23 Şubat 2016 Salı 07:21
‘Kodlama bilmeden olmaz!’

Kodlama nedir?

Kod ve kodlama , bilgisayarın icadıyla ortaya çıkmış bir terimdir. Verinin, birden fazla platforma adapte edilmesi ve birden çok kullanıcıya anlaşılabilir şekilde ualşması için kullanılan bu sistemde, belli veriler ve veri grupları, herkesin anlayıp kullanabileceği simgelerle değiştirilir. Bu amaçla kullanılan simgeler sistemine de kod denir. Kodlama terimi dijital verilerin anlamlı hale gelmesi için kullanılsa da, temelde her alfabe, harf, sözcük grubu veya analitik verilerle oluşturulan bilgi birer kodlama ürünüdür.

MEF Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erhan Erkut, öğretmenlere, ‘‘derslerde içeriğe harcadığınız zamanı beceri ve yetkinliklere ayırın. Üniversiteye İngilizce ve kodlama bilmeyen çocuklar göndermeyin’’ çağrısında bulundu.

Tüm dünyada 1.2 milyar iş, 3 milyar işsiz bulunduğunu vurgulayan Prof. Erkut, “Yüzde 50’ye iş yok. Kurumsal kölelik pozisyonları dolu. Türkiye’de gerçek işsizlik oranı yüzde 30-40’larda. İşsizliğin azalması için değil sadece aynı kalması için her yıl 750 bin yeni istihdam yaratmak zorundayız. Makinede dişli olacak değil makineyi yaratacak insan istiyoruz’’ dedi.

“Yükseköğretimin Geleceği’’ başlıklı sunumu üzerine görüştüğümüz Prof. Dr. Erhan Erkut’un bu konuda dikkat çektiği noktalar şöyle:

İçerik yerine yetkinliklere daha fazla vurgu: Artan yaşam süresi beklentisi ve çöken sosyal güvenlik sistemleri nedeniyle, üniversiteye bu yıl başlayacak bir gencin profesyonel yaşamının 50 yıl civarında olacağını öngörüyorum. Bu süre içinde 15-20 defa iş değiştirecek ve aldığı diplomanın raf ömrü sadece 5 yıl olacak. Dolayısıyla tüm eğitim sisteminin içerik vurgusunu hafifletip, yetkinliklere ağırlık vermesi ve öğrencilere hızlı değişime ayak uydurabilmelerini sağlayacak becerileri kazandırması önemli.

Gerçek yaşama daha yakın eğitim/ öğretim: Üniversiteler gerçek hayat ile yeteri kadar iç içe değiller oysa hem iş dünyası hem de öğrenciler gerçek yaşama daha yakın eğitim istiyor. Üniversitelerde staj ve projelere daha fazla vurgu yapılmasını ve çalışma yaşamı ile eğitimi harmanlayan “co-op” programlarının sayılarının artmasını bekliyorum.

Girişimci yetiştirme odağı: Dünya çapında işsizlik kritik boyutlarda (The Coming Jobs War kitabına göre dünyada 3 milyar kişi çalışmak istiyor fakat sadece 1.2 milyar iş var). Özellikle gelişmekte olan ülkelerin nüfus yapısı her yıl yüz binlerce yeni istihdam yaratılmasını gerektiriyor (örneğin ülkemiz için bu rakam 750 bin). İstihdam sorununu çözebilmenin en belirgin yolu yeni şirketlerin kurulması. Üniversiteler daha fazla girişimci yetiştirebilmek için yeni programlar, merkezler ve sistemler oluşturacak.

Bireyselleştirilmiş programlar: Benim yaşıtlarım 4 yıl boyunca aynı üniversitede çoğunlukla zorunlu dersler alarak mezun oldular. Şimdiki öğrencilerin çok daha fazla alternatifi mevcut: yandal, çift anadal, değişim ve çift diploma programları ve çok sayıda seçmeli ders gibi. Gelecekte bu alternatiflerin nitelik ve niceliklerinin Z kuşağının talepleri doğrultusunda daha da artmasını bekliyorum.

Yapay zekâ ile eğitim: Geçmişte en iyi öğretmenin bir insan olduğunu varsaydık çünkü ciddi bir alternatif yoktu. Halbuki bazı derslerde yapay zekâ çok daha etkili bir öğretmen olabiliyor. Özellikle teknik konularda, eğitimin gitgide daha fazla yapay zekâ üzerinden yapılmasını bekliyorum.

MOOC’lar, hibrid dersler, tersyüz eğitim, ortak dersler: Çok kayıtlı açık on-line dersler gitgide yaygınlaşmakta. Birçok eğitimci, optimal eğitimin on-line ile off-line’in konuya göre farklı oranlarda harmanlandığı hibrid ortamlar olduğunu düşünüyor.

MEF ve Nanyang Teknik gibi üniversitelerde uygulanmaya başlanan tersyüz eğitim modeli, bilişsel yükün daha hafif olduğu kısmı dersten önceye, daha ağır olduğu kısmı ise derse kaydırarak hocaların rolünü bir ders anlatıcıdan çok bir moderatöre, bir mentöre çeviriyor. Öngörüm, teknoloji sayesinde bu 4 alanda da değişimin hızlı olacağı yönünde: daha fazla on-line eğitim, daha fazla hibrid ders, daha fazla tersyüz eğitim ve daha fazla ortak ders göreceğiz.

Diplomalar yerine rozetlerin önem kazanması: Kurumlar gelecekte gözleri kapalı “üniversite mezunu” aramak yerine yetkinlik ve beceri bazlı işe alım yapacaklar. Bunun farkına varan özel sektör, her alanda dersler açarak öğrencilere diploma yerine “rozet” (sertifika) vermeye başladı. İşe alımlarda artık diploma yerine rozet listesi görmeyi bekliyorum.

Programların bölünebilir/ taşınabilirleşmesi: Tipik bir üniversite programı aynı üniversitede alınan 240 krediden oluşur. Gelecekte programların parçalanıp daha taşınabilir olacağını düşünüyorum.


Kaynak: Cumhuriyet.com.tr
Son Güncelleme: 23.02.2016 07:21
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177