’da düzenlenen “Türkiye’nin Sanayi 4.0 Dönüşümü Konferansı”nda konuşan TÜ- SİAD Başkanı Cansen Başaran- Symes, “Hayalimiz; refah seviyesi yüksek, demokratik değerleri benimsemiş bir Türkiye. Cumhuriyetin 100’üncü yılına yaklaştığımız bugünlerde hiç de hak etmediğimiz bu korku ve endişe ortamının bir an önce sonlanması umuduyla” diye konuştu.

Symes, Türkiye’de sanayi üretiminin büyük ölçüde “düşük” teknoloji ile yapıldığına dikkat çekerek, dünyada yükselen “sanayi 4.0” trendinin, Türkiye’ye de “teknolojik dönüşüm fırsatı” sunduğuna dikkat çekti. TÜSİAD’ın düzenlediği konferansa Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık da katıldı. Türkiye’nin yüksek teknolojideki üretim açığının temel nedeninin “Ar-Ge (araştırma-geliştirme) açığı” olduğunu vurgulayan Bakan Işık, “Ar-Ge yapmadan yüksek teknolojili üretim yapıp satmanız mümkün değil. Bazen bedeli ödediğiniz halde bile teknolojiyi satın alamıyorsunuz. Yapmanız gereken tek şey kendi Ar- Ge’nizi yapmak” dedi.

Symes, Türkiye’de sanayi üretiminin büyük ölçüde “düşük” teknoloji ile yapıldığına dikkat çekerek, dünyada yükselen “sanayi 4.0” trendinin, Türkiye’ye de “teknolojik dönüşüm fırsatı” sunduğuna dikkat çekti. TÜSİAD’ın düzenlediği konferansa Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık da katıldı. Türkiye’nin yüksek teknolojideki üretim açığının temel nedeninin “Ar-Ge (araştırma-geliştirme) açığı” olduğunu vurgulayan Bakan Işık, “Ar-Ge yapmadan yüksek teknolojili üretim yapıp satmanız mümkün değil. Bazen bedeli ödediğiniz halde bile teknolojiyi satın alamıyorsunuz. Yapmanız gereken tek şey kendi Ar- Ge’nizi yapmak” dedi.

Akıllı robotlar, büyük veri, 3D baskı, bulut, nesnelerin interneti gibi teknolojilerle sadece üretimin değil, iş yapma biçimlerinin hatta yaşamların bile dönüşeceği yeni bir dönem. İlk kez Almanya tarafından ortaya atıldı. Şimdi ABD ve sanayileşmiş ülkeler hızla ekonomilerini dönüştürme yolundalar. Boston Counsulting Group’un (BCG) 2015’te yaptığı araştırmaya göre Sanayi 4.0’ın yaygın olarak uygulanması önümüzdeki 10- 15 yıl içinde Alman ekonomisinde üretim maliyetlerini ciddi biçimde azaltacak, rekabet gücünü artıracak. Bu tabii bu dönüşümün içine giren tüm ülkeler için geçerli.

Hem tehdit, hem fırsat

Sanayi 4.0 tıpkı küreselleşme gibi artık reddedemeyeceğiz bir olgu. Türkiye ya bu yeni rekabet oyununun içinde kalma becerisi gösterecek ya da saf dışı kalarak gerileyecek. Bugüne kadar düşük işgücü maliyetleri ve lojistik avantajı Türkiye’nin rekabetçiliğinin temelini oluşturuyordu.

TÜSİAD’ın Türkiye’nin Sanayi 4.0 Dönüşümü raporunu hazırlayan BCG’nin Yönetici Ortağı Aykan Gökbulut’un sunumuna göre Türkiye’nin kendine bu konuda kapsayıcı bir politika belirlemesi durumunda üreticiler için toplam maliyetlerde yüzde 4.7, dönüştürme maliyetlerinde ise yüzde 5 ila 15 verimlilik artışı mümkün.

Yüzde 60

Ancak tüm bunlar zor soruları da beraberinde getiriyor. Üretimin yüzde 38’inin düşük teknoloji ile gerçekleştiği, şirketlerin yaklaşık yüzde 60’ının düşük teknoloji ile çalıştığı bir yapısı var Türkiye ekonomisinin. İhracatta yüksek teknoloji ürünlerinin payı ise sadece 3.7. Hal böyle iken dönüşüm nasıl olacak? Bu dönüşüm için gelişmiş sanayilerin ürettiği otomasyon ve teknolojileri mi ithal edeceğiz?

Yoksa devlet yerli yazılım ve yerli teknolojinin önünü açacak düzenlemeler yapabilecek mi? Belki de en önemli soru istihdamdaki yapısal değişiklik nasıl yönetilecek? Sanayi 4.0, düşük nitelikteki işgücünün işini kaybetmesi anlamına geliyor. Türkiye okullaşma oranının ancak ortaokul seviyesinde olduğu bir ülke. Bu insanlara ne olacak?

Evet, belki uzun vadede istihdam artışı ve daha nitelikli işgücü olabilir ama bunun için önce ivedilikle eğitim politikalarının daha anaokulundan başlayarak ele alınması, üniversite sanayi işbirliğinin yeniden yapılandırılması gerekiyor.

Kaynak: Cumhuriyet.com.tr
Son Güncelleme: 18.03.2016 09:20
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177