25 Mart 2016 Cuma 10:00
"Tiki taka'nın Türkçesi"

EURO 2016 hazırlıkları kampsamında ilk maç olan İSveç'i Cenk Tosun'un 2 golüyle geçen Milliler hakkında spor yazarları ne dedi?

Bu kadro daha iyilerini yapacak (Hakan Ünsal - Hürriyet)
İsveç maçı, bizim için savunmamızı ve hücum gücümüzü görmemiz için iyi bir test olabilirdi. Savunmamızı görebilmemiz için dünyanın en iyilerinden, heykeli dikilesi Zlatan’ın olması defansımıza not vermemizi sağlayacaktı. Hücum gücümüzü test edebilmemiz için de sert savunmayı felsefe haline İsveç takımı ideal bir rakipti. Burak’ın olmaması bu durumda yine doğru verileri vermeyebilir ama Cenk gibi bir oyuncumuzun neler yaptığını görmek de olumlu oldu.

OĞUZHAN MUHTEŞEMDİ

Bizim takımımız, yeni jenerasyonu ve gelişen oyuncuları ile, pas oyununu daha iyi yapabilecek hale geldi. Fakat bunun için zamana ve bol maç oynamaya ihtiyacımız var. Bu kadronun yaş aralığı, kalitesi ve potansiyelini düşünürsek daha iyilerini yapacaklarından şüphe yok. Arkada oynayan Hakan Balta’dan başlayan ayağa pasla çıkış ve öndeki farklı özelliklere sahip oyuncular zenginliğimiz. Fakat bu oyuncular içinde en kritik olanı Oğuzhan. Yetenekleri hücum bölgesine uygun olmasına rağmen, kendini evrimleştiren ve orta alanda hem mücadele hemde hücum zenginliği oluşturan Oğuzhan, oyunun her iki tarafını oynayarak Fatih Hoca’ya büyük avantaj sağlıyor. Bu sezonki hem kendisinin hem takımını verileri de Oğuzhan’ın bu yönünü net ortaya koyuyor.

OYNAMAYI SEVEN BİR TAKIMIZ

İsveç maçında şunu gördük ki, Milli Takım’ımız golü atıp öne geçtikten sonra rakibi İsveç gibi savunma yapmaya çalıştığı zaman başaramıyor. Biz oynamayı, özellikle öne oynamayı becerebilen bir takımız ve bu karakterimizden vazgeçtiğimizde sıradanlaşıyoruz. Dolayısı ile öne geçsek bile oyun disiplini içinde 2. hatta 3. golü düşünmeliyiz ki korumaya almayalım kendimizi.

 

Tiki taka'nın Türkçesi (Uğur Meleke - Hürriyet)

Bu nesil, 2008 neslinden biraz farklı. Bol yetenekli orta sahalı, bol kısalı, efsanevi İspanya’yı andıran bir grup var bu sefer. Stoper ve santrfor bölgesinde seçenek az. Ama kalan 7 formaya 7 yetenekli orta saha koyabilecek kadar geniş bir merkez oyuncu havuzu söz konusu. Xavili, Iniestalı, Cazorlalı, Fabregaslı, David Silvalı İspanya’nın bir demosu gibi.

Kadro böyle olunca oyunumuz da o yöne evrildi zaten. Sonsuza kadar pas yapıp, kaleye pasla girmeye çalışan bir tiki-taka takımı gibiyiz şu an. Caner’i, Gökhan’ı, Selçuk’u, Ozan’ı, Oğuzhan’ı, Arda’sı (bunlara eklenebilirse Hakan Çalhanoğlu’su, Alper’i, Yunus’u) hepsi yetenekli, hepsi pas trafiğinde mahir, hepsi asistçi. Bütün mesele bu kadar asistçiden topu kaleye dürtecek adamı bulabilmek. Bir yol bu pas trafiğine katılabilecek yetenekteki Cenk’i kullanmak. Başka bir yol İspanya’nın Fabregas’ı kullandığı gibi bir merkez oyuncuyu en uca koymak. Turnuvada iki yolu da deneyeceğiz muhtemelen.

REAKSİYONLARDA YAVAŞ KALDIK

Dün topa çok sahip olduk, genelde yüzde 65’lerde dolaştık. Ama oyunun yönünü çok hızlı çeviremedik. Sanırım bu, zamanla oturacak. Tiki-taka takımının bir handikabı da kaybedilen toplarda çabuk reaksiyon verme mecburiyeti. Çünkü takımda neredeyse kimse topsuz oyunu sevmiyor, kimse yakın teması ve göğüs göğüse çarpışmayı sevmiyor, geriye koşmayı sevmiyor. Geriye koşmak istemiyorsanız kaybedilen topta çabuk reaksiyon vermelisiniz. Dün bazen bu reaksiyonlarda da yavaş kaldık. Mayıs kampında muhtemelen bunu da halledeceğiz, aksi halde bolca sarı kart görerek eksik yakalanma sorununu çözmeye çalışacağız. Dünkü maç, yine de umut vericiydi birçok anlamda.

 

Alkışlar hepinize (Attila Gökçe - Milliyet)

Fatih Terim çok farklı oyun formatları denedi. Önce 4-3-3’le başladı. Volkan, Cenk Tosun ve Arda ile hücumcu bir kimlik sergiledi Milli Takım... İkinci yarıya başlarken, 4-2-3-1’e döndü. Arda’yı merkeze, hemen Cenk’in arkasına aldı... Maçı bitirirken de 4-6-0’lık santrforsuz, bol hücumcu orta saha ile oyunu elinde tutmaya çalıştı. Öyle bir maç ki, Fransa finallerindeki üç rakibimiz İspanya, Hırvatistan ve Çek Cumhuriyeti’ne karşı farklı formatlarla farklı kimliklere bürünerek oyunu alıp götürmeye niyetli, özgüveni yüksek, topu ustalıkla sahiplenen ve kullanan bir Milli Takım çıktı ortaya.

