banner237
28 Haziran 2017 Çarşamba 03:01
Kılıçdaroğlu: Umutsuzluk kırıldı

Toplumun üzerinde bir umutsuzuk örtüsü vardı. Bu kırıldı, yırtıldı. Artık umutsuzluğa kapılmaya gerek yok. Biz çok güçlüyüz, çünkü haklıyız.

İstanbul’a şarkılarla, türkülerle eğlenerek gireceğiz. Karamsar bir hava yaratmadan geniş kesimlere umut vererek girmek istiyoruz.

Adalet, referandumda hayır diyenlerin hatta evet diyenlerin de ortak paydası. Hayır paydasının bu süreç içinde biraz daha büyüdüğünü düşünebiliriz.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu’nun tutuklanması üzerine başlattığı Adalet Yürüyüşü’nün toplumun her kesiminde heyecan yarattığına dikkat çekerek, duygularını, “İyi ki yola çıkmışız. Toplumun üzerinde bir umutsuzluk örtüsü vardı, bu kırıldı, yırtıldı. Artık umutsuzluğa kapılmaya gerek yok. Biz çok güçlüyüz, çünkü haklıyız” sözleriyle ifade etti. Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a da “Sayın Erdoğan Adalet ve Kalkınma Partisi diyorsa, şu anda partisinin adındaki adalet yok. Gerçek anlamda Adalet ve Kalkınma Partisi’nin adaletini yeniden inşa etmek istiyorsa bizimle birlikte yürümesi lazım’’ çağrısında bulundu. Kılıçdaroğlu’nun sorularımıza verdiği yanıtlar şöyle:

-Yola çıkarken kafanızda bir plan anlamında olmasa da belli bir duygu, düşünce vardı, yürüdükçe o düşüncenin biraz daha anlam kazandığını görüyor musunuz?

MYK toplantısında yürüyüş kararını aldık. Sonuçlarının ne olacağını biz de bilmiyoruz. Çünkü hemen alınan bir karardı. Bizim gecikmemiz bizim açımızdan da toplumsal beklenti açısından da sorun yaratabilirdi. O nedenle ertesi gün Güvenpark’a gittik ve yürüyüşümüze başladık. O gün durmaksızın 21 kilometre oldu. Yolda bir ağacın altında 10 dakika dinlendik. Hem ben, hem katılanlar çok heyecanlıydık. O gün kimse 21 kilometre yürüyeceğini düşünmediği için kimisi normal ayakkabısıyla kimi kravatıyla katıldı. Ertesi gün normal yürüyüş düzenine geçebildik. Bunlar bizim hızlı karar vermemiz, hemen uygulamaya koymamız ve bir anlamda toplumsal tepkiyi dışa yansıtmamızdı. Memnunuz. Ufak tefek aksaklıklar olabiliyor. Çünkü katılımcıların pek çok ihtiyacı var, onların karşılanması lazım. Katılanların bir kısmı akşam yakın otellere veya evlerine gidiyorlar. Onlara da şükran borçluyuz. Benim gibi burada kalmaları halinde ciddi sorun yaşanacak. Ona göre battaniye bulmamız gerek diğer ihtiyaçlar... Onlar o nedenle gidiyor ertesi gün geliyor büyük kısmı. Belli ilçeleri geçtikten sonra da oradakiler kendi mekânlarına dönüyorlar ve yenileri katılıyor ve böylece yolumuza devam ediyoruz.

AKP içinde de hak verenler var

-Belki AKP kanadında ses çıkaramayan ama bu yürüyüşün iyi bir şey olduğunu düşünenler vardır...

Mutlaka var. Çünkü onlar da bazı haksızlıkları görüyorlar. Ama kendi partileri iktidar olduğu için seslerini çıkaramıyorlar. Belki kendi dar alanları içinde oturup bunu konuşuyorlardır. Büyük ihtimalle bizim yürüyüşümüze de hak veriyorlar ama sonuçta gönül isterki onlar da biraz daha seslerini gür çıkarsınlar. Kendi bulundukları aile toplantıları dışına da seslerini taşırabilsinler.

-İstanbul’a girişinizi nasıl hayal ediyorsunuz?

Gebze’den itibaren bir giriş olacak. Şarkılarla, türkülerle eğlenerek gireceğiz. Karamsar bir hava yaratmadan toplumun geniş kesimlerine umut vererek girmek istiyoruz. Bunu gerçekleştirebilirsek yürüyüş büyük ölçüde amacına ulaşmış olacaktır.

Haksızlığı Evet oyu veren de görüyor

-Referandumda hayır diyen kesimlerden de bu yürüyüşe ilişkin olumlu şeyler duyuyoruz. SP’den de MHP’nin muhalif kesimlerinden de HDP’den de olumlu tepkiler geldi. O anlamda da referandumda hayır kazandı diyorsunuz bu yürüyüşte de öyle o hava, kazanılmış gibi bir ruh hali oluyor mu?

Referandumda ortak paydamız demokrasiydi. Demokrasiyi, parlamenter demokratik sistemi savunanlar referandumda hayır oyu verdi. Bu süreç referandumdan bağımsız ele alınması gereken bir süreç. Burada da adalet üzerinde durduk. Adalet de yine hayır diyenlerin hatta evet diyenlerin de ortak paydası. Adaletsizliği evet oyu veren vatandaşlar da görüyor, yaşıyorlar. Bu açıdan eğer bir referandum gibi düşünürsek aslında hayır paydasının bu süreç içinde biraz daha büyüdüğünü düşünebiliriz. Çünkü haksızlıklar gerçekten de ciddi bir noktaya ulaşmış durumda, bir toplumsal yara şeklinde duruyor toplum vicdanında. Bunun aşılması gerekiyor. İktidar olanların toplumun bu tepkisine duyarlı olması, gereğini yapması gerekir. Bu bizim beklentimiz, ne kadar gerçekleşecek bunu önümüzdeki günler gösterecek.

-Toplumun sessiz olan kesimlerine de bu yürüyüşün heyecan ve umut verdiğini görüyor musunuz?

Onu hissediyoruz, toplumun her kesiminde o heyecan var. Bir heyecan yarattığını görüyoruz. Gelen iletilerden konuşanlardan, yürüyüşe katılanlardan bir şekilde bu dile getiriliyor. Toplumun üzerinde bir umutsuzuk örtüsü vardı. Bu kırıldı, yırtıldı. Artık umutsuzluğa kapılmaya gerek yok. Biz çok güçlüyüz, çünkü biz haklıyız. Demokrasiyi, adaleti, insan haklarını, birlikte yaşamayı savunuyoruz. Farklı düşünceleri zenginlik kabul ediyoruz. Toplumda gerginlik, kavga istemiyoruz, huzurlu bir Türkiye istiyoruz. Bunu da parlamenter demokratik sistemle gerçekleştirebileceğimize inanıyoruz. O açıdan bu talepler geniş halk kesimlerince sürekli dile getirilebilirse biz gelecekte çok daha güçlü olacağız.

Erdoğan adaleti inşa etmek istiyorsa bizimle yürümeli

-Erdoğan rahatsızlandı. Siz de geçmiş olsun dileğini ilettiniz. Bu kadar yürüyüşe rağmen sağlığınız gayet iyi. Sağlıkla ilgili bir tavsiyeniz olur mu?

Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı’nın rahatsızlığını bilmiyorum. Ama sonuçta sağlığına kavuşması bizim dileğimiz. Bir kişinin rahatsız olması hele yönetim kademesindeki bir kişinin rahatsızlığının giderilmesi gerekiyor.

-Yürüyüş iyi gelir mi acaba?

Sayın Erdoğan, Adalet ve Kalkınma Partisi diyorsa, şu anda partisinin adındaki adalet yok. Gerçek anlamda Adalet ve Kalkınma Partisi’nin adaletini yeniden inşa etmek istiyorsa bizimle birlikte yürümesi lazım. Vatandaşı dinlemesi lazım. Bu adaletten vatandaş ne anlıyor, kendisi ne anlıyor, adaletin ne kadar değerli olduğunu, toplum vicdanını tatmin etme açısından adaletin ne kadar vazgeçilmez olduğunu görmesi lazım. Mağdur olan, haksız yere hapiste kalan binlerce kişi var. Siz bu birilerini aylardır hapiste tutuyorsunuz bunlara işkence yapıyorsunuz. Bunlar için adil yargılama yapmıyorsunuz, bunu da BM’ye verdiğiniz bir dilekçeyle itiraf ediyorsunuz. “Ben tutulanlara adil davranmayacağım. Tutulanlara insanca muamele yapmayacağım” diyorsunuz. Bir ülkenin yöneticisinin bu iki temel konuda BM’ye dilekçe vermesi akıl alacak şey değil. Ama bunlar şu an dünyanın gündeminde bilinen şeyler.

Toplum patlayabilir

-Yürüyüş bittikten sonra ne olacak, düşünüz nedir?

Bu yürüyüşün amacı mutlu bir Türkiye yaratmak. Bunun temelini de adalet oluşturuyor. Hükümet adaletle ilgili toplumun beklentilerine yanıt verirse, OHAL’i, medya üzerindeki baskıları, üniversiteler üzerindeki baskıyı kaldırırsa yani yargıyı gerçek anlamda bağımsız ve tarafsız kılarsa adaletin gerçekleşeceğine inanıyorum. Aksi halde toplumdaki tepkilerin giderek sertleşeceğini de belirtmek isteriz. Toplum tahammül edemez, bir noktaya gelir toplum patlayabilir. Adalet beklentimiz gerçekleşinceye kadar tepkilerimizi değişik şekillerde ortaya koyacağız. Bu yürüyüş bitecek ama adalet arayışı bitmeyecek.

Parti kimliğiyle katılmasınlar

-Korteje ülkücülerden de destek olduğunu görüyoruz. HDP’nin de Kandıra’da korteji karşılayacağı söyleniyor. Bu iki zıt görüş bir arada yürüyebilir mi, etkileşim nasıl olur?

Bu bir Adalet Yürüyüşü, parti yürüyüşü değil, dolayısıyla kim adalet istiyorsa, kim adaletsizlikten şikâyetçiyse katılabilir. Ama bir parti kimliğiyle katılmasını doğru bulmayız. Biz de parti kimliği, bayrağı taşımıyoruz. Adaletsizlikten yakınanlar, siyasal atmosfer, insanların düşüncelerini rahat dile getirmemeleri gibi pek çok unsur adaletsizlikle özdeşleşiyor. Bunlardan rahatsızlık duyanlar katılabilirler. Adalet isteyen herkese açık.

Protestolara saygılıyız

-Yollarda gördüğünüz insanlardan ilgi görüyorsunuz, zaman zaman protesto edenler var, memnun musunuz?

Yollardaki ilgiden çok memnunum. Bu arada Rabia işareti yaparak bir anlamda kendi görüşlerini bize duyuranlar da var. Onları da saygıyla karşılıyoruz. Adalet istiyorsak, onların da protesto etme hakkı var. Saldırı olmadığı sürece saygı duymamız gerekiyor. Onlar bir haksızlıkla karşı karşıya kaldıklarında biz onlar için de itiraz edeceğiz. Böyle bir özgüvenimiz var.

Engellemenin sonu trajik olur

-Zaman geçtikçe katılım artıyor, kortej büyüyor. Hükümetten bir engelleme olma ihtimali var mı?

Bir engelleme olacağını sanmıyorum. Bir engelleme olması çok daha trajik sonuçlara yol açabilir. Dikkat ederseniz Ankara’dan bu yana trafiği aksatmamaya özen gösterdik. Provokasyonları sağduyuyla karşıladık. Atılan sloganlar “Hak, hukuk ve adalet” üzerine. Bir kabuk kırılıyor, bir umutsuzluk kırılıyor. İnsanlar kendilerinin dışında da farklı büyüklükteki grupların kendi düşüncelerini paylaştıklarını görüyorlar. Onlar da bize katılıyorlar.

Açmazın nedeni Bahçeli’nin desteği

-Bahçeli’nin dili hükümetten daha sert...

Doğru, eleştirilerini sertleştirerek sürdürdü, olabilir. Çok da beklemediğimiz bir şey değildi. Refedandumda parlamenter demokratik sisteme karşı çıkıp, patronlu başkanlık sisteminin gelmesini savundu. Türkiye bugün eğer bir açmazla karşı karşıyaysa, demokrasi kan kaybediyorsa biraz da o desteğin sonucudur. Herhalde bunu tarih yazacaktır.

'İyi ki yola çıkmışız'

-Şimdi ‘’iyi ki yola çıkmışız’’ duygunuz pekişiyor mu?

İyi ki yola çıkmışız, onu görüyoruz zaten. Onu hem bizim yürüyüş parkuru dışındaki kesimlerin tepkilerinden anlıyoruz hem de bizimle beraber yürüyüşe katılanlar gelip “İyi ki yürüdünüz, sağolun varolun” diyor. Sanatçılar, sporcular, hukukçular, mağdurlar gibi pek çok çevreler de bize desteklerini verirken bu yürüyüşün kendileri için de çok önemli olduğunu ifade ettiler. Eski hâkimler yürüdü, yargıç olup emekli olan adaletsizliği artık gören onlar da gelip bize katıldılar. Onlara da şükran borçluyuz.

Kaynak: Cumhuriyet.com.tr
Son Güncelleme: 28.06.2017 03:01
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol