13 Mart 2016 Pazar 16:00
"Gezi ruhunun topyekün her yerde yaşanması lazım"

Oyunun “Aşk üzerine eşinizin, sevgilinizin, jinekoloğunuzun, psikoloğunuzun, annenizin bile söyleyemediği her şeyi bu oyunda bulabilirsiniz...” gibi büyük ama doğru bir iddia var. Niye anlatmıyorlar bize sizin anlattıklarınızı?

Topyekün bir tabu. Okullarda ders olarak anlatılmıyor, aileler bilgilendirmiyor. Gençler, çocuklar nereden, nasıl öğrenecek sağlıklı bilgiyi? Bu toprakların tamamında var bu tabu. Neredeyse kader haline gelmiş. Bu tabuyu aşabildiğimizde toplum çok başka bir yere sıçrayacak. Ama uzun soluklu mücadele gerektiriyor.

Baktınız devlet vermiyor, ben vereyim cinsellik eğitimi mi dediniz?

Devletin çok görevi var eğitim konusunda ve aslında o kadar çoğunu yapmıyor ki... Sivil toplum örgütleri, kuruluşlara çok iş düşüyor. Sanatla ilgili herkese de tabii.

Sizce cinsel devrim bu dünyanın ve ülkenin tüm sorunlarını çözer mi?

Çok sorununu çözer. Temelde bilgi eksikliği ve tabularla yetişme sonucu yaşanan mağduriyetler bu toplumda her gün artıyor. Dario Fo; dans ederek, sevişerek devrim yapmak ne kadar güzel şeydir, der. Bu söze inanıyorum.

Penis toplumuyuz’

Sizce Türkler klitorisin yerini ne zaman bulacak? Bu gidişle klitoris tümden kaybolacak galiba! Sadece bir penis toplumuyuz çünkü. Öyle bir çaba yok yani. Oyunda da öyle bir laf var ya hani, “Aman derdimiz klitoris olsun, ülke kan ağlıyor” esprisi. Tabii ki öyle değil. Ne yazık ki AKP iktidarıyla birlikte sürekli fetvalarla ülke yönetilmeye başlandı. Neredeyse artık dinle yönetilme noktasına geliyoruz.

Meclisteki tüm milletvekillerinin mutlu cinselliği olsaydı, Türkiye nasıl olurdu?

Çok güzel bir ülke olurdu. Harika yasalar çıkardı. Dario Fo der ki, kadınlar dışarıda bütün bu şiddete maruz kalırken, parlamentoda erkek milletvekilleri m*lafatlarını kürsülere dayayarak siyaset yapmayı sürdürdüler. O kadar evrensel ki bu söylediği. Onun için de zaten bir adım ileriye gidemiyoruz. Bizim seçtiğimiz insanlar bunlar ama ne yazık ki malzeme çok zayıf. 

Erdoğan 8 Mart konuşmasında, “Bu ülkenin kadınını yanına alanın sırtı yere gelmez, karşısına alan da iflah olmaz” dedi. Kendisi bir sürü kadını karşısına aldı halbuki. İflah olmamak konusunda haklı çıkabilir mi?

Eskiden çok ütopyalarım vardı ama artık yok. Gezi’yle beraber yine muazzam ütopyalara kapıldık, ama ondan sonra bir türlü kıpırdanamıyoruz. Onun için çok hayal kuramıyorum. Ama eğer toplumda bir ivme olacaksa kadınlar öncüsü olacaklar. Çünkü kadınlar bu toplumda gerçek acıyı çeken taraf. Sayın Erdoğan’ın da dediği gibi, bir kere anne. Bu ülkede yapılan bütün bu zulüm ve neredeyse iç savaş sırasında, en büyük acıyı anneler, yani kadınlar yaşadı.

Gezi’de ütopyalara kapıldık dediniz. Gezi bir heyecandı ve bitti mi?

Ben de bunu o hareketin içinde olan bütün genç dostlara soruyorum. Ne oldu, bitti mi? Çünkü Sur’da, Silopi’de, Diyarbakır’da bir sürü yerlerde, yaşananlara bakıyorum. bence Gezi ruhunun topyekün her yerde yaşanması lazım.

‘Kuş’ değil ‘vajina

Kendi çocuklarınıza cinselliği nasıl anlatıyorsunuz? 4-5 yaşlarında cinsel farkındalık başlıyor çocuklarda. 8 yaş bir sürü şeyi bilmeleri gereken bir yaş. Aslı mesela kadın cinsel organına “vajina” diyor, “önpopo”, “kuş” falan değil. Pedagoglar da bunun doğruluğunu söylüyorlar. Yaşları gereği ne bilmeleri gerekiyorsa onu anlatıyorum. İnsanların sadece dişi ve erkekten ibaret olmadığını, dünyada farklı cinsel yönelimler de olduğunu mesela. Zaten onlar 8 yaşında bunun pratiğini hayatın içinde yaşıyorlar.

