23 Haziran 2016 Perşembe 20:40
Kızıltepe JİTEM davasının 6. duruşması yarın

Dava kapsamında, Kızıltepe’de 1992-96 yılları arasında 22 kişinin zorla kaybedilmesine ilişkin Emekli Albay Hasan Atilla Uğur, dönemin Diyarbakır İl Jandarma Komutanı Albay Eşref Hatipoğlu,Jandarma Komando Bölük Komutanı Ahmet Boncuk, Başçavuş Ünal Alkan ve köy korucuları Abdurrahman Kurğa, Mehmet Emin Kurğa, Ramazan Çetin, Mehmet Salih Kılınçaslan ile İsmet Kandemir“silahlı örgüt kurmak ve yönetmek, silahlı örgüte üye olmak ve tasarlayarak öldürmek” suçlarından yargılanıyor.

5. duruşmada ne olmuştu?

Davanın 27 Nisan 2016 tarihli bir önceki duruşmasında müşteki avukatların talebi kabul edilerek iddianame okundu. Sanık savunmaları bir sonraki güne  28 Nisan 2016 sabahına ertelendi. 28 Nisan günü sanıklardan Mehmet Emin Kurğa, Abdurrahman Kurğa, İsmet Kandemir mahkeme huzurunda; Eşref Hatipoğlu, Hasan Atilla Uğur ise SEGBİS sistemiyle ifade vermişlerdi. Sanıklar ifadelerini verdi ancak müşteki avukatlarının sorularını yanıtlamayacaklarını beyan ettiler. Savcı mütalaasında tutuklama ve adli kontrole gerek olmadığını açıkladı. Zorla kaybedilenlerin yakınlarının müştekilik talebi kabul edildi, sanıkların duruşmalardan vareste tutulmaları talebi ise reddedildi. 

JİTEM davaları asker ve polisin moralini bozmak içindir”

Sanık Hasan Atilla Uğur, savunmasında davanın PKK ve Fethullah Gülen cemaati tarafından planlandığını ve Zekeriya Öz'ünde başlatmış olduğu bir soruşturma olduğunu söylemişti. Uğur, "Amaç Türkiye Devleti'nin terörle mücadelesini gayri meşru ilan etmektir. Türk vatanın bölünmesine zemin hazırlamaktır. Bütün ömrümü terörle mücadeleye adadım. Bugün olduğu gibi 90'lı yıllarda da PKK tarafında onlarca sivil öldürüldü. Zekeriya Öz, PKK eliyle intikam amacıyla karşımızda bulunmaktadır. Ergenekon davası gibi ayağı yere basmayan bir davadır. Bu davaların amacı Cizre, Silopi ve Midyat gibi birçok yerde açılan JİTEM davaların asker ve polisin moralinin bozmaktır” diye konuşmuştu.

“Paralel yapı ve PKK'den şikâyetçiyim”

Ünal Alkan savunmasında yaklaşık 25 yıl jandarma astsubay olarak görev yaptığını belirterek, PKK'yi suçlayarak şöyle konuşmuştu: "Görev süremin 10 yılından fazlası terörle mücadele ile geçti. Ülkemin bölünmez bütünlüğünü korumak, halkın canını korumak için canımı defalarca ortaya koydum. 1992 yılında göreve başladığımda halk sokağa çıkamıyordu. İnsanlar yolda yürürken enselerinde kurşunlanarak öldürülüyordu. İnsanlar devlete güven kazanmaya başladılar. 96 yılında Kızıltepe'de çıktığımda halk devletine güveniyordu. İnsanlar geç saatlere kadar ilçede geziyordu. Bu davada bizlere isnat edilen suçlar PKK ve Fethullah komplosunda başka bir şey değildir. TSK'nin suç işlediği bu davalarla gösterilerek asker ve polisimize bizleri örnek gösteriyorlar. Asker ve polisimizi pasifize ediyorlar. Paralel yapı ve PKK'den şikâyetçim."

Kaplan ve Demir'in alındığı arşivlerde mevcut

Dönemin Komando Tabur Komutanı Eşref Hatipoğlu da, savunmasında ABD komando eğitimi aldığı ve PKK'nin ilk eylemine başladığı Siirt'e 1984 yılında atandığını belirterek şöyle dedi: "Her yerde PKK'ye karşı mücadelede bulundum. Diyarbakır'da görev yaptığım zaman 2 bin 500 PKK'li vardı. Ben ayrıldığım zaman bu sayı 120'ye düştü. Ben orada terimi ve kanımı akıttım. Savcı günün şartlarına göre bu fezlekeyi hazırlamış. 2 kişinin öldürülmesinin üzerinde 25 yıl geçmiş. Ben 500'ün üzerinde silahlı çatışmaya girdim. Şeyhmus Kaplan ve Memduh Demir Mardin Alay Komutanlığı'na teslim edildiği devlet arşivlerinde mevcuttur. Olay Mardin İl jandarma komutanı bölgesinde olmuş. Yer gösterme yerinde mayına çarpma sonucu ölmüşlerdi."

Kaynak: Cumhuriyet.com.tr
Son Güncelleme: 23.06.2016 20:40
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol