21 Nisan 2016 Perşembe 18:00
Fikir özgürlüğü yoksa bilim olmaz

Dünyadaki bilim insanlarına MR konusunda adeta ışık oluyor. İnsan beyninin sırrını çözmek için dünyada eşi benzeri olmayan çalışmalar yapıyor. Bu çalışmalarıyla ABD’de Obama hükümeti tarafından büyük destek alıyor.

Bu başarıların mimarı Minnesota Üniversitesi Manyetik Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Kamil Uğurbil. Uğurbil’inki İzmir’den başlayıp ABD’ye uzanan bir başarı hikâyesi. Uğurbil ABD ve uluslararası üniversitelerden aldığı sayısız ödülden sonra Türkiye’nin de sağlık nobeli olarak değerlendirilen Vehbi Koç Vakfı’nın ödülünü aldı. Bu ödül belki de dünya nobeli için bir adım olacak. Çünkü bundan 9 yıl önce Vehbi Koç Ödülü’nü alan Prof. Dr. Aziz Sancar geçen yıl dünya nobelinin sahibi olmuştu. Uğurbil’in sıra dışı bilimsel başarısı bilimsel yayınlarına yapılan 30 binin üzerinde atıf (Science Citation Index’e göre) ve 93 H indeksinde yansımasını buluyor. Fikir vermesi açısından Prof. Dr. Aziz Sancar’ın atıf sayısı 33 bin ve H indeksinin 100 olduğunu belirtmek isterim.

Prof. Kamil Uğurbil ile aldığı ödül, insan beyninin sırlarını çözmek ve Türkiye’deki akedemik özgürlükleri konuştuk...

- Öncelikle Vehbi Koç Ödülü sizin için ne anlam ifade ediyor?

Çok sevindiğim bir ödül. Çünkü memleketimin ödülü. ABD’deki araştırmalarımı etkileyebilir. Benim Türkiye’ye olan katkımı artıracak bir ödül bu.

- Türkiye’de akademisyenler düşüncelerini açıkladı diye yargılanıyor cezaevine konuluyor, ne düşünüyorsunuz?

Akademik özgürlük çok önemli. Sadece bilim insanlarımızın yurtdışında çalışmasıyla değil aynı zamanda Türkiye’de de çalışma yapabilmeleri gerekiyor. Bunu yapabilmemiz için de eğitim en önemlisi. Bilim adımlarına yapılacak yatırımların artırılması gerekiyor. Aslında en önemlisi bilim adamlarına verilecek özgürlük. Bunun dışında fikir özgürlüğü... Özgürlük olmadan bilim tam anlamıyla gelişemez. ABD’de bizim bir sistemimiz var; tenure. Bir araştırmacı prof. tenure aldıysa onu işten atamazlar. Ancak suç işlemesi lazım. Akademik düzeni bilmeyenler bunu iş güvencesi olarak algılar. Evet iş güvencesidir ama bunun ortaya çıkmasının sebebi akademik özgürlüktür. Tenure bir prof. bir şey söyler, rektör ben buna karşıyım der kişiyi işten atar. Bu olmasın diye ortaya konmuştur.

 

Bilim için ortam yaratılmalı

- Şu anda Türkiye’deki gibi bir ortamda bilim insanı yetişir mi?

Eğitim çok önemli. Eninde sonunda bilim adamları ders alarak bilim adamı olmazlar. Bilimin içine girerek, başarılı bilim adamlarının yanında çalışarak, onlarla yemek yiyerek, kahve içerek bilim adamı olabilirler. Türkiye’de böyle bir ortam yaratılması lazım. Bence Türkiye’nin potansiyeli çok yüksek. Akıllı gençlerimiz var. Çoğu dışarıya gidiyor. Bazıları geri dönüyor. İnsan kaynağımız çok iyi. Bazı üniversitelerimiz belli bir seviyeye kadar iyi bir eğitim de veriyor, ama bunun üstüne çıkmalıyız. Bunun için de bilimi yaratan insanların ve laboratuvarların olması lazımki o çocuklar o havanın içinde bulunsunlar. Tamam biz de önemli dersler aldık imtihanlardan geçtik ama bundan daha önemlisi çalıştığım laboratuvarlardaki yemeklerde konuşulanlar, onlarla kahve içmek onlarla bilim konuşmak, bu gibi ortamda olmak lazım.

 

Bütçe yetersiz

- Bilime ayrılan bütçeler yeterli mi?

İlk önce burada devletin bütçe koyması gerekiyor. Ben Birleşmiş Milletler’in Gayrisafi Milli Hasıla verilerine baktım. Hangi memleket Ar-Ge’ye ne kadar pay ayırıyor diye. Türkiye’de GSMH çok düşük değil. Ama bilime ayrılan bütçe konusunda iyi değil. Bu alana yatırım yolu devletten geçiyor.

- İnsan beyninin sırrını çözen bilim insanı olarak tanınıyorsunuz, nedir bu sır?

Beynin sırrını çözemedik ancak beynin sırrıyla ilgilenen insanların çok kullandığı bir teknik geliştirdik. Fonksiyonel MR denilen tekniği geliştiren kişilerden biriyim. Beynin çalışması hakkında yeni bilgiler çıkaran insanlar çok. Yaptığım iş beyni anlamaya çalışan insanların kullandığı bir metot. Beyinde belli bir şeyi bulduğunda tamam her şeyi bulduk diye bir kavram da bana ters düşüyor. Beyinde anlamamız gereken çok şey var. Geliştirdiğim metotta insan beyninin devrelerini görebiliyoruz. Diyelim ki 5 bin 10 bin nöronun yaptğını görebiliyoruz ama tek tek nöronları göremiyoruz. O derecelere inmeliyiz.

- MR’daki gelişmeler beyni anlamaya yetecek mi?

Cansız beyine bakmak çok yetersiz bir olay. Çünkü beynin işlemesini göremiyorsunuz sadece anatomisini görebiliyorsunuz.

Daha yolumuz var

- Peki beynin ne kadarını anladık?

Yüzdeyi koymak için yüzde 100’ün ne olduğunu bilmemiz lazım. Ama beyin artık tamamen bir sır değil. Çok şey bilmemize rağmen hâlâ katedilmesi gereken çok yol var.

Psikiyatrik hastalıklarda bugün bilgimiz sıfır. Birkaç ilaç var. İlaçların işe yaradığını biliyoruz. Problem ne onu bilmiyoruz. ABD hükümetinin en çok desteklediği ve 5 yıl önce başlayan The Human Connectome projesinin ana nedeni budur. Psikiyatrik hastalıklarda anatomik bir bozukluk yok. Beyin devrelerinde bir bozukluk var. Çocukluktan yaşlılığa kadarki beyin devrelerine bakacağız. Hastalığı anlamak için normali anlamamız şart. Büyük sonuçlar vereceğini düşünüyorum.

- Bu veriler tedaviyi nasıl kolaylaştırır?

Bu hastalıklar üzerinde değişik yönden gelişimler var. ABD hükümeti beyin ve beyin projelerine senede 7 milyar dolar yatırıyor. MR insan beyni için kullanılan en önemli metot. Bu da yeterli diyemeyiz. Metotlarımızı ilerletelim diye devamlı bir çaba var. Görüntüleme sadece beyin hastalıkları için kullanılan metot değil. Devre hastalıkları var. Bunları çözmemiz lazım. MR bu konuda ciddi noktaya geldi.

- Merkezininiz yıllık bütçesi nedir?

100’ü aşkın kişi çalışıyor. Yıllık işletme gideri 10 milyon dolar.

 

Rektörlük için gencim

- Türkiye’deki üniversitelerden gelin burada çalışın teklifi aldınız mı?

Aldım. Ama gelin burada çalışın değil de gelip rektörlük yapar mısınız dediler. Benim cevabım şimdi rektör olmak için çok gencim oldu. Ben araştırmaların içinde çok bulunuyorum, bunu bırakmak istemiyorum. Hem rektörlük yap hem araştırma.. bu zor bir olay. Bunu başaran insanlar var. Ama benim için zor bir olay. Şimdilik düşünmüyorum.

- Her bilim adamı Nobel’i hayal eder mi?

Evet Nobel hayal eder. Ama bu olmadan da çok iyi işler yapan ve ödül almamış bilim adamı var. Nobel alırlarsa daha da sevinirler o başka.

