05 Eylül 2016 Pazartesi 03:21
Paramızın yüzde üçünü bile sanata harcamıyoruz

 

Bu raporda da ciro, katma değer ve istihdama dair en güncel veri 2013 yılına ait; çünkü Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2014 ve sonrasına ait verileri henüz yayımlamadı. TÜİK, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve bakanlığa bağlı kurumlar ile Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) tarafından sunulan güncel veriler kullanılarak hazırlanan rapor; Türkiye’nin kültür ekonomisine dair verileri grafiklerle özetliyor. Biz de raporda dikkat çeken ayrıntıları paylaşarak raporu hazırlayan Funda Lena’ya sorularımızı yönelttik.

-Ülke gündemi ve terör olayları nedeniyle son iki yıldır kültür sanat etkinlikleri iptal ediliyor, büyük etkinlikler planlanmıyor. Bu iptallerin kültür ekonomimize nasıl yansıyacağını öngörüyorsunuz?

Evet; dediğiniz gibi özellikle canlı müzik sektörü söz konusu iptallerden olumsuz etkilenmiş durumda. Yani, bu raporun 2-3 sene sonraki versiyonunda kültür ekonomisi kapsamındaki “gösteri sanatları” başlığında bu düşüşü rakamsal olarak da gözlüyor olacağımızı öngörüyorum. Bu çok dramatik bir düşüş olmayacaktır, çünkü iptal edilen etkinlikler olduğu gibi, devam eden etkinlikler de mevcut ama 2012’den 2013’e geçişte yaşanan artış sonraki yıllarda aşağı doğru bir trende dönüşebilir.

-Peki, devletin kültür sanata yönelik destek mekanizmalarından hangileri yararlanıyor?

Yalnızca bazı sektörlerin yararlanıyor olması önemli sorunlardan biri. Örneğin sinema sektörüne finansal destek sağlanıyor fakat müzik sektörüne yönelik benzer bir destek bulunmuyor. Bunun yanında canlı müzik etkinlikleri için uygulanan yüzde10 eğlence vergisi yine müzik sektörünün belini büküyor. Bunun yanında sinema sektörüne her yıl milyonlarca TL destek veriliyor olmasına rağmen bu destekler sadece yapım aşamasını kapsadığı için desteklenen onlarca filmin birçoğundan kimsenin haberi olmuyor.

Yani var olan desteklerin de sistematiği yanlış diyebiliriz. En büyük yanlışlardan -ya da eksiklerden- biri de şu: Kültür, Türkiye’nin yurtdışına tanıtılmasının bir aracı olarak görülüyor. Tamam, çok güzel. Fakat kültürü bir tanıtım aracı olarak görmenin ötesinde ulusal ve yerel ekonomik kalkınmanın odağına yerleştirmek gerekiyor.

-Kültür ve Turizm Bakanlığı en az bütçeye sahip bakanlıklardan biri. Bu raporu hazırlarken kültür kurumları arasındaki bütçe dağılımını doğru orantılı buldunuz mu?

Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesinin bir türlü yüzde 0.5’in üzerine çıkamaması bu alanın en önemli sorunlarından biri. Hiçbir Avrupa ülkesinde bu oran bu kadar düşük değil. Kaldı ki bizdeki bakanlık ‘Kültür ve Turizm’ Bakanlığı, yani bu yüzde 0.5’in belki de yarısından azı kültür için harcanıyor. Bu birinci mesele. İkinci konu Bakanlık bütçesinin kendi içinde nasıl dağıldığı. Rakamları incelediğimizde görüyoruz ki paranın büyük kısmı kültürel miras ve müzelere, bu alanda yapılan yatırımlara ve yukarıda da bahsettiğim gibi tanıtıma harcanıyor. Kültür endüstrileri, sanatlar ve araştırma ve eğitim için ayrılan bütçeler ise çok daha düşük.

-Sizce kültüre neden bu kadar az bütçe ayrılıyor?

Kültür-sanat aslında sadece Türkiye’de değil en gelişmiş ülkelerde bile öncelikli konular arasına giremiyor bir türlü. En ufak bir kriz durumunda bütçesi kesintiye uğratılan ilk alan kültür-sanat alanı oluyor. Öte yandan Türkiye’de eğlence anlayışı büyük ölçüde televizyon üzerine kurulu. Yani insanların çoğunun kültür sanatı dışarıda tüketmek gibi bir ‘kültürü’ yok. Dışarıda tüketilen de çoğunlukla televizyon tarafından pompalanan popüler kültür. Bu durumun aşılması için bir çözüm, uzun vadede bir zihniyet değişimini sağlayacak yetişkin eğitimleri olabilir.

YERLİ KOMEDİ VE GİŞE FİLMLERİ ÖNDE

-Bireysel harcamalara baktığımızda ise hane halklarının toplam harcamaları içinde eğlence ve kültür harcamalarının oranının 2014 yılında yüzde 3. Burada altını çizmek gerekir ki, TÜİK verilerine göre eğlence ve kültür harcamaları sadece kültür sanat ürün ve hizmetlerini değil, şans oyunları, spor hizmetleri, paket tatil turları gibi doğrudan kültür sanatla alakası olmayan başlıkları da içeriyor. Bu durum göz önünde bulundurulduğunda bireylerin kültür sanat harcamalarının aslında yüzde3’ün çok altında olduğunu söylemek mümkün.

--Türkiye’deki toplam tiyatro salonu sayısı 2013’te 678 iken 2014’te 611’e düşmüş. Tiyatro salonlarının sayıları azalmış fakat koltuk sayısı ve toplam seyirci sayısı artmış. Bu durum küçük salonların kapanıp daha büyük salonların açıldığı anlamına geliyor.

-Tiyatro ve sinema salonlarının illere dağılımındaki dengesizlik ile izleyicinin ilgi gösterdiği sinema filmi ve müze ören yerleri arasındaki dengesizlikler dikkat çekiyor. Sinemada yerli komedi ve gişe filmleri önde. Mekânların, sanatçıların popüler eserleri ilgi görüyor. Bu noktada Funda Lena, “Piyasaları kendi haline bırakırsanız popüler olan daha fazla popülerleşir, popüler olmayan ise kaybolup gider. Bunun için de son zamanlarda çok gözde olan ‘liyakat’ prensibine uygun olarak bu işin uzmanı sanat ve kültür yöneticileri için hem kamunun hem özel sektörün daha fazla yer açması uygun olacaktır” diyor.

-En yüksek ciro ise sinema filmi, video ve TV programı. Toplamın yüzde 51’i. Toplumun TV ve onun uzantısı olan sinemayı gösteri sanatlarına oranla daha fazla tüketiyor. Funda Lena, buna ilişkin “Oysa gösteri sanatları en yüksek katma değer üretme potansiyeline sahip olan alan. Katma değer kavramının ülke ekonomisi için önemi düşünüldüğünde gösteri sanatlarınının ekonomik büyüklüğünü artıracak önlemler almak ulusal ekonomiye önemli katkılar sağlayacaktır” diyor.

Kaynak: Cumhuriyet.com.tr
Son Güncelleme: 05.09.2016 03:21
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol