17 Eylül 2016 Cumartesi 10:41
İlhan Abi’ye selam eyle

Uzun bayram tatili süresince uyanır uyanmaz ilk yaptığım iş telefonumu heyecanla alarak maillerime bakmaktı. Ama o mail bir türlü gelmedi. Bugün öğrendim ki, artık o maile hiç yanıt gelmeyecek. Bayramın birinci günü Tarık Akan’a ona olan duygularımı ifade eden bir mail atmıştım. Aramak zor gelmişti. Ya dayanamayıp sesim titrerse, ya hastalığın seyri il ile ilgili duymak istemediğim bir şey söylerse...

Tarık Akan benim gençlik kahramanımdı. O kahramanım yıllar sonra da İlhan Abi’nin sayesinde dostum oldu. Tarık Akan, Rutkay Aziz, Zeki Ökten ve Arif Keskiner’li buluşmalarda saatlerce süren sohbetleri keşke kayda geçirmek mümkün olsaydı.

Bir gece yarısı hastaneye baskın yapan bu muhteşem dörtlü, İlhan Abi’yi yatağından kaldırıp tekerlekli sandalye ile kantine çıkarmış, sabahın 03.00’üne kadar söyleşmişler. Ertesi sabah İlhan Abi, öğlene kadar uyudu. Uyandığında, “Yahu dün gece sabaha kadar Tarık ve Rutkay’la âlem yaptık. Tabii şimdi de böyle uyuyoruz” dediğinde ilaçların etkisiyle halüsinasyon gördüğünü sandım. “Nerede yaptınız âlemi, Çiçek Arif’in mekânında mı?” diye sorduğumda “Benim bu halimle bara gidecek halim mi var be kızım. Tabii ki onlar buraya geldi. Çok iyi oldu. Ben bu çocukları seviyorum ya..” demiş, ardından da “Sana bi şey diyeyim mi; yaşlandıkça Tarık daha bir yakışıklı oldu. Tarık’a söyleme ama şımarır kerata” diye eklemişti. Akşama doğru Tarık Akan geldiğinde İlhan Abi’nin dediklerini aktardığımda, “Diğerlerini, Rutkay’ı falan yakışıklı bulmuyor ama değil mi?” diye havasını atmıştı.

Doktora basıldık

İlhan Abi’nin tedavisinin evde sürdüğü dönemde Tarık Akan aradı. Biorezonans diye bir tedaviden bahsetti. Bakırköy’de bir doktorun pek çok hastayı iyileştirdiğini söyledi. İlhan Abi, razı olunca Tarık Akan’la birlikte doktoru alarak İlhan Abi’nin evine geldik. Tedavi sürerken koruma Tahsin, panikle içeri girdi, “Dr. Zekiye Hanım geldi” dedi.

Zekiye Hanım’ı arka odaya aldık. Ama orada da Tarık Akan oturuyordu ve Zekiye Hanım’ın kim olduğunu bilmiyordu. Doktor daha kendini tanıtmadan Tarık Akan, “İçimden bir his bu tedavinin İlhan Abi’ye iyi geleceğini söylüyor” demesin mi? “Yaa tabii tabii, Zekiye Hanım ve diğer doktorlar sağolsunlar evde de İlhan Abi’nin tedavisini aksatmadan sürdürüyorlar eminim iyi gelecek” deyip konuyu çevirdim. Tedaviden sonra İlhan Abi hiç kaldıramadığı sol kolunu başına kadar kaldırıp indiriyordu. Sevinçle birbirimize sarıldık. Bir sonraki randevu gününü saptayıp Tarık Akan’la doktoru yolcu ettik. Bu kez Zekiye Hanım’ı İlhan Abi’nin odasına aldık. İlhan Abi, artık oynatabildiği sol kolunu başına kadar kaldırıp indirerek “Bakın artık oynatabiliyorum” diyerek bir gösteri yapınca Zekiye Hanım, “Hem fizyoterapistleri eve kabul etmiyorsunuz hem de kolunuzu bu kadar oynatabiliyorsunuz hayret” deyince İlhan Abi başladı anlatmaya: “Tarık Akan bugün bir doktor getirdi. O bana bir şeyler yaptı ve ben kolumu oynatmaya başladım.”

Üfürükçü mü çağırdınız?

Zekiye Hanım, “Ne doktoru?” diye sordu. Ben hemen atılıp, “Tarık Akan’ın doktor bir arkadaşı var. Bugün ziyarete geldiler. İlhan Abi’ye kitaplarını imzalattı” dedim. Ama bir dolap çevirdiğimizi Dr. Zekiye Kural sanırım anladı. Evden çıktıktan sonra onu geçiren İlhan Abi’nin koruması Tahsin’e “Ne o eve üfürükçü mü çağırıyorsunuz?” diye sormuş.

Kaynak: Cumhuriyet.com.tr
Son Güncelleme: 17.09.2016 10:41
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177