Savunma için fazla söze gerek yok. Kaleci Volkan Babacan çok iyiydi. Harika kurtarışlar yaptı. Hakan Balta’nın sakatlığına rağmen geri dörtlü çok etkin ve başarılıydı. Yediğimiz gol için çocuklara darılmayalım. Asıl güzellik, iki kenar bekimiz Gökhan ve Caner’in oyuna hücum anlamında da dinamik katkıları. Oğuzhan’ın savunma - hücum bağlantısını kurarken çabuk ve akıllı oyunu, Selçuk ve Ozan’ın uyumu mükemmeldi. Arda Turan, Barcelona’da yeni yeni oynamaya başladı. 6 aylık ceza süresi biliyoruz ki futbolunu olumsuz etkilemiş. Buna rağmen dünkü oyunun lideri ve efendisiydi. Oyun içindeki rahatlığı, özgüveni, rakip oyuncular ve hakemle diyalogu da huzur veriyordu. Hem forvet arkasında, hem de kanatta başarıyla görev yaptı.

 

Yıldız aranıyor (Feyyaz Uçar - Fanatik)
Ön liberoyu ister tek oyna ister ikili. O mevkinin ülkedeki en iyi oynayanı Mehmet Topal. Mehmet’i geri çekip sıradan bir stoper yapmanın anlamı ne? Şu olabilir. Ozan Tufan’ı, Avrupa Şampiyonası’na hazırlamak ve oynatmak. Selçuk ve Oğuzhan orta sahamızın vazgeçilmezleri gibi gözüküyorlar. Eğer üçlü oynayacaksak Mehmet Topal ya da Ozan Tufan’dan biri bekleyecek. Alternatiflerin yetenekli olması bu bölgedeki rekabeti üst seviyeye taşıyacak. Tek bir soru işareti var. Ozan’ın takımında yeteri kadar süre alamaması. Fatih hocamızın bu dengeyi çok iyi kuracağından şüphemiz yok. Çünkü en güçlü olduğumuz yer burası. Kısa paslarla topun bizde kalmasını sağladığımızda oyuna hükmedebiliyoruz.

OSCAR BİLE ALABİLİR

Ofansta en büyük kozumuz Arda. Bizi rakip kaleye götürecek en önemli yeteneğimiz. Defans arkası koşuları da portföyüne eklemiş. Her sene yeni bir kreasyonla çıkıyor karşımıza. Kendini bu kadar geliştirebileni çok az gelir. Reklamların da yıldızı. Film yıldızı olursa yandık. Yapamayacağından değil, Oscar bile alabilir. Ama bizim diri bir Arda’ya itiyacımız var. Güçlü olduğunda yapabilecekleri hepimizce malum.

 

İstanbul'da sakın oynamayın (Serhat Ulueren - Vatan)
Şu ortada; Milli Takımım İstanbul’da oynamamalı. Sebebi basit; İstanbul’da nerede oynasan polemik olacak. Volkan Demirel’in Milli Takım kariyeri TT Arena’da bitmedi mi? Cevap “Evet”.

Birçok oyuncumuzun İstanbul’da ayakları titremedi mi? Cevap yine “Evet”. Maceraya gerek yok. Oynarsın Konya, Antalya, Ankara, Bursa, Kayseri’de kafan rahat olur. Hem Anadolu’daki şehirler coşar, hem de oyuncular huzurlu olur. Dün Antalya’da her şey mükemmeldi.

Aslında A Milli Takımımız hazırlık maçlarını sevmez. Çünkü kabul edelim ki, Terim ve öğrencileri turnuva oyuncusu. Onlar için yarışmacı ruh önem arz ediyor. Bu nedenle İsveç karşısında iyi oynamadık. İsveç’in pozisyonları vardı ama kazanan biz olduk. Çünkü Cenk Tosun, A Milli Takım’da oynadı, Ibrahimovic ise gelmedi. Gelseydi elbette sonuç farklı olurdu.

ARDA AĞIR KALIYOR

Kendi takımında formayı kaptıran Cenk’in küsmeyip devam etmesi takdir edilmeli. Volkan Babacan artık olgunlaşmış ve Milli Takım forması onun performansını çok artırmış. Müthiş güven veriyor. Bazen hata da yapsa özgüvenle oynuyor. Nazar değmezse Fransa’daki ilk banko oyuncumuz olur.

Ama Arda için aynı şeyleri yazamayacağım. Tamam Barcelona’da oynuyor ama çok ağır oynuyor. Her topu ayağına bekliyor ve bazen gereksiz işler yapıyor. Ama inanıyorum ki dünkü maç turnuvada olsa Arda da çok farklı olurdu. Bu Arda, Barcelona’da ilk 11’de oynuyor. Aklıma Sergen Yalçın geldi. Sergen’deki yetenek şu an dünyada sadece Messi’de var. Kafası çalışan bir Sergen şu an oynasa Barcelona’nın Real Madrid’in değişmezi olurdu. Ancak o da kendine yazık etti hak ettiği değeri bulamadan kaybolup gitti.

Kaynak: Cumhuriyet.com.tr
Son Güncelleme: 25.03.2016 10:00
Anahtar Kelimeler:
HaberHaberlerFutbolSpor
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177