17 Mayıs 2016 Salı 13:20
Demirtaş: Şehirlerde savaş istemedik

 HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş partisinin grup toplantısında konuşuyor.

Demirtaş'ın konuşmasından satır başları:

"Bizim için bir halk otobüsüne binmek, sıradan bir faaliyet olmak ama bir engelli kardeşimiz için olağanüstü durumdur. Binemiyorlar. Yetenekleri var, çalışmak istiyorlar, dâhil olamıyorlar.

'Biz şehirlerimizde savaş istemedik...'

12 Mayıs gecesi Diyarbakır’da bir patlama yaşadı. Bugün DNA sonuçlarının açıklanmasıyla olay aşağı yukarı kesinlik kazandı. 15 yurttaşımızın hayatını kaybettiği anlaşılmış oldu. Bir kişi de DNA testi yapılmadığı için morgda bekliyor deniyor.

Bir aileden 10, bir aileden 5 kişi yaşamını yitirmiş. Her birine Allah’tan rahmet diliyoruz. Şu veya bu şekilde hiçbir makul gerekçesi olamaz. En net bir dille kınadığımızı ve kabul etmeyeceğimizi belirtmek istiyoruz. Sivil yurttaşlarımızın katledildiği hiçbir olaya HDP asla sessiz kalmadı, kalmayacak. Biz şehirlerimizde savaş istemedik. Her bir can bizim için kıymetlidir, kutsaldır. Yurttaşlarımızın acılarını paylaştığımızı ifade etmek istiyoruz.

‘Darbe sürecini durdurduğumuz için dokunulmazlıklarımız tartışılmaya başlandı’

Bizden biat beklediler. Buna ulaşamayacaklarını anladıkları anda masayı devirdiler. Hiç öyle siyasi analiz kasmaya gerek yok. Derin tahlillere, komplo teorilerine gerek yok.

Türkiye’de tek bir cesur gazeteci “Masayı neden devirdiniz?” diye sormayacak mı bu adama. Biz sorduk, darbeyi durdurmak için sorduk. Bugün dokunulmazlıkların tartışılmaya başlanmasının temel nedeni budur. Doğru soruyu cesurca sorduk. Darbe sürecini durduran yegane güç biz olduk. HDP oldu. 7 Haziran’da ve 1 Kasım’da ve sonrasında. Erdoğan’ın yıllardır hazırlığını yaptığı, Saray’ını bile inşa ederek yeni bir saltanat rejimine hazırlandığı sürece biz dik durduk.

Dokunulmazlık mevzusu HDP milletvekilleri olarak kişisel sorunumuz değil. Halka yapılan bir darbenin parçası olarak işletilmesi isteniyor. Seçim zaferinin, başarısının hemen ardından gerçekleşen saray darbesinin bir parçasıdır. Dolmabahçe mutabakatı, İmralı görüşmeleri. Çok tartışıldı, belki bütün yönleriyle tartışma şansımız olmadı. 7 Haziran sonrası tüm televizyon kanalları HDP’lilere kapatıldı. Tek kanallı bir ülke olduk. Saraydaki konuşuyor, herkes yayınlıyor.

Nasıl bir talep vardı da Erdoğan bunu karşılamadı, masa devrildi. Bunu ona sormaya gazeteci sormaya cesaret edebildi mi? Hangi gerekçeyle masayı devirdin. İmralı’da ya da Dolmabahçe mutabakatında kendisinden istenen ülkenin bölünmesi değildi.

Sivil, demokratik, özgürlükçü bir anayasa karşılığında PKK’nin nihai olarak silahları bırakmasıydı.

Gün gelecek, 'Erdoğan gelmiş geçmiş en despot liderdi' diyecekler

Bu zat bir entelektüel, bir düşünür değil. Olmayabilir fakat ideolojik olarak davası olan bir adam da değil. Devrimci değil, reform yapmaya çalışan bir öncü değil. Bunların hiçbiri yok. Uzmanlık alanı rant üretmek ve rant dağıtmak. Çevresinde bir yalaka tayfası oluşturmayı başarmış orta sınıf bir kasaba politikacısıdır. Kapasitesi bu kadardır. Hakaret etmek için söylemiyorum. Fakat acı olan tablo şudur. Bu adam Türkiye’nin gelecek 100 yılını belirlemeye çalışıyor.

Hukuk, bilime, insan haklarına, İslam’a, sanata dair tek bir kendisine ait fikir sürememiştir. 14 yıldır kendisine ait orijinal tek bir cümlesi yoktur. AKP ilk kurulduğunda ortak akıl vardı. Çevresindekileri dinliyordu. Toplumsal bir sistem inşa edebilecek kapasitesi yoktur. Erdoğan rejiminden söz etmek gereksiz bir korkudur. Bir rejim kurabilecek potansiyeli yoktur. Olsa olsa Erdoğan dönemi denebilir. Erdoğan’ın siyasi hayatı bittiği anda Erdoğan dönemi de bitecektir. Geride sadece açtığı yaralar, oluşturduğu hasarlar kalacaktır. Böyle bir zatın siyasi kariyerinin bittiğine dair en ufak bir işaret alsınlar, çevresindeki asalak böcekler öyle bir kaçışacak ki... Ayağı bir tökezlesin gemiyi en başta bunlar terk edecekler. Şu konuşmam tarihe not düşsün. Diyecekler ki, “Erdoğan gelmiş geçmiş en despot liderdi” diyecekler. Şu bol maaş alanlar var ya. Bu yalaka tayfasından daha fazla Erdoğan’a saldıran kimseyi bulamayacaksınız. Hepimizin önünde koşacaklar. Sizden ricam o gün geldiğinde, o alçakları asla affetmeyin.

Parlamentoda da dursak böyle dururuz, sokakta da böyle dururuz, zindanda da böyle dururuz. Duruşumuz değişmez.

‘Cübbesiz başbakan…’

İstiyor ki yanında ondan akıllı bir kişi bile olmasın. Tehdit olarak görüyor. Böyle giderse yalnız kalacak. Etrafında ondan akılsızı yok. Farkında değil. Devrik başbakan, cübbesiz Ahmet Hoca var ya. Ona bile tahammül edemedi. Neler yaptı yaranabilmek için... Oysa ne kadar sevinmişti. İlkokulda en son başbakan olmuştu. Ne bilsin ki o son başbakanlığı olacaktı. Orada daha hakiki bir başbakandı. Onu bile hain ilan ettiler. Böyle bir zihniyet ülkeyi birleştirebilir mi...

"

Kaynak: Cumhuriyet.com.tr
Son Güncelleme: 17.05.2016 13:20
Anahtar Kelimeler:
HaberHaberlerTürkiye
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177