18 Mart 2016 Cuma 11:00
"Hakem talimatla gelmiş!"

Fenerbahçe'nin UEFA Avrupa Ligi'nde Portekiz temsilcisi Braga'ya 4-1 mağlup olarak Avrupa'ya veda etmesinin ardından ne dedi?

Masa başında kaybetmişiz (Rüştü Reçber - Hürriyet)

Braga’nın nasıl oynayacağını iyi analiz eden bir teknik adam ve planlarını sahada iyi uygulayan futbolcular vardı... Braga’nın yerden ve hızlı pas trafiğini bozan, özellikle ön alandaki baskısı ile rakibin en önemli noktalarını bertaraf eden bir takım vardı sahada. Bu paslaşmaya engel olamadığı zaman da takım halinde topun arkasına geçen, alan bırakmayan ve rakibe yakın oynayan bir Fenerbahçe gördük. Hatta ‘Alper’in şutu gol mü korner mi’ derken, Van Persie’nin attığı gole (ofsayt) baktığımızda daha iyi görünen takım Fenerbahçe’ydi. Ama ne olduysa, devreye maçın hakemi Ivan Bebek girdi...

MAÇIN ADAMI

Ivan Bebek... Sahada ön plana çıkmak isteyen tek isimdi.

HAKEM TALİMATLA GELMİŞ

Aslında dönüp FIFA seçimlerine bakmak lazım. Buna bakacak merci belli. Resmen bir talimatla gelmiş hakemin elinde Türk futbolu oyuncak oldu. Lobinin dünya futbol arenasında ne kadar önemli olduğununun ispatını dün gece gördük. Türk futbolu ile ilgili son zamanlarda alınan kararlara bakarak durumu anlarız.

FENER ÜZERİNE GİTMELİ

Fenerbahçe Braga’dan, 4 maç oynasa ancak 4 gol yerdi. Şunu anlamalılar... Dünkü maç sadece sahada oynanamadı. Futbolcular bunun farkına varmalı. Rotaları lige çevirmeliler. Bu, sahada oynanmayan maçın neden böyle olduğunun üzerine F.Bahçe yönetimi gitmelidir. Tüm Türkiye’nin şaşıracağı doneler ortaya çıkacaktır.

 

İki Braga, iki de hakem attı (Uğur Meleke - Hürriyet)
Fonseca küçük Pereira, Braga da küçük F.Bahçe gibi. Topla bin kez oynamak gibi bir dertleri yok, kazandıkları toplarla seri hücuma gidip rakip hazırlıksızken atmaya çalışıyorlar. Böyle benzer iki takımın eşleşmesinde çok gol çıkmaması ve oyunların kilitlenmesi normaldi. Normal olmayansa devreye kahraman olmak isteyen hakem Bebek’in girmesiydi. Normal şartlarda böyle bir eşleşmede büyük farklar oluşmaz ve sonucu da kaliteli oyuncular belirler.

Daha fazla kaliteli oyuncusu olan Fenerbahçe de zaten 135 dakika sonunda toplamda 2-1 öndeydi ve turu geçmiş gözüküyordu. Ta ki 65’inci dakikaya kadar... Hem o dakikada Nani’nin bulduğu bomboş fırsatı çok kötü kullanıp rakibe rövanş hücum fırsatı vermesi berbattı. Üstüne Ivan Bebek’in ofsayt olan pozisyonda bir de penaltı üretmesi fişi çekti. Zaten Braga’nın birinci golü de ofsayt kokuyordu, ikinci golü getiren penaltı öncesi de. Bunlar yardımcı hakemin işi desek bile, orta hakemin Mehmet’in kapalı kollarından penaltı yaratması inanılmaz.

DiKKAT ÇEKMEYE ÇALIŞTI

İlk yarıda Souza’ya gösterdiği sarı kart, Pereira’yı çok ucuz atması. Hepsini üst üste koyunca Ivan Bebek’in en hafif tabirle kahraman olmak ve UEFA’nın dikkatini çekmek için büyük kararlar vermeye çalıştığını düşünüyorum ben. Özellikle belli bir yaşa gelip hayal ettiği seviyeye ulaşamamış hakemlerde bu kahramanlık çabaları oluyor, Fenerbahçe de bunun kurbanı oldu maalesef.

 

Bebek yüzlü katil (Tayfun Bayındır - Milliyet)
Türkiye, siyasette, sporda, sanatta ve eğitimde dünyanın her yerinde yalnız bir ülke. Hiçbir alanda ne desteğimiz var ne de lobimiz. Her gelen ‘vurun abalıya’ misali tekmeleyip geçiyor. Bu Ivan Bebek, herhangi bir İtalyan, İspanyol hatta Yunan takımının maçını böyle yönetsin de göreyim.

O yakasındaki FIFA kokartını, onun gözüne sokarlar. Biz ise sırtını sıvazlayıp duruyoruz, belki az canımızı yakar diye. Bebek, Allah’ından bulsun, başka söyleyecek bir şey yok.

Ama şu bir gerçek ki Pereira’ya söyleyecek çok sey var. 1-0’ın avantajıyla gittiğin deplasmanda Diego değil, Ozan oynardı. Daha bir oyunu tutardık, belki daha az sarı kart görürdük. Aslında ilk yarıda her şey istediğimiz gibiydi. Golü de en iyi olduğumuz anda kalemizde gördük. Yanıtı da Braga’nın en iyi olduğu anda verdik. Beklentimiz, soyunma odasından dönüşte orta sahası Ozan ya da Meireles’le güçlenmiş bir takımdı. Ama Pereira bunu tercih etmedi.

Yazık, gerçekten çok yazık. Fenerbahçe, bu Braga’yı rahat geçerdi. Hiç hesapta olmayan Hırvat’ı unuttu. Bundan sonrası artık toparlanma vaktidir.

 

Bir F.Bahçe, bir Braga bir de Bebek!.. (Ercan Güven - Milliyet)
Bırak aga bırak!.. Portekiz’e kazanmaya gitmişin de, baskı altında oynamayı severmişsin de... Sen önce savunmana bak! Sonra takım disiplinine. Ve hakeme... Türkiye’de “büyük takım” kontenjanından hakem hatası varsa senin lehine. Savunman burada yavaş rakiplere karşı ideal ölçülerde. Kazanırken disiplin de pek bozulmuyor. Ama hikaye Portekiz’de geçiyorsa işte böyle dramatik bir boyut kazanıyor. İyi istirahatler tribünde!

Yazık... Kaçan fırsat ne kadar büyükse kaçıranlara o kadar ayıp. Oysa Fenerbahçe, Braga maçına şoke eden bir girişle başladı. İstanbul’dakinden bile hızlıydı... Aslından olağan temposuydu Fenerbahçe’nin. Herkesin alışık olduğu önde basmasıydı. Yakın oynamasıydı... Hızlı paslaşmasıydı... Ama bir gollü galibiyet cebinde gittiğin deplasmanda maça böyle girmek doğal olarak rakibin beklemediği bir olaydı. Fenerbahçe sürdürebilse mesele yoktu. 12. Adam sahada olmasa sürdürebilirdi belki de. Braga’nın toparlanması için “sinyal” hiç umulmadık bir yerden, hakemden geldi!

 

Korku filmi gibi maçtı (Erman Toroğlu - Sabah)
F.Bahçe'nin yediği birinci gol ofsayt. 30-35. dakikadan sonra F.Bahçe hakemle dalaşmaya başlıyor. Fitili Caner ateşliyor, diğerleri de yavaş yavaş ona uyuyor. Ama 45+'te atılan gol her şeyi F.Bahçe'nin lehine çeviriyor. İkinci yarı başlıyor. F.Bahçe sakin olsa, topa baksa bütün sistemi değiştirecekler. F.Bahçeli futbolcular presi yiyince hakem de Türkiye'deki hakemlere benzemeyince sinirlenme başlıyor.

Ve penaltı pozisyonu geliyor. Top Mehmet Topal'ın göğsüne geliyor, Mehmet ellerini göğsünde birleştiriyor. Peki o topta Mehmet kollarını açarak göğsüyle hamle yapsa ne olur, bir şey olmaz. Hakem de yorumunu penaltıdan yana kullanıyor. Peki Mehmet'in kolları orada olmasa zaten top göğsüne çarpıyor. Yani bu pozisyonlarda hakeme yorum hakkı vermeyeceksin. 2-1'de bile F.Bahçe rakibini eliyor.

Ama F.Bahçeli futbolcular hala hakemle oynuyor. Korku filmi gibi bir maç... Bir pozisyonda F.Bahçeli oyuncu tacı 10 metre ileriden kullanıyor, hakem de tacı rakibe veriyor. O anda ipler kopuyor, bu sefer de teknik direktör atılıyor. Ondan sonra Alper atılıyor. Atıldığı pozisyonda kırmızı kart doğru. Ondan sonra da Volkan atılıyor.Bu futbolcuların atılmaları gayet normal. Niye? İmamın gaz yaptığı yapar, cemaat de bunları yapacak. Sen teknik direktör olarak bir defa atılmamaya mecbursun. Bakınız, bütün bunların sebebi şu: Türkiye'deki maçları eyyamla idare eden, büyük takımlara prim tanıyan zavallı hakemler Avrupa'da oynayan futbolcularımıza kötü antrenman veriyor, kötü örnek oluyor. Bakınız atılanlar hep yerli oyuncular. Bundan başka atılacak hangi oyuncu var derseniz, ilk sıraya Caner'i koyarsınız. Peki neden ithal oyuncular atılmıyorlar.


Bebek katliamı (Ahmet Çakar - Sabah)
Sahada sözüm ona bir hakem var... UEFA'nın iyi hakemlerinden biri olsa gerek ki böylesine bir maça atanmış... Üstelik soyadı Bebek... Ayrıca Bebek gibi tertemiz bir yüzü var. Ama kalbi kapkara... Spor ahlakı kapkara... Ve Fenerbahçe'nin turu kaybetmesinin tek sorumlusu da o. Bazı maçlar vardır; kötü oynarsın, hakeme sığınırsın. Ama dün geceki karşılaşmada Hırvat hakem kelimenin tam anlamıyla Fenerbahçe'nin turunu çaldı. Hem de bilerek, isteyerek çaldı.

Yaptığı hatalara asla masum hatalar diyemem. Maç amatör bir maç değil... Hakem de yeni yetme bir hakem değil. Böylesine nice maçlar yönetti. Topal'a verdiği penaltı, tam bir yüz karası... Mehmet Topal atılan şutta, elleri ile göğsünü kapatıyor. Top gelip göğsünde kavuşturulmuş eline çarpıyor ve hakem utanmadan hem penaltı veriyor hem de Topal'ı ikinci sarı karttan oyun dışı bırakıyor. Üstelik bence Mehmet Topal'a gösterdiği ilk sarı kart da tam bir komedi. Orta sahada faul var veya yok. Topal yere düşüyor veya kendini atıyor, maçın hemen başında orta sahada böyle bir sarı kart vermenin tek sebebi vardır, o da kötü niyet...

Televizyondan seyrettiğim kadarıyla Fenerbahçe'nin yediği ilk gol ofsayt olabilir. Souza'ya gösterdiği sarı kart öncesi de tacı rakibe vermesi tam bir ego ya da aşağılık kompleksi sorunu. Hakemlik de bir kural vardır, futbolcularla giderleşirsen sen kaybedersin. Dün gece hakem bu taçı değiştirdi ardından Souza'ya sarı kartı verdi, ardından da Pereira'yı oyundan attı. Tam bir skandal. Bu tür uygulamaları ancak kötü niyetli ya da ruh hastası bir hakem yapar.


8.5 kişi, Pereira ve hakem Bebek... (İlker Yasin)
Ne kadar az dan-dun yaparsa, ne kadar çok ayağa paslı ve kontrollü olursa tur, F.Bahçe'ye o kadar yakındı. Pereira, neden Volkan Şen gibi kontrada rakip eksilten bir adamı, neden dirençli Ozan gibi bir orta sahayı deplasmanda sahaya sürmedi, anlamadım gitti. Felsefesini gol yememe, defansın emniyeti üzerine kuran Pereira, dün Braga'da ne yapmak istedi, anlayanlar beri gelsin. 8.5 kişiyle beraberlik golünü bulan F.Bahçe, 2. golü yiyene, 10 kişi kalana kadar ne bekledi? Sahadaki yoklardan biri Nani, kaleci ile karşı karşıyada topu çerçevye bıraksa skor 2-1 olacak ve her şey bitmiş olacaktı. Ama Portekizli, Portekiz'de, Portekizlinin denetiminde bunu da yapamadı.

MAÇIN ADAMI

39'unda uluslararası alanda istediği yere gelememenin ezikliği içindeki Bebek.

NEDEN BU KADAR GERGİNDİ?

F.BAHÇE gibi enternasyonel tecrübesi yüksek takımın 1-0 galip gittiği rövanşta bu kadar gergin olmasının sebebi sadece çok kötü yönetim gösteren Bebek olmamalı. F.Bahçe'nin mental olarak hazırlanamadığı ortada. Maç sonu olaylar da kabul edilemez.

KAFALAR DERBİDE Mİ KALDI?

F.BAHÇE'nin dünkü oyununun izahı zor. Deplasmanda 1-1'i yakalamış ve rakibin 2 gole ihtiyaç duyduğu ortamda F.Bahçe'nin aklı neredeydi? Duran oyuncuları görmeyen hoca, kontrolünü kaybetmiş futbolcular, G.Saray derbisinin hazırlığı içinde miydi?

Kaynak: Cumhuriyet.com.tr
Son Güncelleme: 18.03.2016 11:00
Anahtar Kelimeler:
HaberHaberlerFutbolSpor
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177