27 Ocak 2016 Çarşamba 05:40
Fellini’vari görsel şölen

İsviçre Alplerinde 5 yıldızlık hizmet verilen, muhteşem bir otelde tatil yapmaktaki, vaktiyle dünyaca ünlü bir besteci ve orkestra şefi Maestro Fred’le (Michael Caine), ‘Yaşamın Son Günü’ başlığını takıp vasiyetim dediği son senaryosunu genç çıraklarıyla birlikte yazmaktaki 60 yıllık eski arkadaşı, Hollywood senaristi Mick (Harvey Keitel) ikilisinin kahramanı olduğu “Youth- Gençlik”, son haftalarda seyrettiklerimiz arasında iz bırakan, başarılı bir film.

Vaktiyle romantik duygularla aynı kıza sevdalanmış, çeşitli hastalık belirtilerinin ortaya çıktığı, prostattan muzdarip, geçip giden zamanın belleklerini nerdeyse sıfırladığı, aynı zamanda dünür de olan, yaşamlarının son evresine gelmiş, ‘dinozor’ Fred’le Mick’in dünyayı sürekli ‘dikizlemeleri’ üzerinden yaşlanma kaygılarıyla yaşlılık durumları üstüne, birtakım yan karakterlerle zenginleştirilmiş, baştan sona birbirinden ilginç gözlemlerle ayrıntılar demeti halinde seyreden, iki saatlik bir fanteziyi, espri-mizahı da barındıran bir duygusallıkla perdeye taşıyor ve meraklısınca habire artan bir ilgiyle izleniyor “Gençlik”.

Önemli bir sinemacı

Sean Penn’in emekli rock şarkıcısını canlandırdığı “This Must Be the Place- Olmak İstediğim Yer”iyle (2011) beğendiğim ama asıl “La Dolce Vita-Tatlı Hayat” başyapıtının güncellenip, entelektüelce zenginleştirilmiş modern versiyonu niteliğindeki o nefis “La Grande Bellezza- Muhteşem Güzellik”iyle (2013) artık iyice pekiştirdiği ustalığını kanıtlayıp Visconti, Antonioni, Fellini’lerin dönemindeki o eski İtalyan sinemasının gücünü hissettiren Paolo Sorrentino, günümüzün en önemli sinemacılarından biri.

Karakterlerin resmi geçidi

Yazıp yönettiği son filmi “Gençlik”, can alıcı hikâyesinin yanı sıra görüntülerle müziği kaynaştıran başarılı görsel atmosferiyle ele geçiriyor seyircisini.

Genelde otelde kalanları gözlemleyip haklarında olası tahminler yürüterek vakit geçiren iki yaşlı dosta odaklanırken ikilinin gözlerini ayırmadığı diğer otel sakinlerine de “bakıyor” film; örnekse oyunculuğunu geliştirmek amacıyla radarlarını hep açık tutan Kaliforniyalı film aktörü Jimmy (Paul Dano); Fred’in Mick’in oğlu Julian’la evli olan, yıllardır hayatını müziğe adayıp ailesini ihmal etmiş, Maestro’nun mutsuz, güzel kızı Lena (Rachel Weisz); sonunda havada duracak olan, astral seyahatçi; birbirleriyle hiç konuşmayıp ormanda orgazm çığlıkları atarak sevişen çift; futbolu bırakınca bol kokainli, zevk-sefa yaşamına dalan Maradona ve yaşlı kahramanlarımıza çıplak, bir içim su bedeniyle iç geçirten kainat güzeli masajcı genç kız gibi...

Edebi tat

Rezil ve acıklı hayatlarımız boyunca, geçmiş, gelecek, sadakat, ihanet, yaşlanmak, emeklilik, gençlik vb. gibi kaçınılmaz duraklara uğraya uğraya, keyif ve hüzünle seyrettiğimiz, her karesi adeta bir tablo değeri ve özeni taşıyan filmde, yönetmenin verdiği görsel zevkin yanı sıra edebi bir tat da içeren, akıcı, alaycı ve duygusal üslubunun yanı sıra oyunculuk performansları da birinci sınıf.

Doktorunun sonunda “sapasağlamsın” dediği, hep anılarını yazması istenen Maestro rolündeki M. Caine’le gözde yıldızı Brenda’nın finalde hüsrana uğratmasıyla ansızın, Fred’in gözleri önünde intiharı yeğleyen Mick rolüne cuk oturmuş H. Keitel ikilisinin sürüklediği “Gençlik”, bundan sonra daha da iyi filmler çekeceğini umduğum yaratıcı yönetmen Sorrentino’nun şimdilik en başarılı eseri kanımca.

Fred’in yemyeşil İsviçre çayırlarında boyunlarındaki irili-ufaklı çanlarıyla otlanan sevimli inekleri bir orkestra gibi yönettiği Çan(lar) Dinletisi gibi hoş bölümler barındıran “Gençlik”, değil haftanın, bence ayın kaçırılmayacak filmi.

Kaynak: Cumhuriyet.com.tr
Son Güncelleme: 27.01.2016 05:40
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177