07 Mart 2016 Pazartesi 10:20
Suriyeli çocuklar için 'Project Lift' programı

Tam da Avrupa Konseyi Başkanı Donald Tusk’un Suriyeli mültecilere “Avrupa’ya gelmeyin; hoş karşılanmıyorsunuz. Evinizde kalın, paranızı ve hayatınızı riske atmayın” çağrısı yaptığı günlerde Brüksel’de Avrupa Parlamentosu’nun bir salonunda Maya Vakfı’nın travma geçirmiş Suriyeli mülteci çocuklara yönelik 2 yıl önce başlattığı “Project Lift-Tut Elimi” adlı program örnek uygulama olarak anlatılıyordu. Oturuma katılan Avrupa Parlamentosu’nun İngiliz Sosyalist Üyesi Afzal Khan’ın “bu bir insanlık dramı, Suriyeli çocuklar için elimizden geleni yapmazsak Avrupalılar olarak belirli değerlere sahip çıkamadığımızı göstermiş oluruz” diyordu. 2011’dan beri Türkiye’ye gelen Suriyeli göçmen sayısı 3 milyonun üzerinde; bunların sadece 270 bini kamplarda yaşıyor, geriye kalan nüfus kentlere dağılmış durumda ve bunların 1.2 milyonunu çocuklar oluşturuyor. Ve tabii bu çocukların yaşadıkları topluma entegrasyonu en can alıcı noktalardan biri. Bu yüzden Turkcell’in de destekçisi olduğu Project-Lift projesinin bir model olarak benimsenmesi ve sadece Türkiye’de değil, Avrupa’da da yaygınlaşması önemli. Avrupa Demokrasi Vakfı Başkanı Roberta Bonazzi’nin “Bugün evlerini terketmek zorunda bırakılan çocukların, yarın birer potansiyel terörist olmaması bizlerin elinde” diye vurguladığı gibi. 2014 yılında Emir Özsüer’in henüz 16 yaşında iken, göz göze geldiği Suriyeli bir çocuğun yüzündeki ifadeyi görüp, “ben onlar için ne yapabilirim?” diye yola çıktığı bir fikirden doğan bir proje Project Lift? Bugün Emir’in annesi Esra Özsüer’in başkanlığını yaptığı Maya Vakfı’nın kurulmasına ve projenin uluslararası boyutlara taşınmasına yol açan bir süreç. İstanbul Sultanbeyli’de yürütülen rehabilitasyon programında, Suriyeli çocukların yaşadıkları travmaların etkilerini azaltmak için uzman klinik psikologlar aracılığıyla sanat terapileri metodu kullanılarak çocuklara psikolojik iyileştirme becerileri öğretiliyor. Çocuklar resim, müzik ve dans aracılığıyla kendilerini ifade etme ve yaşadıkları travmalarla başa çıkma yöntemlerini öğreniyorlar. Birleşmiş Milletler Mülteci Yüksek Komiserliği (UNCHR) ile işbirliği içinde olan vakıf, önümüzdeki günlerde ise UNICEF’le travma terapisi konusunda önemli bir işbirliğini açıklayacak

Turkcell Genel Müdürü Kaan Terzioğlu’nun dediği gibi, “Bu süreçte nasıl hareket ettiğimiz, ortak geleceğimizin nasıl olacağının bir göstergesi olacak. Bugünkü Suriyeli göçmenlerin aralarından gelecekte bir astronotun veya bir girişimcinin çıkması bizim elimizde. Umuda, desteğe ihtiyacı olan bu insanların duvarlara değil entegrasyona ihtiyacı var.”

 

Ayak izi olmayan çocuklar

Suriyeli çocukların proje kapsamında yaptığı resimler ve sanatçı Kaan Çuhacı’nın fotoğraflarında oluşan “Bir Çocuğun Gözünden: Suriyeli Mülteci Hikâyesi ve Empati” sergisi, Turkcell’in desteğiyle Brüksel’de izleyicilerle buluştu. Çulhacı çocukları “ayak izi olmayan çocuklar” olarak tanımlıyor. 03-23 Mart tarihleri arasında açık kalacak sergi, uluslararası kamuoyundaki farkındalığın artırılması amacıyla, Türkiye’de farklı şehirlere ve dünyanın farklı ülkelerine taşınacak. Fotoğraflar Suriyeli çocukların ayak izlerinden oluşuyor, kat ettikleri mesafelere, evlerinden ne kadar uzak olduklarına dikkat çekiyor. Geri dönmelerinin mümkün olup olmadığını sorguluyor

 

Cep’ten Türkçe Öğrenecekler

Suriye’den kaçışın başladığı günlerden bu yana sınır bölgesindeki altyapı hizmetlerini artırdıklarını belirten Turkcell Genel Müdürü Kaan Terzioğlu, mobil iletişimin Suriyeli göçmenleri hayata, sevdiklerine, yeni iş imkanlarına ve hayata yeniden başlama fırsatlarına bağladığının altını çizdi.

Turkcell’in Türkiye’de Arapça çağrı merkezi hizmeti veren tek şirket olduğunu belirten Terzioğlu, Siirt’teki bu merkezin ve bayilerdeki Arapça konuşan çalışanların, Suriyeli mültecilerin sorunlarını çözmek için seferber olduğunu anlattı.

Turkcell önümüzdeki dönemde Suriyeli mülteciler için yeni bir eğitim programına imza atmaya hazırlanıyor. Uygulama tamamlandığında, mülteciler hem cep telefonlarından Türkçe öğrenecek, hem Türk kültürüne adaptasyona yardımcı olacak içeriklere ulaşabilecek. Terzioğlu ayrıca 2014 yılında yaşama geçirdikleri Arapça Çağrı Merkezi’nin daha çok bir adaptasyon merkezi gibi çalıştığını, ihtiyaç halinde hastane ve doktorlarla da temas kurduğunu anlattı.

Kaynak: Cumhuriyet.com.tr
Son Güncelleme: 07.03.2016 10:20
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177