İkizlerden biri kız, biri erkek. Onlara kadın erkek eşitliğini nasıl öğretiyorsunuz?

Hep o mücadele içindeyim. Ben feminist bir anneyim. Doğuştan itibaren dişi ve erkeği izleme fırsatım oldu. Bu feminist bakış açımı perçinledi. Hiçbir öğreti olmadığı halde erkek çocuğun şiddete meyli var. Diyorum ki Memo’ya: “Sizin fiziki gücünüz eşit değil. Seninki 10’sa, kız kardeşinin 5. O halde ona fiziki kuvvet uygulamamalısın Memo. Çünkü seninle o şekilde baş edemez.” Bazen oğlum Memo “Anne, içimdeki öfkeyi durduramıyorum” diyor. Demek ki durdurmaya çalışıyor!

Füsun Demirel'den 'Aşk Dersleri'   Füsun Demirel, çevirmenliğini yaptığı İtalyan yazarlar Dario Fo, Franca Rame ve Jacopo Fo'nun kaleme aldığı "Seks? Eh, Hayır Demem!" oyununu Türkiye'ye, kadınların koşullarına uyarlayarak, kendi çocukluk ve ergenlik anılarından yola çıkıp kişisel tecrübelerini seyirciyle paylaşıyor. Oyunda Demirel'e Ayşegül Cengiz Akman ve Mete Küçülmez eşlik ediyor. Oyun 18, 25 ve 31 Mart tarihlerinde Sahne Aznavur'da. Biletler Sahne Aznavur ve Biletix'te.     'Hep o kadın rollerine müdahale ettim'   “Hep 'börek açan' kadınları oynadım. Ama feminist ve sosyalist yanımdan dolayı o börek açan kadınlara küçük de olsa hep müdahale ettim. Kadının aslında o duruma razı olmadığını, içinden de olsa isyan ettiğini hep hissettirdim. Bunlar için o rollerde çok çabaladım.”     'Hapse girmeyeyim diye İtalya'ya yolladılar'     * Küçükken güncenize şöyle yazmışsınız: “Devrimci olup silahı alacağım, bu haksızlıkları yapanları kurşuna dizeceğim” Yaş ilerledikçe haksızlık yapanlarla mücadele yöntemleriniz evrildi mi?   Aslında kafamda hiçbir şey değişmedi inan bana! Yaşım ve fiziksel durumlardan ötürü onlar biraz hayal oldu. Dağa filan çıkacaktım sözde! Hatta benim babamın beni yurtdışına yollama sebebidir. Bir gün bu kızı cezaevi kapısına gidip beklemektense hasret çekerim yeter ki gitsin buralardan dedi. 1977 yılında, Türkiye’de en yoğun sağ-sol çatışmalarının olduğu dönemde bir gün valizimi hazırladılar, hadi kızım İtalya’ya diye yolladılar.     ' Gerilla kızları oynamak istiyordum'   * Sizin Kürt meselesine dokunan çok sayıda filminiz var. Çözüm sürecinin ardından gelen savaşı kimin başlattığını herkes farklı okuyor. Siz nasıl okuyorsunuz?   Ben Demirtaş’ın ve HDP’nin çok büyük bir umut olduğunu, 7 Haziran seçimlerinin Türkiye’deki demokrasi ve özgürlükler adına çok önemli bir sonuç olduğunu düşünüyorum. Eğer izin verilseydi çok önemli mesafeler alacaktık. Demirtaş ve HDP hareketini çok sağlıklı buldum. Ama HDP’nin önü kesildi. Demirtaş’a ve HDP’ye fırsat verilmesi gerekiyordu. PKK’nın onlara fırsat vermediğini düşünüyorum. Her iki taraf da hem devlet hem PKK bu savaştan o kadar yararlanıyorlar ki, her ikisi de kendi halkının kıyımı pahasına bu savaşı bitirmek istemiyor. Artık bu çok bariz.   * Oynamak istediğiniz bir rol, bir oyun kaldı mı?   Çok var. Mesela o dağlardaki gerilla kızları oynamayı çok istedim. Belki bir gerilla annesi olurum artık ya da anneannesi. Kadınların özgürleşmesi adına çalışmak ve üretmek istiyorum. Bütün bir hayatımı buna adadım. Ölene kadar da devam edeceğim. Her şeye rağmen inadına kahkaha!Kaynak: Cumhuriyet.com.tr
Son Güncelleme: 13.03.2016 16:00
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177