25 Ağustos 2016 Perşembe 08:20
OHAL’e karşı dayanışma çağrısı

DİSK Genel Başkanı Kani Beko, Türkiye’de çalışma yaşamında da iş cinayetlerinin katliama dönüştüğünü belirterek, “Biz bu barbarlığa karşı inadına birlikte yaşayacağız ve yaşatacağız” dedi. DİSK Ankara Bölge Temsilciliği tarafından düzenlenen “Olağanüstü Hal Hukuku ve Sendikal Haklar” konulu panede konuşan Beko, “DİSK olarak bizler gerçek bir demokrasinin ancak emeğin mücadelesi ile birlikte kurulabileceği tespitinden hareketle, ‘İşçilerin 3 Acil Talebi var’ başlıklı kampanyamıza başladık. Tüm işçilere bu talepleri anlatarak mücadeleye çağırıyoruz. ‘Ayrımsız, kayıtsız, şartsız tüm taşeron işçilere kadro’, ‘Zorunlu Bireysel Emekliliğe hayır’ ve ‘Kıdem tazminatının gaspına hayır’ diyerek tüm dost kurum ve kuruluşları, emek ve meslek örgütlerini ve işçileri ortak mücadeye çağırmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

DİSK’e bağlı Genel - İş genel merkezinde düzenlenen panelde, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası ilan edilen OHAL’in yasal sınırlarının çizilmesi, işçi hakları ve uygulamadaki hak ihlalleri konuları DİSK Genel Başkanı Kani Beko ve alanında uzman kişilerce ele alındı.

‘Sivil sıkıyönetim

Konuşmasına Gaziantep’teki bombalı saldırıyı kınayarak başlayan Kani Beko, OHAL’in darbe girişimi bahane edilerek ilan edildiğini ve sivil sıkıyönetim uygulamasına geçildiğini söyledi. OHAL gerekçesiyle, FETÖ ile hiçbir ilgisi olmadığı halde, birçok kamu çalışanı, akademisyen ve gazetecinin gözaltına alındığını ifade eden Beko, 15 Temmuz darbe girişimi sorumlularının da adil yargılanmaları gerektiğini belirtti. Beko, “Bu kişiler keyfilikten uzak ve “suçların kişiselliği” ilkesi çerçevesinde adil bir biçimde yargılanarak cezalandırılmalıdır. Unutulmasın ki anayasaya ve uluslararası sözleşmelere göre adil yargılanmak haktır, yargısız infaz ise insanlık suçudur” ifadelerini kullandı.

Beko, OHAL kapsamında, Meclis’in devre dışı bırakıldığını ve ülkenin KHK’ler ile yönetildiğini belirterek, sermayenin emeğin önüne geçmesinin demokrasiyle uzaktan yakından alakası olmadığını ifade etti.

Panelde KHK’ler hakkında konuşan Yrd.Doç.Dr. Tolga Şirin, Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un “Avupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Anayasa’nın birtakım maddeleri askıya alındı. 3 ay boyunca OHAL ilan edildi” sözlerine ilişkin “ Bu anayasa hukuku bakımından yanlış bir tanımlamadır. Askıya alınma ifadesi İnsan Hakları Sözleşmesi’nde geçmez. Yükümlülük azaltmak vardır” dedi.

Keyfiyet olamaz’

Panelde konuşan Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, olağanüstü yönetimlerin de birer hukuk düzeni olduğunu belirterek keyfi hükümler olamayacağını söyledi. Kaboğlu, Türkiye’nin Avrupa insan hakları hukukunun içerisinde olduğunu, çıkmasının söz konusu olmadığını belirtti.

OHAL’in mekân ve zamanla sınırlı olduğunu söyleyen Kaboğlu, “Bu sebeple geçicidir, kısmidir, keyfi olamaz” diye konuştu. Adil yargılanma vurgusu yapan Kaboğlu, Anayasa’nın 15. maddesini anımsatarak, “Herkes için güvence içeriyor. Her durumda geçerli.

OHAL ilan edildi diye inancını sorgulayamazsın, işkence yapamazsın” dedi. OHAL süresinin hukuki mercekte üç ay değil, 90 gün olduğunu ifade eden Tolga Şirin ise “Bir sapma rejiminde olduğumuz için dakikalar bile önemli” dedi.

Kaynak: Cumhuriyet.com.tr
Son Güncelleme: 25.08.2016 08:20
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol