03 Eylül 2016 Cumartesi 04:00
Taraf duruşmasında ‘kes, yapıştır’ krizi

Balyoz davasında kumpas iddiaları ile ilgili gazeteciler Yasemin Çongar, Ahmet Altan, Yıldıray Oğur ve Mehmet Baransu hakim karşısına çıktı. Duruşmada savunma yapan Mehmet Baransu, “Aynı planlar bugün gelse yine yayınlarım” dedi. Yıldıray Oğur ise “2010 yılında bu örgütün propagandasını yapmak kapısı aralanırsa dışarıda çok az kişi kalır” dedi.

Duruşma sonunda mahkeme Baransu’nun tutukluluk halinin devamına, ifadesi alınan sanıkların duruşmalardan vareste tutulmasına karar vererek, duruşmayı 23 Ekim’e erteledi. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dün görülen duruşmaya “örgüt propagandası”, “devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeleri temin etme”, “devletin güvenliğine ve siyasal yararına ilişkin gizli kalması gereken bilgileri açıklama”, “devletin güvenliğine ilişkin belgeleri tahrip etme, amacı dışında kullanma ve hile ile çalma” suçlarından 51.5 yıla kadar hapis cezası istenen Çongar, Altan ve Oğur ile bu suçlara ek olarak, “terör örgütü kurma ve yönetme” ve “terör örgütü propagandası yapmak” suçlarından 74 yıla hapsi istenen tutuklu gazeteci Mehmet Baransu katılırken, firari sanık Tuncay Opçin duruşmaya katılmadı.

Duruşmaya Belçika, İtalya, İsviçre, İsveç, Danimarka, Almanya konsolosluklarından temsilciler, Norveç, Almanya, Danimarka, İngiltere PEN, Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) temsilcileri, Article 19, Index of Cencorship, Avrupa Gazeteciler Federasyonu, Uluslararası PEN, Norveç Gazeteciler Birliği temsilcileri, yazar Perihan Mağden ve Sınır Tanımayan Gazeteciler temsilcisi Erol Önderoğlu katıldı. Duruşmada Balyoz davasında yargılanıp beraat eden Çetin Doğan, Ahmet Zeki Üçok, Kadir Sağdıç, Ahmet Bertan Nogaylaroğlu, Hakan Büyük ve Nedim Ulusan’ı avukatları Hüseyin Ersöz temsil etti.

'İddianame Ersöz’ün’

İlk olarak savunma yapan Mehmet Baransu, iddianamenin okunması sırasında hükümeti yıkmaya yönelik ifadenin geçmesi üzerine, “İddianamenin herhangi bir yerinde hükümeti yıkmaya yönelik bir iddia görmedim. İddianamede baştan sona bine yakın doğru olmayan iddia var” dedi. Baransu iddianamenin hiçbir ekinin kendisine yollanmadığını ifade ederek, “Hakkımda 70 tane dava var. Ben tutuklu muyum esir miyim belli değil. Delilleri bana vermediniz. Savcı Gökalp Kökçü keşke beni çağırsaydı da yalanlarla dolu iddianameyi hazırlamasaydı.

Bu iddianamenin sahibi Gökalp Kökçü değil başka biri” diye konuştu. Baransu daha sonra tekrar söz aldığında iddianamenin sahibinin avukat Hüseyin Ersöz olduğunu iddia ederek, “Aynı planlar bugün gelse yine yayınlarım” dedi. “Balyoz darbe planının ses kayıtlarını dinleyin. 15 Temmuz darbe girişiminde yapılanların birebir aynısı. Haber yayınlandıktan sonra Erdoğan ve Abdullah Gül ‘bizim haberimiz vardı’ dedi. Çağırın o zaman. Sorun ‘o ses kayıtlarını kim getirdi size’ diye. Ben tanık olarak dinlenmelerini isteyeceğim. ‘Türkiye’de askeri vesayeti bitirdik’ diyorlar. Ahmet Altan, Yasemin Çongar, benim haberlerim olmasaydı nah bitirirdiniz” diye konuştu.