 

Yoğunluktan balayına gidemedik

Kamil Uğurbil’in başarılarla dolu hikâyesi İzmir’de başlıyor. “Anne ve babam eğitime çok önem verirlerdi. Bugünkü başarımda onların büyük etkisi var” diyor Uğurbil. Uğurbil iş yoğunluğu nedeniyle geç evlendiğini ve kendisi kadar yoğun olan ve beyin alanında çalışan eşi Jutta Ellermann ile yoğunluk nedeniyle balayına bile gidemediklerini söylüyor. Uğurbil kızı doğduktan sonra da müzik enstrümanı bile çalmayı öğrendiğini de esprili bir dille anlattı.

Prof. Dr. Kamil Uğurbil, Robert Koleji’nde lise eğitimini ve Columbia Üniversitesi’nde yüksek öğrenimini ve yine Columbia Üniversitesi’nde fizik/kimyasal fizik alanında doktora eğitimini tamamladı. 1982’de Minnesota Üniversitesi’ne taşınan Prof. Uğurbil’in manyetik rezonansla ilgili laboratuvarı CMRR adı altında disiplinler arası dünya lideri bir araştırma merkezine dönüştü. İnsan beynindeki aktivitenin manyetik rezonans görüntüleme ile gösterilmesi (fMRI), dünyada bağımsız ve eşzamanlı olarak iki laboratuvarda geliştirilmiş ve bunlardan biri de Prof. Uğurbil’in liderliğini yaptığı CMRR’daki laboratuvarı oldu. Bu gelişmeden sonra Prof. Uğurbil’in çalışmaları insan beyninden yüksek çözünürlükte ve doğrulukta fonksiyonel bilgi toplanması için yeni yöntemler geliştirilmesi üzerine yoğunlaştı.

Prof. Uğurbil, bu doğrultuda, ilk kez yaşayan insan beyninden görme merkezinin yapısını neredeyse mikroskobik detayda görüntülemeyi başardı.

 

Vehbi koç Ödülü Uğurbil'e

Vehbi Koç Vakfı tarafından, insanların yaşam kalitesinin artırılmasına katkıda bulunan kişi ve kurumları teşvik etmek amacıyla her yıl sırasıyla kültür, eğitim ve sağlık alanlarında verilen 15. Vehbi Koç Ödülü’nün bu yılki sahibi insan beyniyle ilgili yaptığı çalışmaları nedeniyle Prof. Dr. Kamil Uğurbil oldu.

Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer M. Koç, Vehbi Koç Vakfı’nın 47 yıldır milyonlarca insanın hayatına dokunduğunu belirterek “Bu yıl ödülümüzü sağlık alanında veriyoruz. İnsan beynindeki aktivitenin manyetik rezonans görüntüleme yöntemiyle incelenmesi konusunda tüm dünyada çığır açan çalışmaları gerçekleştiren bu değerli bilim insanını gönülden kutluyorum” diye konuştu.

 

Gençlere ışık

Aralarında Güler Sabancı, Aydın Doğan, Hüsnü Özyeğin gibi iş insanlarının da katıldığı ödül töreninde konuşan Ömer Koç, vakıf olarak gerçekleştirdikleri faaliyetlerin, hayata geçirdikleri kurumların başkalarına örnek teşkil etmesinde önemli olduğunu düşündüklerini söyledi. Koç, “Eğitim, kültür ve sağlık alanlarında ulusal ve uluslararası platformlarda gelişime öncülük etmiş kişi ve kurumları ödüllendirerek hem hak ettikleri bir teşekkürü sunuyor; hem de aynı yoldan yürüyecek gençlere ışık tutuyoruz” dedi.

 

Bilkent'e danışmanlık

Prof. Uğurbil, halen Obama yönetiminin en öncelik verdiği projelerden biri olan ‘The Brain Initiative; The Human Connectome’ projesinin liderlerinden biri oldu. Uğurbil Türkiye’de Bilkent Üniversitesi Ulusal Manyetik Rezonans Araştırma Merkezi’ne danışmanlık yapıyor. Prof. Dr. Uğurbil, 15. Vehbi Koç Ödülü’nü Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer M. Koç’un elinden aldı. Her yıl Vehbi Koç’un ölüm yıldönümü olan 25 Şubat günü gerçekleştirilen ödül töreni bu yıl Mustafa V. Koç’u zamansız vefatı nedeniyle 19 Nisan’a ertelenmişti.

Kaynak: Cumhuriyet.com.tr
Son Güncelleme: 21.04.2016 18:00
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177