09 Ekim 2016 Pazar 02:20
Halkın ekmeğine göz diktiler

Geçen günlerde Başbakan Binali Yıldırım’a ziyarette bulunan Esnaf ve Sanatkârlar Konfederasyonu başkan ve üyeleri, devletin mal üretip satmasından yakınarak esnafın zarar gördüğünü belirttiler. Başbakan da “Haklısınız, sizi mağdur eden bu durumu düzelteceğiz” sözü verince herkesin aklına önce Halk Ekmek fabrikalarının kapanacağı geldi. Gelen tepkiler üzerine TESK Başkanı Bendevi Palandöken, “Halk Ekmek kapanmayacak, sadece Halk Ekmek’in üreteceği ekmeği biz satalım diyoruz” açıklamasında bulundu. Yani üreticiden direkt tüketiciye ulaşan Halk Ekmek’e aracı sokulacaktı. Niye? Ekmeği daha pahalı yiyelim diye mi?

Halka ekmek

Siz o Halk Ekmek Fabrikası’nın nasıl kurulduğunu, hangi özverilerle bu noktaya geldiğini biliyor musunuz? Halk ekmeğin önemini Cumhurbaşkanı Erdoğan 2002 yılında Kanal D’de katıldığı programda Fatih Altaylı’nın sorusu üzerine şöyle anlatmıştı: “Günde 1.5 milyon ekmek üreten Halk Ekmek kurulmasaydı bugün halkımızın temel gıdası olan ekmeğin fiyatı 500 bin liraya çıkardı.” Erdoğan, CHP’li İsvan’ın kurduğu Halk Ekmeke de sahip çıkmıştı ama olsun hiç olmazsa Halk Ekmek’in önemini kavramıştı ya... Şimdi gelelim Türkiye’ye örnek olan Halk Ekmek Fabrikası’nın kuruluş öyküsüne...

İstanbullular ucuz ekmek yesin diye Toprak Mahsülleri Ofisi (TMO) İstanbul’a sübvansiyonlu ucuz buğday tahsisi yapardı. Ancak fırıncılar, tahsisli ucuz buğdayı pasta ve francala üretiminde kullanıyor, bu nedenle buğdayın fiyatı ekmeğe yansımıyordu. Bir de buna fırıncıların fiyat tekeli oluşturmak için birbirlerinin bölgelerine girmeme konusunda vardıkları anlaşma eklenince halkın ucuz ekmek yeme olanağı tümüyle ortadan kalkıyordu.. Fahri Atabey döneminde İstanbul Belediyesi ekmek fabrikası kurmak için makineleri sipariş etmiş, fabrika binasının temelini atmıştı. Ancak müteahhitle olan anlaşmazlık nedeniyle inşaat da durmuştu.

Haydarpaşa Gümrüğü’nde iki yıl boyunca bekleyen makineler çürümeye terk edilirken belediye de gümrüğe ayrıca ardiye parası ödemek zorunda kalıyordu. 1973 yılı sonunda yapılan yerel seçimlerde CHP’li Ahmet İsvan Belediye Başkanı seçildikten sonra Halk Ekmek Fabrikası için yeniden kollar sıvandı. Ancak en büyük handikap, belediyenin fabrikaya ödenek ayırabilecek mecali yoktu. Parasızlığın yanında ikinci handikap ise fabrika, o güne kadar bilinmeyen bir teknolojiyle çalışacaktı. Pişmemiş ekmek hamurları fabrikanın bir ucundan sürekli olarak beslenecek ve pişmiş ekmek diğer uçtan sürekli olarak çıkacaktı. Bu teknolojiyi bilen personeli bulmanın zorluğu bir yana, makineleri sipariş eden önceki belediye başkanı döneminde satıcı firma arasında montaj ve teknik eğitim konusunda bir anlaşmanın yapılmamış olması işi daha da güçleştiriyordu.

Gümrükle sıkıntı

Halkçı Belediyecilik” sloganıyla seçilen Ahmet İsvan, ilk iş olarak gümrükle “fiktif depo” anlaşması yaparak makineler belediyenin belirlediği korunaklı bir yere taşındı. İkinci adım olarak da DPT’ye başvurarak ekmek fabrikasının plana alınması ve teşvik listesine sokulması sağlandı. Böylelikle ithal edilen makineler gümrük vergisinden muaf tutuldu. Gümrükle ilgili sıkıntılar giderildikten sonra müteahhitle anlaşmazlıkların çözüm yoluna gidildi. Anlaşmazlığın temelinde belediyenin gününde hakedişleri ödememesi ve çimento fiyatlarındaki artıştan kaynaklanıyordu. İsvan, müteahhitle yeniden anlaşarak inşaatın başmasını sağladı. Sıra en önemli engelin kaldırılmasına gelmişti. O engel, fabrikanın yapımı için ayrılacak kaynaktı. O dönemde merkezi hükümetin yardımlarına muhtaç olan belediyeler, eğer iktidarda kendi partisi yoksa cezalandırılıyordu. İsvan, belediye bütçesinde yatırımlar için ayırdığı kaynağın büyük bölümünü ekmek fabrikası için kullanmaya hazırdı ama hükümetten gelecek yardımın aksayacağını ve maaşları ödeyemeyecek durumda kalacağını da biliyordu. Ekmek fabrikasının bitirilip hizmete açılması için ödeme akımının aksamadan sürdürülmesi şarttı.

