13 Şubat 2017 Pazartesi 14:20
Cumhurbakanı Erdoğan, Esad ile görüşmesini anlattı: Siyasi ve diplomatik yol arıyoruz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şöyle:

Biz, kardeş kavgasını sonlandırmak, bu kanı, gözyaşını ve zulmü engellemek için ne yaptık? Maalesef bir çoğumuz bu soruya tatmin edici cevaplar veremiyoruz.

Bu coğrafyada kaderimiz de kederimiz de ortaktır. Bugün Suriye'nin başına gelenlerin yarın bizim başımıza gelmeyeceğinin garantisi yoktur.

Durum tespiti yapmadan vizyon geliştiremeyiz. Bu durum tespitine Suriye ile başlamak istiyorum. Suriye ile en uzun sınır bize ait. İlk tehdit bize. Bu tehditler nedeniyle adım atmak durumunda kaldık.

Suriye’deki krizi geniş bir bölgede güvenlik tehditlerine yol açıyor. Buna artık bir son verilmesi gerektiği ortadadır. Ateşkesin tahkim edilmesi, güçlendirilmesi gerekiyor. Suriye’nin toprak bütünlüğü korunarak meşruiyet zemini güçlü bir siyasi geçiş sürecinin hayata geçirilmesi şarttır.

HEDEF MÜMBİÇ VE RAKKA

Fırat Kalkanı operasyonu ile DEAŞ ve PYD’nin bir bölümünü sınırlarımızdan uzaklaştırdık. Şimdi El Bab’ı da DEAŞ’tan temizlemek suretiyle attığımız adım bir hedefe kilitlenmiştir. Sonrasında doğuya yönelerek Münbiç ve Rakka’da eğer koalisyon güçleriyle adımı atarsak terörden arındırılmış güvenli bölgeye ağırlıklı olarak Arap kardeşlerimiz ve Türkmenler yerleşme imkanı bulacaklardır. Şehitlerimiz var. Ama burada DEAŞ’tan 3 bini aşkın etkisiz hale getirilen kaybı var. DEAŞ’ın İslam’la uzaktan yakından alakası yoktur. DEAŞ bir terör örgütüdür. Bu insanlar hiçbir zaman Müslüman olamaz.

TERÖRLE İSLAM'I YAN YANA GETİRENLER VAR

DEAŞ Müslümanların yüz karasıdır tüm dünyada Müslümanlar bunlardan dolayı karalanmaktadır. Biz bunları hak etmedik. Bizler bu dinin mensupları olarak sevgili peygamberimizden bu yana biz hep güvenin temsilcisi olduk. Terörle İslam’ı yan yana getirenler var. İslam’la terörizmi kimse yan yana getirmesin. İslam’la radikalizmi de kimse yan yana getirmesin. İslam radikalliği kabul etmez. Aşırılıklardan kimseye fayda yoktur. Böyle yürürsek başarıya ulaşırız.

Terörden arındırılmış bir güvenli bölgeden bahsediyorum. Uçuşa yasak bir bölge olması lazım. Bu olmayınca oranın güvenli bölge olması mümkün değil.
Eğitilmiş donatılmış bir milli orduyu bu bölgede istihdam etmemiz lazım. Bu noktada Körfez'deki kardeşlerimden de diyorum ki elinizi taşın altına lütfen siz de koyun. Biz Aylan bebekleri, Ümran bebekleri batının dergilerinde görünce mi ah vah edeceğiz. Bunlar olmadan biz tedbirimizi almamız lazım.

MÜLTECİLER İÇİN 25 MİLYAR DOLAR HARCANDI

Suriye’de bugüne kadar, 600 bin diyorlar hayır, katil Esed 1 milyona yakın insanı öldürmüştür. Burada bir zulüm var biz bu zulmü sessiz kalamayız.
Ya buna elimizle ya dilimizle bu da yetmiyorsa kalbimizden buğz edeceğiz. Ama bakıyorum ki İslam dünyasında bu hassasiyet birçok yerde maalesef yok.
Şu anda 2 milyon 800 bin mülteci bizde. 300 bin de Iraklı mülteci Türkiye’de. Ve bizim şu ana kadar yaptığımız harcama STK’lar ile birlikte 25 milyar dolar.
AB’nin bize verdiği söz neydi? Temmuz başında bize 3 milyar Avro ödeyeceklerdi. Geldi mi gelmedi. Şu ana kadar 725 milyon dolar geldi.

Terörden arındırılmış bölge konusunu önce Sayın Obama’ya şimdi de sayın Trump’a ifade ettim. Dedim ki “Bu bölgede hemen konut inşasına başlayalım. Biz inşaat konusunda tecrübeli bir ülkeyiz. Biz bunları yaparız ama mali konuda siz de bize yardım edin” dedim. Hatta “Burada 500 metrekare bahçe içinde özgün mimari ile bu konutları yapalım. Mültecileri buralara yerleştirelim” dedim. Evi ve bahçesi olmak suretiyle orayı eksin biçsin.

Çok güzel dediler. Ama o günden bugüne 2 yıl geçti henüz bir adım yok. Şimdi körfeze de burada önemli bir görev düşüyor. Hep birlikte bu adımı atalım. Kardeşlerimizin mağduriyetini önleyelim. Böyle şehirler kurmak hem o kardeşlerimizin kendi topraklarından kopmasını önleyecektir. Hem de kendi topraklarından kopan kardeşlerimizin geri dönmesini sağlayacaktır.

15 Temmuz’da kanlı bir darbe girişiminde bulunan FETÖ yeni nesil bir terör örgütüdür. Bahreyn’in bu konuda gösterdiği hassasiyete teşekkür ederim.
İslam ile terörü ilişkili hale getiren tüm ifadeleri reddediyoruz. Bütün kesimlerin demokratik katılımın parçası olması sağlıklı toplumun ön şartıdır.
Bölge ülkeleri olarak ekonomik seferberlik ruhuyla hareket etmeliyiz. Coğrafyamız ortak kaderimizdir. Huzur ve refah dolu ortak bir geleceği gelin beraber kuralım.

Erdoğan, konuşkasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

"Terörle mücadelede askeri yöntem başarılı olmazsa hangi araçları kullanmamız gerekiyor?" sorusuna Erdoğan şu yanıtı verdi:

"Bu tür durumlarda askeri yöntemin başarılı olmaması halinde, hatta hatta askeri yöntemden önce siyasi yolla bu tür problemleri çözmek esastır. Esed ailece görüştüğüm bir kişiydi. Kendisiyle bütün bu gelişmeleri paylaştığımda kendisi önceleri farklı bir yaklaşım içindeydi. Ama maalesef daha sonra olaylar farklı gelişmeye başladı. O gücüne çok çok inanıyordu. Kendi ülkesinde bunların olmayacağını zannediyordu. Kendisiyle birkaç kez artık arkadaşlarımız, Dışişleri Bakanımı gönderdim. Saatlerce görüşme yaptılar. Bir Ramazan ayıydı, gece kendisini aradım dedim ki Beşar bu gidiş iyi değil. Kendi halkına bomba atıyorsun. Yarın Cuma yarın Cuma bu başlangıç olsun bu işi bitir. Arık vatandaşının üzerine tankla gitme. Huzurla Cuma namazı kılsınlar dedim.
Sağa vurdu sola vurdu 'benden gelmiyor bu, bunlar terörist' dedi. Ertesi gün 360 kişiyi öldürdüler. Bu acımasız gidiş Cuma namazında olan insanları bunlar şehit ettiler. Tabi ilişkilerimizi kestik. Şimdi arayışımız diploması. Siyasi arayış içindeyiz. Astana bunun önemli bir adımı oldu. Buradaki siyasi süreç inşallah buradaki ateşkesi sağlamlaştıracak bir süreç olur."

Kaynak: Cumhuriyet.com.tr
Son Güncelleme: 13.02.2017 14:20
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol