01 Ekim 2016 Cumartesi 06:00
Hedef: Arap güçlerini Mınbiç’te buluşturmak

Cerablus’ta başlatılan Fırat Kalkanı operasyonunun ardından El Bab, Rakka ve Musul’a düzenlenecek operasyonlar gündeme taşınırken, Ankara’nın önceliği uluslararası koalisyondan kopmamak. Ankara, geçen hafta ağırladığı ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Antony Blinken başkanlığındaki heyete; Rakka’ya operasyon için Suriye Demokratik Güçleri’nin içerisinde yer alan Arap güçlerin Mınbiç’te “ortak bir yönetim” kurmasını önerdi. Üst düzey bir yetkili, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Fırat Kalkanı’ndan Türkiye’nin çıkmasının en az 7-8 yıl alacağı yönündeki sözleriyle ilgili “Ne kadar sürmesi gerekiyorsa sürer” açıklamasını yaptı.

Türkiye’nin 2011’den bu yana uluslarası koalisyon ile birlikte hareket ettiğine işaret eden üst düzey bir yetkili, Fırat Kalkanı operasyonunun hedefinin tam ortasında yer aldığını söylediği Mınbiç’te Arapları buluşturmayı hedeflediklerini açıkladı.

Oysa SDG, YPG öncülüğünde ABD tarafından Mınbiç’in IŞİD’den temizlenmesi için oluşturuldu ancak Ankara’nın ‘kırmızı çizgi’ olarak tanımlamasına karşın hâlâ 200 kadar PYD’li Mınbiç’ten ayrılmıyor. Oysa güvenlik kaynaklarına göre 13 grubun bir araya gelmesiyle oluşturulan SDG’nin içerisinde YPG’nin ağırlığı yüzde 85-90 oranında; diğer gruplar ise sadece ismen var. İşte üst düzey bir yetkilinin verdiği bilgiler ışığında, Cerablus, El-Bab, Rakka ve Musul’a Ankara’nın bakışı:

Planlama yok

Operasyon için ABD ile Türkiye arasında askeri görüşmeler devam ediyor. Türk siyasilerin olası bir kara operasyonunu vurgulamasına karşın görüşmelerde henüz Türkiye’nin vereceği desteğin kapsamına, planlamasına geçilmedi. Türkiye, 2011’den bu yana olduğu gibi sadece ‘koalisyonla birlikte adım atmaya hazır olduğunu’ iletti.

Ankara, Blinken başkanlığındaki heyete; içerisinde YPG’nin yer almayacağı SDG içerisindeki Arap güçlerle ÖSO’nun birlikte çalışması gerektiği mesajını verdi. Üst düzey yetkili “SDG’nin Arap unsurları ve ÖSO’nun birlikte çalışmayı öğrenmesi lazım. Mınbiç’te SDG’nin Arap unsurlarıyla ÖSO unsurlarının ortak bir yönetim kurmasını istiyoruz. İleride Rakka’ya dönük operasyonda da bu Arapların birlikte hareket etmesi gerekir” derken, SDG’den bazı grupların koparak ÖSO’ya geçmesini beklediklerini söyledi. Yetkili, Rakka’nın 1 milyon nüfusu olduğunu anımsatırken, YPG’nin olası Rakka operasyonunda kullanılmasının ise bölgede ‘etnik savaş’a yol açacağını savundu.

İşbirliği hayali

SDG, Mınbiç Askeri Konseyi’nin 2 Nisan 2016’da attığı imzayla kuruldu. 13 grup SDG’nin kuruluş deklarasyonunu imzaladı. Bunlar arasında “Halk Koruma Birlikleri (YPG), Kadın Savunma Güçleri(YPJ), El-Sanadid Güçleri, Süryani Askeri Meclisi (MFS), Burkan el-Fırat, Liva Tuvar el-Rakka, Kuzey Güneşi Tugayı, Selçuk Tugayı, El Cezire Tugayları, Kürt Cephesi, Ceyş-ul Tuvar (Devrim Ordusu), Tahrir Tugayı ve Liva 99 Muşat var. Ancak Ankara’daki üst düzey bir başka yetkili, bu grupların büyük kısmının ‘üretme isimler’ olduğunu belirterek “SDG’nin yüzde 85-90’nin PYD / YPG’li teröristlerden oluşuyor. Bu isimlerle dünyayı mı kandırmaya çalışıyorlar? İlk iki grup hariç, bu grupların çoğunun adları var da kendileri yok denecek kadar az personele sahip. Bu Kürt Cephesi de neyin nesi? PYD/YPG de zaten Kürt değil mi?” diyerek imza attığı söylenen grupların gerçekliğinin tartışmalı olduğuna işaret etmişti.

Fırat’tan çıkışın izi

CHP Kılıçdaroğlu, Fırat Kalkanı’ndan Türkiye’nin çıkmasının en az 7-8 yıl alacağını belirtirken yetkili “Ne kadar sürmesi gerekiyorsa sürer” dedi ve Türkiye’nin sınır ötesi operasyonundaki tutumuna yönelik 1992’de Kuzey Irak’a yönelik harekâtlarını anımsattı. Türkiye, 1992-1994 arasında Irak’a peş peşe operasyonlar düzenlemişti.

El Bab’Da bekleyiş

Fırat Kalkanı’nda Türkiye’nin peş peşe verdiği tank kayıplarının ardından ilerleyiş hız keserken, Ankara’nın harekât hedefinde El Bab da yer alıyor. ABD için ise hedef El Bab yerine IŞİD için tarihi önemdeki Dabık. ABD’nin, Fırat Kalkanı’nın ardından dile getirdiği endişelere karşın üst düzey yetkili Türkiye’ye El Bab operasyonuna yönelik bir itiraz dile getirmediğini belirtti. Yetkili, “Fırat Kalkanı’nın hedefinde El Bab var ama bu harekâtın aceleye getirilmesi doğru olmaz, orayı yavaş yavaş tahkim edecek planlama gerekli” dedi.

Fırat’ın üstünde Rus keşfi

Türkiye’nin Cerablus bölgesinde ısrarla dile getirdiği ‘uçuşa yasak bölge’ konusunda yetkili, “Rejim için uçuşa yasak bölge fiilen oluştu. Rusya da sadece keşif uçuşları yapıyor o bölgede” dedi. Halep’e giden yardım konvoylarının vurulmasında Ankara’nın, Rusya’yı ismen suçlamadığını doğrulayan yetkili, uçak düşürülmesinin ardından Moskova-Ankara arasında sağlanan askeri koordinasyonu da şöyle anlattı: “Rusya’yla genelde çatışma yaratmama anlamında şeyler konuşuyoruz. ‘Benim harekât alanım bu, bu alanda birbirimize dokunmayalım’ şeklinde temaslar, bunu ABD ve Rusya da yapıyor.”

Halep’te gözler 8 Kasım’da

Halep’te rejimin kuşatması devam ederken, Hama bölgesinde muhaliflerin ilerleyişi dikkat çekiyor. Şehrin düşmesi halinde Türkiye’ye 300 binin göç edebileceği belirtilirken yetkili, 8 Kasım’da yapılacak ABD seçimlerine işaret etti: “Rusya şu an bütün ağırlığıyla Halep’e yüklenecektir başka bir şeye bakmayacaktır. Çünkü yeni yönetimle ABD’nin Suriye politikasında değişiklik beklentisi yaygın, bunu daha hâkim şekilde karşılamak istiyor.”

Ateşkese Türk-İran aşısı

Rusya ve ABD arasındaki ateşkes mutabakatının çökmesinin ardından Ankara ve Tahran yeni bir ateşkes süreci için çalışıyor. İran Dışişleri Bakanı Cevat Zarif de bu kapsamda geçtiğimiz hafta Ankara’da temaslarda bulunmuştu. Yetkili, bu çabaları şöyle aktardı: “İnsani yardım ateşkesi İran’ın da ihtiyaç duyduğu bir şey. Bazı Şii köyleri de şu an kuşatılmış durumda. İran geçici bir insani yardım ateşkesine daha yatkın. Rejimi ve Rusya’yı ikna edebilir.”

‘2 uçak silah değil mühimmat’

Cumhurbaşkanı’nın, ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’a son olarak 2 uçak dolusu yardım yapıldığını dile getirmesinin ardından bu yardımın 20’şerlik tır ’larla iki gün boyunca taşındığı ortaya çıkmıştı. Üst düzey yetkili ise ABD’nin bunu “Silah değil mühimmat verdik” sözleriyle açıkladığını dile getirdi.

 

‘Musul’da icazete gerek yok’

Olası Musul operasyonunda Türkiye’nin nasıl yer alacağı tartışma yaratırken, Ankara bölgedeki IŞİD ve PKK varlığını “güvenlik riski” olarak tanımlıyor. Ankara, Bağdat’ın itirazlarına karşın Başika’da bulunan Türk birliğinin Musul operasyonunda rol almasını istiyor. ABD ile bir operasyon planlanmasına ise henüz başlanmadı ancak Ankara’ya göre, ABD, Türkiye’nin “nelere hazır olduğunu, neye karşı olduğunu” duymak istedi. Yetkili, “Onların bize icazet vermesini, onay vermesini beklemiyoruz” dedi.

IŞİD karşıtı koalisyonun sözcüsü Albay John Dorrian ise Musul planlamasına ilişkin çağrıyı Irak hükümetinin yaptığını belirterek, “Musul’a kimin gideceğine kararı onlar vermeli” dedi. Blinken ise operasyonun Irak güvenlik güçleriyle koordine edildiğini vurguladı: “Musul’un geri alınması operasyonunun çekirdeğini, koalisyonun desteklediği ve Peşmerge’nin de desteğini alan Irak güvenlik güçleri oluşturacak. Musul’a Peşmerge güçleri ve Şii milisler girmeyecek.”

Kaynak: Cumhuriyet.com.tr
Son Güncelleme: 01.10.2016 06:00
Anahtar Kelimeler:
HaberHaberlerDünya
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177