Avukat Hüseyin Ersöz ise, yargılamaya konu belgelerin 1. Ordu Komutanlığı’ndan çıkarılmış gerçek olduğunu belirterek, “Sahte dokümanlara gerçek süsü vermek için kullanılmışlardır. Belgelerin 1. Ordu Komutanlığı’ndan çıkarılmasında sanıkların dahli bulunmaktadır” diyerek müvekkilleri yönünden duruşmaya katılma talebinde bulundu. Mahkeme de katılma talebini kabul etti.

‘Aldatılanlar arasındayım’

Yıldıray Oğur da ifadesinde, habere ortak olmaktan çok dayanışma için imza attıklarını belirterek, Taraf’ın o dönem kimsenin yapamadığı haberleri yaptığını savundu. Oğur, “Aldatılanlar arasında olduğum kumpası ortaya çıkarmak için kaynağımı söyledim. İddianameye delil olsun diye söylemedim. 6 yıldır Tuncay Opçin’le görüşmedim. Aynı davada yargılanmak benim için utançtır. Gezi’den sonra vakit varken ayrıldım gazeteden” diye konuştu.

‘Özür diledi’

“2010 yılında bu örgütün propagandasını yapmak kapısı aralanırsa dışarıda çok az kişi kalır” diyen Oğur, “Keşke sadece seminer kayıtlarından yapsaydık, mağduriyetler yaşanmasaydı. Mağdur olan herkesten gazetecilik dışında bir kastım olmadığını söyleyerek haklarını helal etmelerini istiyorum” diye konuştu.

‘Belgeyi görmedim’

Yasemin Çongar ise savunmasında, 49 yaşında olduğunu belirterek, haber ve yazıları nedeniyle çeşitli defalar farklı mahkemelerce yargılandığını ve bu davaların hepsinden beraat ettiğini söyledi.

‘Suçlamayı anlamadım’

Ahmet Altan savunmasına “Bir davanın adil bir şekilde görülebilmesinin birinci adımı, sanığın hakkındaki suçlamayı net bir biçimde anlayıp kavramasıdır” diyerek başladı. İddianameyi okumasına rağmen hakkındaki suçlamanın ne olduğunu anlayamadığını belirten Altan, “Eğer bu salonda hakkımdaki suçlamanın ne olduğunu, bu suçlamanın hangi nedene dayandığını anlayan herhangi biri varsa benim istirhamım bu gerçeği bana da anlatmasıdır” diye konuştu.

“Gerçekliğini kabul ediyorsunuz” Altan, Taraf Gazetesi’nde, yayımladıkları belgelerle ilgili heyete seslenerek, “Eğer siz bizim yayımladığımız belgelerin gerçekliğini kabul ediyorsanız, bu belgelerin “devlet sırrı” olduğunu iddia ediyorsanız, siz bir darbe girişiminin planlarının gerçekliğini de kabul ediyorsunuz demektir” dedi. Devletin anayasal düzenini ortadan kaldırmak üzere hazırlanmış planların “devlet sırrı” olamayacağını savunarak, “Bizi o darbe belgelerini yayınladığımız için buraya getirdiyseniz, o zaman o darbe girişiminin gerçekliğini kabul etmiş olursunuz ve derhal bu davayı düşürüp, o darbe planlarını hazırlayanları yeniden yargılamanız gerekir” ifadelerini kullandı.

Hakimden kesme yapıştırma iddianame itirafı şaşırttı

Duruşma sürerken Altan ve Çongar’ın avukatı Veysel Ok, “Bizim okuduğumuz ve hazırlık yaptığımız iddianame ile şu an okunan çok farklı, iddianamenin bir yerinde “Sanık Can Dündar” ifadesi geçiyor dedi. Bunun üzerine mahkeme hâkimi, “Kesme yapıştırmada hata yapılmış olabilir. Savunmada dile getirirsiniz” karşılığını verdi.

 

Kaynak: Cumhuriyet.com.tr
Son Güncelleme: 03.09.2016 04:00
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol