19 Nisan 2016 Salı 14:00
İmralı notlarından Sarıgül çıktı... Öcalan, Erdoğan ve Fidan'a neden teşekkür etti

ERGENEKON'DAN TUTUKLU VEKİLLER İMRALI VE AKP'NİN ELİNİ NASIL BAĞLADI

9 Kasım 2013 yılındaki görüşmede tutuklu olan BDP'li (O dönem BDP'den seçilmişlerdi) vekillerin durumu masaya yatırılıyor. HDP'li vekil İdris Baluken, hükümet yetkilileri ile görüştüklerini, ancak hükümetin Ergenekon'dan tutuklu olan Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal gibi vekiller olduğu için BDP'li vekillerin dışarı çıkarılması yönünde adım atamadıklarını kendilerine söylediklerini Öcalan'a iletiyor.

O görüşme tutanaklara şöyle yansıyor:

"İ. Baluken: Dün Diyarbakır Cezaevinde tutuklu vekil arkadaşlar Hatip Dicle, Faysal Sarıyıldız, Kemal Aktaş ve İbrahim Ayhan'la görüştüm. Size selam ve saygılarını ilettiler. Tutuklu vekillerle ilgili herhangi bir gelişme yok. Daha önce hükümet yetkilileri ile yaptığımız görüşmede bu konuda Ergenekon Davasından tutuklu olan vekiller nedeni ile adım atamadıklarını söylüyorlardı. Ama bu sürede Mehmet Haberal'ı tahliye ettiler. Arkadaşlarımız ise hala tutuklu. Bu konuyu Adalet Bakam ile görüşmeyi düşünüyoruz.

A. Öcalan: Zaten bu hasta arkadaşlar ve vekillerin bırakılmaması tam bir provokasyondur. Adalet Bakanı'na da söyleyin, biz ölüm oruçları sırasında da konuşmuştuk. Bu provokasyondur, yani bunları bırakmayanlar size ve bize provokasyon yapıyorlar.(s,175)"

ÖCALAN CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'A NEDEN TEŞEKKÜR ETTİ

9 Kasım 2013 yılındaki İmralı görüşmesinde HDP'li Sırrı Süreyya Önder Kandil'e gittikten sonra dönemin Başbakan'ı, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'la görüştüğünü Abdullah Öcalan'a aktarıyor. Öcalan ise bu görüşmenin olmasında kendisinin de rolü olduğunu ifade ederek, Sırrı Süreyya Önder'in bir daha ki görüşmesinde Erdoğan'a kendi adına teşekkür etmesini istiyor.

Tutanaklardaki o ifadeler şöyle:

"S. S. Önder: Sayın Başkanım, son heyetten bir önceki heyetle Kandil'e gitmiştim. Cuma, Bese, Fuat, Sozdar ve Elif vardı. O görüşmede. Gezi Direnişini değerlendirdik. Cuma arkadaş benim heyetten kesilmemle ilgili eleştirilerini yöneltti ve yeniden heyete dahil olmam yolunda çaba içinde olmamı istedi. Dönüşte Pervin Hanımla beraber Sadullah Beyi ziyaret ettik ve o görüşmede heyet meselesini Başbakanla görüşmek isteğimizi ilettik. Sayın Başbakan beni davet etti ve yaklaşık üç saat görüştük. Yanımızda bir tek Yalçın Akdoğan vardı.

A. Öcalan: Haberim ve bilgim var. Sadece Başbakanın isteği ile olmadı. Bunda heyetin ve benim de ısrarım oldu. Doğrusu buydu ve çok önemliydi. Neredeyse tarihseldir. HDP'yi sizin şahsınızda muhatap almış olması bakımından da önemlidir. Bu görüşmeleri sürdüreceksin. Sürdürmelisin. Tekrar görüştüğünde benim teşekkür ettiğimi söyle. HDP'ye yaklaşım böyle olmalıdır. HDP de çalışmalarında bu açılım imkanlarını zorlamalıdır. Heyete sizi ve HDP'yi korumaları gerektiğini hep anlatıyorum. Hakan Beyle de görüşürsen teşekkür etmelisin. Bu sorunu çözeceğiz demiştim ve çözmüş olduk. Bu yaklaşımı önemsemeliyiz." (s, 177)

ERDOĞAN, CEMİL BAYIK'A MESAJ YOLLADI VE 'APO İLE DE ANLAŞMIŞIM' DEDİ

HDP'nin İmralı heyetinden Sırrı Süreyya Önder, 9 Kasım 2013 tarihindeki görüşmesi sırasında dönemin başbakanı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a ilişkin çarpıcı bir ifade kullanıyor. Önder, Erdoğan ile yaptığı görüşmenin detaylarını Öcalan'a anlatırken, Erdoğan'ın kendisine 'Cemil'e (PKK lideri Cemil Bayık'ı kastediyor) söyle, bana meydan okuyup durmasın' dediğini aktarıyor. Öcalan'da Erdoğan bu ifadelerine gülerek, " Türk işi kabadayılık! Cemil'i ben uyaracağım, Başbakanı da siz uyarın." diyor.

Önder, konuşmasının devamında Erdoğan'ın kendisine 'Apo ile de anlaşmışım' dediğini aktarıyor.

Tutanaklardaki dikkat çeken o ifadeler şöyle:

"S. S. Önder: Ben Başbakana dedim ki, bunun dışında heyette yer almamı güçleştiren bir başka olgu daha var ve bu aslında yaşadığımız tıkanmanın da sebebi. O da hükümetin isteksiz ve çok tutumlu davranması. Biz şimdiye kadar halka "Gözlerimize bakın, ne demek istediğimizi anlarsınız" dan başka somut bir şey sunamadık. Şimdi ben heyete girersem Kandil'e de gideceğim. Siz süreç hakkında ne düşünüyorsunuz, neleri yapmayı planlıyorsunuz diye sordum. O da bana "Cemil'e söyle, bana meydan okuyup durmasın" dedi.

"A. Öcalan: (Gülerek) Türk işi kabadayılık! Cemil'i ben uyaracağım, Başbakanı da siz uyarın. Bu işler bu üslupla olmaz.

S. S. Önder: Başbakan devam etti. "Bana ne yapacağımı soruyorsun, söyleyeyim. Her şeyi yapacağım. Bir zamanı var ve bu konuda Apo ile de anlaşmışım. Tek bir kırmızıçizgim var, o da Suriye'dir. Orada Kuzey Irak benzeri bir yapılanmaya asla izin vermeyeceğim" dedi.

A. Öcalan: (Sinirlenerek) Sen de ona söyle: Biz de merkezi Suriye devleti içinde Kürtleri asla eritmeyeceğiz. Bu da bizim kırmızıçizgi mizdir!" (s, 179)

DEVLET YETKİLİSİ SIRRI SÜREYYA ÖNDER'İ NEDEN JENERATÖRE BENZETTİ

Öcalan 9 Kasım 2013 tarihindeki görüşmesinde Sırrı Süreyya Önder'den sinemayı bırakıp siyasete ağırlık vermesini rica ediyor. Bunun için de Türkiye sol hareketinin önderlerinden, THKP-C'nin kurucusu Mahir Çayan adını kullanıyor. Öcalan'ın bu sözleri üzerine görüşmedeki devlet yetkilisi, Önder için "Hiç durmayan bir jeneratör gibi." yorumunu yapıyor. Önder ise bunun üzerine Öcalan'a, "Başkanım, sizin için yapamayacağım şey yoktur." diye yanıt veriyor.

O görüşmenin tutanaklara yansıyan bölümü şöyle:

"Şimdi sizden bir şey isteyeceğim. Özlem ve sevgi meselesini daha sonra sanat ve edebiyatla birlikte seninle uzun uzun konuşmak istiyorum. Ama benim ve Mahir'in hatırına siz gerekirse sinemayı bile bırakıp bu mücadeleyi verebilir misiniz?

Heyet: Sırrı beyde Allah vergisi bir müsbet enerji var ki, hiç durmayan bir jeneratör gibi. Onunla aşamayacağı bir engel ve açamayacağı bir kapı yoktur.

A. Öcalan: Ne diyorsunuz Sırrı bey, bakın, benim ve Mahir' in hatırına dedim.

S. S. Önder: Başkanım, sizin için yapamayacağım şey yoktur. (s, 187,188)

ÖCALAN: MUSTAFA SARIGÜL AMERİKAN VE İSRAİL'İN ADAMIDIR

Öcalan 7 Aralık 2013 tarihindeki görüşmede Deniz Baykal ve Devlet Bahçeli hakkında çarpıcı iddialarda bulunarak, "İşte bunlar bütün dağı taşı satıyorlar. Antalya'yı bile ne hale getirdiler. HES'ler ve benzeri şeylerle yaşadıkları doğayı tahrip ediyorlar. Halka ait yerleri bu zengin takımına veriyorlar. Devlet Bahçeli de, Deniz Baykal da bundan komisyon alıyorlar" dedi. Öcalan sözlerinin devamında o dönem CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olan Mustafa Sarıgül için ise, "Sarıgül Amerikan ve İsrail'in adamıdır." diyor.

Tutanaklardaki o ifadeler şöyle:

"A.Öcalan: Bana göre bin yıl önce Adıyaman'da Baba İshak ne ise sen de osun. Tıpkı reankarnasyon gibi, O ne yaptıysa sen de onu yapacaksın. Çünkü baban da böyle bir insandı, mertti. Yaşam da budur.Yaşamı her an özgürleştirebilirsiniz. Bunu Pervin arkadaşa da söyleyeceğim. Bu onun için de geçerlidir, Yaşamı her an yeniden selamlayabilirsiniz. Ben öyle yapıyorum, Bunu Türkmenlere de anlatın. İşte bunlar bütün dağı taşı satıyorlar. Antalya'yı bile ne hale getirdiler. HES'ler ve benzeri şeylerle yaşadıkları doğayı tahrip ediyorlar. Halka ait yerleri bu zengin takımına veriyorlar. Devlet Bahçeli de, Deniz Baykal da bundan komisyon alıyorlar, Şimdi bunlar Öcalan bilmem nedir, teröristtir diyorlar. Beni kızdırmasınlar. Hepsinin ipliğini pazara çıkarabilirim. Siz de bunlan Türkmenlere iyi anlatın.

S. S. Önder: Sayın Başkanım, Deniz Baykal bugünlerde beni sık sık arıyor. Sarıgül'le yaşadıkları çekişmeden dolayı aklınca bana gaz veriyor. Halkın Sarıgül'den nefret ettiğini ve kendisine gelerek "Biz Sırrı beye oyumuzu vereceğiz" dediklerini anlatıyor.

A. Öcalan: Daha önce de söylemiştim. Bu Sarıgül Amerikan ve İsrail'in adamıdır."(s,199)

(Kaynak: Odatv)

Kaynak: Cumhuriyet.com.tr
Son Güncelleme: 19.04.2016 14:00
Anahtar Kelimeler:
HaberHaberlerSiyaset
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177