İlk üretim 77’de

İlk deneme üretimi 1977 Ekim ayında başladı. Halk Ekmek Fabrikası 160 personelle üç vardiya halinde 24 saat kesintisiz çalışarak günde 450 bin ekmek üretecekti. Halk Ekmek karşısında hemen bir karşı lobi oluşmakta gecikmemişti. Bu lobinin başını da CHP’nin belediye meclis üyesi ve aynı zamanda Fırıncılar Dernek Başkanı İsmail Hakkı Keçeli çekiyordu. Bu lobinin başlıca argümanı bugünkü Esnaf ve Sanatkarlar İşverenler Sendikası ile aynıydı. “Devlet ekmek yapamaz.” Başlangıçta bu işin öyle göründüğü kadar kolay bir iş olmadığını, belediyenin bir süre sonra fabrikayı işletemez hale geleceğini söyleyen fırıncaların girişimleri sonuç vermeyince bu kez de “Hiç olmazsa ortak olalım ve birlikte işletelim” teklifini getirdiler. Ama olumlu yanıt alamadılar. Halk Ekmek, ucuz fiyatı ve kalitesiyle büyük bir talep gördü. Satış kabinlerinin önünde uzun kuyruklar oluştu. Halkın kaynağı ve işçilerin kendi alacaklarını gecikmeli alma pahasına yaptığı özveriyle kurulan Halk Ekmek’e ve halkın ekmeğine dokunan tarihe olumsuz bir isim olarak geçer biline.

İşçilerle anlaştı

İsvan döneminde işçi sendikasıyla yapılan toplusözleşmede işçi ücretlerinin ayın altısına kadar ödenmemesi halinde, işçilerin hak direnişi yapmasını öngören bir madde eklenmişti. Sendika bu hak direnişini bütün işçilerle, belediye hizmetlerini bütünüyle durdurarak kullanmak yerine, 20-30 işçiyle Hesap İşleri Müdürlüğü’nün önünü tıkayarak para çıkışını engellemek, böylece biriken gelirlerden alacaklarını tahsil etme yöntemiyle gerçekleştiriyordu. Belediye Başkanı Ahmet İsvan, sendika yöneticileriyle hiç olmazsa ekmek fabrikası için yapılacak ödemeler için hak direnişini esnetmeleri konusunda yardım istedi. İsvan, sendikacılarla yaptığı toplantıda onlara şöyle seslenecekti: “Ekmeğin geniş halk kesimlerinin beslenmesindeki önemini biliyorsunuz. Belediyemiz yıllardır halka sağlıklı ve ucuz ekmek yedirmek için elinden geleni denetimlerle yapmaya çalıştığı halde, yeteri kadar başarılı olamıyor. Bu nedenle büyük bir ekmek fabrikası yapıp, fiyat ve kaliteyi rekabet yoluyla kontrol etmeyi ilke olarak benimsedik. Bu fabrikanın yapımı çeşitli nedenlerle durmuştu. Şimdi bütün bu pürüzleri ortadan kaldırdık. Sizi bu fabrikanın yapımına katkıda bulunmaya davet ediyorum. Bildiğiniz gibi, yasal olan hak direnişi yapmanıza karşı olamam. Yapacağınız hak direnişleri sırasında sadece ekmek fabrikasıyla ilgili ödemeler için bir ayrıcalık tanıyın, bana müsaade edin, gerektiğinde bu ödemeleri sizin ücretlerinizden önce yapabileyim; ekmek fabrikasının yapımı aksamasın. Size söz veriyorum, bu yetkiyi kötüye kullanmayacağım.” Sendika yöneticileri, bu konuşmayı bir de işçilere yapmasını istediler İsvan’dan. İşçiler alkışlarla ekmek fabrikasının yapımı için ödemelerini gecikmeli almaya onay verdiler. Halk Ekmek Fabrikası bu zor şartlar arasında yapılıp bitirildi. Fabrikanın ilk müdürü Almanya’ya giderek tedarikçi firmada eğitim gören Nusret Avcı oldu. Yönetim Kurulu Başkanı ise DPT Müsteşarı Osman Nuri Torun üstlenmişti.

Makineler Almanya'dan

Makineler Almanya’dan ithal edilmişti. İsvan, Almanya Başkonsolosu’na giderek, fabrikanın başarısız olması halinde bu bilginin fırıncılık sektörüne yayılacağını, fabrikanın kurulamadığı Alman teknolojisinin ve Almanya’nın bundan olumsuz etkileneceğini anlattı ve teknik yardım konusunda yardım istedi. Konsolos gereken desteği vererek anlaşmada olmamasına rağmen Alman firmanın İstanbul Belediyesi tarafından gönderilen altı personele eğitim vermeyi ve montaj sırasında dört teknisyen göndermeyi kabul etti.

 

Kaynak: Cumhuriyet.com.tr
Son Güncelleme: 09.10.2016 02:20
Anahtar Kelimeler:
HaberHaberlerTürkiye
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177