27 Nisan 2016 Çarşamba 23:20
İsmail abi işini yaptı

Dindar ama laik olmayan’ yeni anayasa ile yeniden sahne alan TBMM Başkanı İsmail Kahraman, yer aldığı dünyayı tanıyanlar için net bir davranış sergiledi. Kendi mahallesi için Kahraman, “Siyasal İslamın sağ versiyonu. Hep devletçi. Necip Fazıl, Erbakan, Özal senteziyle Erdoğan yönetimindeki Türk tipi başkanlığa çıkacak arayış rolü için çağrılmış bir figür” diye tanımlanıyor.

Niye öyle tanımlanıyor ki bu isim? Haksızlık değil mi? Kendisi ne hisseder? Üstelik kendisi onların literatürleriyle konuşursak merkez sağ, sol, mason, işbirlikçi gibi kavramların adamı olarak anılmıyor. Ne mutlu ona. Dolayısıyla sanırsın ki hep ‘yerli’ ve ‘milli’. Oysa 50 yıldır içinde yer aldığı hareketlerin içindeki sıfatı “sağcı” olarak biliniyor. Buradaki sağcılık doğrudan hep devlete yakın ya da devletin içinde yer almak anlamında. İsmail Kahraman da bunlara dahil. Hiçbir solcuya nasip olmadı nedense.

Oysa... Bundan 19 yıl önce sanki devletle araları bozulmuş gibiydi bunların. 28 Şubat günlerinden geçiyorduk. Geçerken kendisi Kültür bakanıydı. Başkaları da o günlerden geçiyordu, onun umurunda değildi ama Kahraman’ın hareketlerinde bir sorun vardı. Çünkü ‘devletle araları bozulunca’, bırakın rollerini oynamayı normal bile olamazlardı.

28 Şubat’a çok kırıldılar haliyle. Sevdikleri devlet, bakan oldukları hükümeti sevmediğini belli etmişti. İdam edilme ihtimalleri yoktu. Olsa olsa hükümetleri düşecekti. Kahraman da bakanlık koltuğunu bırakacaktı. MGK’ye giren bir bakan değildi ama devlette kalmak istiyorlardı. Gözyaşlarına bakmadılar, bunları attılar. Sonra ne oldu?

28 Şubat bitti. Erbakan’ın ‘üstüne beton döktüler’. Tayyip Erdoğan, betonun sayesinde sahneye çıkabilirdi. Kim vardı yanında? Kahraman. Erdoğan nihayet İstanbulluydu. Ama hazır ‘Erbakan’ın üzerine beton döküldü madem Ankara’ya gelelim’ dediler. Erbakan yaşarken ölmüştü ama Tayyip Erdoğan’ın yükselme ihtimali iyi saatte olsunlardan haber almışlardı ki vardı.

Geldiler. Kahraman da geldi. Kurucu olacaktı. Niye? Tayyip Erdoğan ona ‘ağabey’ diyordu. Niye? Nereden gelmişlerdi? Halbuki Erbakan seçimle gelmiş ilk başbakandı. Ama Milli Görüş hareketi bunları kesmezdi. Kurucu listesindeydi. Erdoğan o zaman ‘abi’sinin evinde kalıyordu Ankara’da. En emin abisi.

Sonra bir gün bıçak gibi ayrıldı hareketten. Biz Ankaralı gazeteciler çok merak ettik. Ancak sır çıkmadı. Sonra sonra öğrendik ki, önceki gün İsmail Kahraman ‘dindar ama laik olmayan’ anayasa ile yeniden sahne aldı. Kahraman ortaya çıkınca biz de sorduk. Ne demek istiyor?

Adalet ve Kalkınma adlı partilerini kurduklarında Kahraman ortadan kayboldu. Kurucu bile olmadı. Çünkü rahatı yerindeydi. Tayyip Erdoğan, AB, her anlamda özgürlükçülük isterken kenara çekildi. Çekilirken bu Kahraman soyadlı arkadaşın kendi dava arkadaşlarına bir mazereti vardı: “Bulduğunuz İstanbul il başkanı mason.”

Bakar mısınız...

Yıllar geçti Kahraman’ı bir gün göreve çağırdılar.

1 Kasım’da milletvekili seçildi Meclis Başkanı olmak için.

Kendisi için deniliyor ki Özal, Erbakan sever.

Ama asıl Erdoğan’ı sever.

Göreve öyle çağrılmıştı zaten 1 Kasım’da “Ağabey gel operasyon yapacağız” diye.

Sağa nur yağdı.

Bir de aslında gereksiz ama Kahraman’ın 1921 Anayasası’nı sevdiğini biliyoruz. ‘Devletin dini İslamdır’ yazdığı için. Halbuki hukukçu değilim ama o anayasada Kürtler için de özgürlük var. Kahraman, sadece kendileri için özgürlük isteyen Türk ve milli, tipik bir siyasetçi.

Kaynak: Cumhuriyet.com.tr
Son Güncelleme: 27.04.2016 23:20
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol