26 Mayıs 2016 Perşembe 12:00
HDP’li Doğan’dan 'Tekke, Zaviye ve Türbe' yasağının kaldırılması için teklif

HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan, Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Seddine ve Türbedarlıklar ile Bir Takım Unvanların Men ve İlgasına Dair Kanunun yürürlükten kaldırılması için kanun teklifi verdi.

Doğan verdiği kanun teklifinde, Anayasanın 10. maddesinin herkes dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir dediğini belirterek şöyle devam etti:

"Alevilikte (Alevi, Bektaşi, Mevlevi, Nusayri) inanç önderlerine; "Dede - Baba - Şeyh" denir. Alevilikte "Dede'(soy aranır), Bektaşilikte "Baba" (soy aranmaz, işin erbabı seçimle gelir) Mevlevilikte "Dede', Hatay Alevilerinde ise "Şeyh'tir. Bu kurum, Aleviliğin inanç ve sosyal yapılanmasında temel öneme sahiptir.

Alevilikte Dedeler Ocakzâdedir. Bir kimsenin dede olması için Dede soyundan gelmesi şarttır. Aleviler genellikle dedelerin Hz. Ali soyundan geldiğini kabul eder ve öyle inanırlar. Dedelerin dini hayatında çok önemli bir görev ve yetkileri vardır. Kendilerini Dede tanıyanlardan ikrar alır, ibadetleri idare eder, talipler arasında çıkan anlaşmazlıkları çözümleme hususunda hakemlik yapar, suçlu görülenleri "düşkün ederler.'

Dede, Alevi toplumunun inançsal önderidir. Dedelik ise kendine has bir iç yapısı/hiyerarşisi bulunan bir kurumdur. Her Alevinin bir dedesi vardır. Her dedenin de bir dedesi (mürşidi) vardır. Talibin davranışlarından (inanç anlamında) dede sorumludur. Dede talipleri eğiten, yol gösterendir. Dede taliplerin bütün düşünsel, manevi sorunlarına çözüm, sorularına cevap getiren kişidir. Dedelik kurumunun kendisine özgü bir yapılanması var. Bu yapılanma (mürşit-rehber bağlamında) gereği, her dede ayni zamanda başka bir dedenin talibidir. Nasıl ki talip bir yanlışa düştüğünde yada hata yaptığında dedesine sığınıyorsa, ayni şekilde dede de talibi olduğu dedesine (mürşidine) sığınıyor. Böylece mükemmel bir denetim mekanizması kurulmuş oluyor. Bu mekanizma halkalar misali bir birine bağlı. Yani bir dedenin görevini layıkıyla yapıp yapmadığını mürşidi tarafından denetlenir. İnançlar toplumda belli konuları düzenler, belli kurallar koyar ve kurumlar yaratır. Alevi inancı da belirli kuralları olan, kendine özgü ritüelleri olan, hak ve adalet anlayışı olan, kendine özgü ahlakı olan bütünsel bir inançtır. 30 Kasım 1925 tarihinde kabul edilip 13 Aralık 1925 yılında Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 677 sayılı kanun ile Şeyhlik, Dervişlik, Müritlik, Dedelik, Seyitlik ve Çelebilik gibi unvan ve sıfatların kullanılması, bunlara ait hizmetlerin yapılması yasaklanmıştır. Bu yasa ile içinde Hacı Bektaş-ı Veli Dergahı da olmak üzere tüm Alevi türbeleri ve dergahları kapatılarak yasaklanmıştır. Ayrıca bu yasa gerekçe gösterilerek Alevilerin ibadethanesi olan Cemevleri'de ibadethane sayılmamaktadır."

Türkiye'de Aleviliğin hayatın her alanında ayrımcılığa ve eşitsizliğe maruz kaldığını söyleyen HDP'li vekil, "Bu zamana kadar Alevilerin sorunları görmezden gelinerek, asimilasyona tabii tutulmuştur. Toplumun Din hizmetlerini karşılamak üzere kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı'da sadece Sünni İslam inancıyla ilgili hizmetleri yürütmüş, diğer inançları dışlamıştır. Aleviliğin özgürce yaşatılması için Alevi inancının kurumları olan Dedelik, Dervişlik, Seyitlik, Çelebilik gibi ünvanların üzerindeki yasağın kalkması gerekmektedir. Cemevleri Alevilerin ibadethanesidir. Bu şekilde kabul edilmediği sürece inançlara eşit mesafede yaklaşıldığından söz edilemez. Bu kanun teklifi ile yalnızca Alevi inancının sorunları değil tüm inançların yaşadığı mağduriyet ortadan kalkacak ve inançlar özgür kılınacaktır" dedi.

Kaynak: Cumhuriyet.com.tr
Son Güncelleme: 26.05.2016 12:00
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol