15 Şubat 2016 Pazartesi 13:00
Hüseyin Çelik: 1 Mart tezkeresine 3 bakan ret oyu verdi



Çelik, tezkereye ret oyu vereceğini dönemin AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’a söylediğini ifade etti. Çelik, "En kötü özelliğin münafıklık olduğunu bilenlerdeniz. Biz, içeride başka dışarıda başka olmadık." dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz günlerde 1 Mart tezkeresini hatırlatarak, "Irak'ta düştüğümüz hataya Suriye'de düşmeyiz" demişti. Hüseyin Çelik'in bu açıklaması Erdoğan'a cevap olarak yorumlandı.

Eski bakan, 1 Mart tezkeresine ret oyu verme gerekçesini kendisine ait internet sitesinde açıkladı. Çelik, ABD’nin 2003’te Irak’ı işgal etme gerekçesinin, Irak’ın elinde bölge ve dünya için tehdit oluşturacak güç ve miktarda kimyasal silahlar olduğu iddiası olduğunu kaydetti. Daha sonra bu iddianın gerçek olmadığının ortaya çıktığını belirten Hüseyin Çelik, “Evet, Irak Savaşı hiçbir haklı zemine dayanmayan kirli bir savaştı ve Türkiye’nin de bu savaşa girmesi isteniyordu. Bu hareketin arkasında NATO, AB ve BM Güvenlik Konseyi gibi uluslararası kuruluşların hiçbiri yoktu.” değerlendirmesinde bulundu.

1 Mart tezkeresi gündeme geldiği zaman kendisinin 58. Abdullah Gül Hükümeti’nde Kültür Bakanı olduğunu hatırlatan Çelik, şöyle devam etti: “Bu konu, Bakanlar Kurulu’nda gündeme geldiğinde söz istedim. Gül’e 'Sayın Başbakanım, uzak diyarlardan bir adam size gelse ve dese ki şu balkonunu kısa bir süreliğine yüksek bir fiyatla bana kiraya ver.’ Siz soruyorsunuz ‘burada ne yapacaksın.’ Adam diyor ki ‘ben burada bir düzenek kuracağım ve senin kapı komşunu buradan vuracağım.’ 'Böyle bir durumda fiyat ne kadar yüksek olursa olsun, siz balkonunuzu bu adama verir misiniz?' diye sordum. 'Ben şahsen vermem' dedim. Konuşmamın devamında bütün gerekçelerimi ortaya koyarak tezkereye 'evet' oyu veremeyeceğimi söyledim. Benim dışımda iki bakan arkadaş da net bir biçimde böyle bir vebalin altına giremeyeceklerini söylediler.”

 

"SIKINTI OLACAKSA İSTİFA EDEBİLECEĞİMİ SÖYLEDİM"

Abdullah Gül’ün tezkerenin Meclis’e sevkinde tıkayıcı olmamaları gerektiğini, iradenin esas sahibinin TBMM olduğunu söylediğini aktaran Hüseyin Çelik, “Biz de hükümet tezkeresini imzalayarak Meclis’e sevk ettik. Çünkü esas tercihimizi orada yapacaktık. Ben, büyüklerimize tavrımın partide ve hükümette sıkıntı yaratması halinde bakanlıktan istifa edebileceğimi söyledim. Başbakan, Abdullah Gül olmakla beraber partinin lideri Recep Tayyip Erdoğan'dı. Gül’den sonra, tezkere ile ilgili duruşumu Erdoğan ile de paylaşmamın ahlaki olacağını düşünerek Balgat’taki Genel Merkezimize gittim ve bir saat boyunca kendisine tezkerenin ret edilmesi gerektiği yönündeki görüşlerimi arz ettim. Erdoğan tezkerenin kabul edilmesi gerektiği düşüncesindeydi.”

"ERDOĞAN’A RET OYU VERECEĞİMİ SÖYLEDİM"

Tezkerenin oylanacağı günden bir gün önce Recep Tayyip Erdoğan’ın Siirt seçimi için Siirt’e gitmek üzere havaalanı yolunda iken telefonla aradığını hatırlatan eski bakan, açıklamalarını şöyle sürdürdü: “Erdoğan’a ‘Efendim, ben oylama günü bir program için Bursa’da olacağım. Benim yerime oyumu kullanması için vekaletimi Başbakan Yardımcısı Ertuğrul Yalçınbayır’a bıraktım ve ret oyu vermesini rica ettim. Bunu bilmenizi isterim.” dediğini aktardı.

Hüseyin Çelik, kendisiyle birlikte dönemin Başbakan Yardımcısı Ertuğrul Yalçınbayır ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın'ın da ret oyu vereceklerini açıkça söylediklerini kaydetti. Çelik, tezkerenin 3 oy farkla ret edildiğine işaret ederek, şöyle devam etti: “Başka bakan arkadaşlardan da ret oyu kullanmışlar olabilir ama onlar oylarının rengini açıklamamışlardı. Tezkerenin reddedilmesi, hem TBMM’nin hem de hükümetimizin itibarını bütün dünyada zirveye çıkardı hem de Türkiye, haksız ve kirli bir savaşın ortağı veya payandası olmaktan kurtuldu. Dönemin İngiltere Başbakanı Tony Blair, 25 Ekim 2015 tarihinde, CNN International’a çıktı. Fareed Zakaria’ya konuşan Blair, Irak Savaşı’nda düştükleri hatadan dolayı halkından özür diledi. Blair, bu mülakatta yanlış istihbarat aldıklarını, planlama hataları yaptıklarını ve Irak’taki yönetimin devrilmesinden sonra sebebiyet verdikleri kaosu itiraf etti.”

Çelik, Irak’taki milyonlarca dul ve yetim, Irak’ın harap olması, hala dinmeyen gözyaşı, fiili bölünmüşlük, mezhep çatışmaları ve nihayet ülkenin terör örgütlerinin cirit attığı bir alan haline gelmesi, ret oyu verenlerin ne kadar isabet ettiğini gösterdiğini vurguladı.

İSİM VERMEDEN ERDOĞAN'I ELEŞTİRDİ

Hüseyin Çelik, tezkerenin geçmesi gerektiğini düşünenlerin, 'şayet biz de Amerika’yla birlikte Irak’a girseydik, Kandil’i temizlerdik, terörle mücadelede büyük bir avantaj elde ederdik.' dediklerine işaret ederek, açıklamalarını şöyle sürdürdü: “Bu inandırıcı mı? Biz Suriye’de IŞİD’e karşı savaşan koalisyon güçleri içinde değil miyiz ? Bu konuda Amerika’nın müttefiki değil miyiz? Bu böyleyken Amerika, PYD meselesinde inisiyatifi bize mi bırakıyor? PYD konusunda bizim hükümetimizle aynı görüşte midir? Kaldı ki eğer dış politikada tek çıkış noktamız ülke menfaati olsaydı, Filistin’in yanında değil İsrail’in yanında; Mursi'nin yanında değil, Sisi'nin yanında; Suriyeli muhaliflerin yanında değil Beşar Esed'in yanında durmamız gerekirdi. Halbuki AK Parti hükümetleri, bu tercihleri yaparken kuvvetlinin yanında değil, haklının yanında olduğunu ilan etmiştir. Eğer insanlık vicdanının sesi olmak gibi bir iddiamız olmasaydı bu kadar Suriyeli mülteci Türkiye’de olur muydu? Irak Savaşı’nda ABD ve müttefikleri güçlü ama haksız idiler; Irak halkı güçsüz ve haklı idi. Evet Sadam bir diktatördü. Ancak bu diktatörü palazlandıran ve silahlandıranlar yine Irak’ı işgal edenlerdi. Amerikalılar bir gün çekip gideceklerdi ama biz kapı komşumuzla kan davalı olacaktık.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz günlerde 1 Mart tezkeresini hatırlatarak, "Irak'ta düştüğümüz hataya Suriye'de düşmeyiz" demişti. Çelik'in bu açıklaması Erdoğan'a cevap olarak yorumlandı. 

ELEŞTİRLERE CEVAP: GÜNÜN ADAMI OLMAYA ÇALIŞMA, HAKİKATIN ADAMI OLMAYA ÇALIŞ

Kendilerine yönelik 'makamda otururken niye yanlışlara itiraz etmediniz' yönündeki eleştirilere ise Hüseyin Çelik, şöyle cevap verdi: “Bu arada yeri gelmişken bir hususa da işaret etmeden geçemeyeceğim. Ben, henüz, 3,5 aylık bakanken aklımın ve vicdanımın kabul etmediği bu meselede gerekirse bakanlığı elimin tersiyle kenara itebileceğimi ortaya koydum. Bize 'görevdeyken niye konuşmadınız, makamda otururken niye yanlışlara itiraz etmediniz' diyenlere birçok örnekten sadece bir örnek olmak üzere bu hususu ithaf ediyorum. Oylama gizliydi. Makam sevdasında olsak paravanın arkasında ret oyu kullanır, dışarıda evet oyu verdiğimizi söyleyebilirdik. Biz ne yaptık? Sadece ret oyu kullanmakla kalmadık bunu gerekçeleriyle o gün kamuoyuna açıkladık. En kötü özelliğin münafıklık olduğunu bilenlerdeniz. Biz, içeride başka dışarıda başka olmadık. 12 Şubat tarihli gazetelere bakılırsa Başbakanımızın bizim bugün dile getirdiğimiz benzer hususları görevdeyken de dillendirdiğimizi söylediğini göreceklerdir. Büyüklerimiz ne güzel demiş. 'Günün adamı olmaya çalışma, hakikatın adamı olmaya çalış; çünkü gün değişir ama hakikat değişmez.' ”

Kaynak: Cumhuriyet.com.tr
Son Güncelleme: 15.02.2016 13:00
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177