22 Eylül 2016 Perşembe 09:20
Çağlayan’da sıradan bir gün

Gazetemiz eski Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Ankara Temsilcimiz Erdem Gül’ün MİT TIR’ları haberleri nedeniyle “silahlı terör örgütüne, üye olmaksızın bilerek ve isteyerek yardım” iddiasıyla yargılandıkları dava, CHP Milletvekili Enis Berberoğlu hakkındaki dosya ile birleştirildi. Başlar başlamak gizlilik kararı verilen dava, 16 Kasım’a ertelendi. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dün görülen duruşmaya Erdem Gül katıldı.

Dündar ve Gül’e destek olmak için CHP’li milletvekilleri Utku Çakırözer, Enis Berberoğlu, Sezgin Tanrıkulu ve Barış Yarkadaş, DİSK Basın-İş Genel Başkanı Faruk Eren, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto, Türkiye Gazeteciler Sendikası İstanbul Şube Başkanı Gökhan Durmuş, Erdem Gül’ün eşi Aslı Gül, Can Dündar’ın eşi Dilek Dündar, Avrupa Gazeteciler Federasyonu Temsilcisi Mehmet Köksal, Uluslararası Gazeteciler Federasyonu adına Barry White adliyeye geldi. Mahkeme, davayı gizlilik kararıyla başlattı. Dündar ve Gül’ün avukatlarından Tora Pekin, dosyada yalnızca örgüt üyeliği suçlaması olduğuna dikkat çekerek, gizlilik kararını gerektirir bir durumun olmadığını söyledi.

Duruşma savcı Evliya Çalışkan, dosyanın, CHP Milletvekili Enis Berberoğlu’na mühimmat yüklü MİT TIR’ları görüntülerini Can Dündar’a verdiği iddiasıyla açılan dava ile birleştirilmesini talep etti. Mahkeme de Berberoğlu hakkında, ‘devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme’ ve ‘silahlı terör örgütüne üye olmaksızın bilerek ve isteyerek yardım etme’ suçundan açılan dosya ile davanın birleştirilmesine karar verdi. Dündar ve Gül’ün avukatlarının gizlilik kararının kaldırılması yönündeki talepleri reddederek, duruşmayı 16 Kasım’a erteledi.

Adana’da Ocak 2014’te durdurulan mühimmat yüklü MİT TIR’ları haberleri nedeniyle gazetemiz eski Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Ankara Temsilcimiz Erdem Gül 92 gün tutuklu kalmıştı. Mahkeme, 6 Mayıs’ta “devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgilerini açıklamak” suçundan Dündar’a 5 yıl 10 ay, Gül’e ise 5 yıl hapis cezası vermişti. Dündar ve Gül’e yöneltilen ‘darbeye teşebbüs’ suçundan beraate hükmederken, “silahlı terör örgütüne üye olmaksızın bilerek ve isteyerek yardım etme” iddiasına ilişkin ise dosyanın ayrılmasına karar vermişti.

Davada Erdoğan gerilimi

Gazeteciler Ahmet Şık, Nedim Şener ve Soner Yalçın’ın da aralarında bulunduğu 13 sanıklı Odatv davasının dünkü duruşmasında, Recep Tayyip Erdoğan tartışması yaşandı. Mahkeme Başkanı, Ahmet Şık’ın Erdoğan hakkındaki sözlerini tutanağa geçirmedi. Dosya, mütalaanın sunulması aşamasına gelmişti. Ancak savcı Kamil Ertuğrul, ‘ani ve arızi olarak duruşma savcısı olarak görevlendirildiğini’ söyleyerek, esas hakkındaki görüşünü hazırlamak üzere süre istedi. Mahkeme, savcının talebini kabul etti. Duruşma 24 Ekim’e ertelendi. İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dün görülen duruşmaya Yalçın Küçük, Muhammet Sait Çakır, Hanefi Avcı, Ahmet Şık, Barış Pehlivan, Barış Terkoğlu, Nedim Şener katıldı. Söz alan gazeteci Ahmet Şık, dava nedeniyle 13 ay hapis yattığını anımsatarak, dönemin Başbakanı Erdoğan’ın tutuklandıklarında ‘gazetecilikten değil darbecilikten yargılanıyorlar’ dediğine dikkat çekti.

Tutanak tartışması

Odatv davasına ilişkin soruşturma ve yargılama aşamasında görev yapan hakim, savcı ve emniyet mensuplarının FETÖ terör örgütü soruşturmasında tutuklandıklarını ya da firari olduklarını belirterek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da bu örgüte destek verdiğini ifade etti. Şık, Erdoğan’ın ‘ne istediler de vermedik’ sözlerini anımsatarak, “Türkiye bir hukuk devletiyse, yardım ve yataklık suçuna dair bu itirafa soruşturma açılması gerekiyor. Recep Tayyip Erdoğan Fethullah Gülen ile birlikte çete kurmak, yönetmek ve yardım etmekten dolayı yargılanması gereken bir sanık olmalı. Bu sözlerimin zapta geçirilmesini istiyorum” dedi. Şık’ın bu sözleri üzerine araya giren ve yeni atanan mahkeme başkanı İbrahim Lorasdağı ise Şık’ın isteğini reddetti. Şık’ın “Söylediklerimin zapta geçirilmesini istiyorum” sözleri üzerine mahkeme başkanı, “Her söylenileni zapta geçirmek zorunda değilim” diye yanıt verdi. Başkan Lorasdağı Şık’ın beyanlarını tutanağa, “Çete faaliyeti yürüten Gülen ekibinin tüm destekçilerinin cezalandırılmasını istiyoruz. Bizim yönümüzden de beraatimizi talep ediyoruz” diye geçirdi.

Yöneticiler eleştiriye tahammül edebilmeli

T24 yazarı ve P24 Bağımsız Gazetecilik Platformu Kurucu Başkanı gazeteci Hasan Cemal, 4 Ocak 2016’da yayınlanan “Her Allah’ın günü ‘Anayasa suçu’ işleyen bir Tayyip Erdoğan’la...” başlıklı yazısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret ettiği iddiasıyla İstanbul 25. Asliye Ceza Mahkemesi’nde talimatla ifade verdi. Hasan Cemal hakkında, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği’nin şikâyeti üzerine soruşturma başlatıldı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, Cemal’in 1 yıldan 4 yıl 8 aya kadar hapsi talep ediliyor. Çağlayan’daki adliyede ifade veren Hasan Cemal, yazısında bir hakaret ve iftira kastının olmadığını söyledi. Suçlamaları reddettiğini belirterek, “Daha önce karakolda verdiğim ifadeyi kabul ederim. Yazıda bir hakaret ve iftira kastı yoktur. Cumhurbaşkanı’na yönelik sert bir eleştiridir. İfade özgürlüğünün çerçevesine oturan bir eleştiridir. Türkiye’yi yönetenlerin eleştiriye tahammülleri olması gerekir. Çünkü demokrasinin özü budur. İfade özgürlüğü demokrasinin olmazsa olmaz koşuludur” dedi. Hasan Cemal’in ifadesi davaya bakan Ankara 33. Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderilecek.

Altan kardeşler 12 gün sonra adliyede

Taraf Gazetesi eski Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Altan ile kardeşi Prof. Dr. Mehmet Altan, 12 günlük gözaltının ardından dün akşam saatlerinde Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne sevk edildi. Altan kardeşler hakkındaki soruşturmada, FETÖ / PDY soruşturması kapsamında tutuklanan Balyoz davası savcısı Hüseyin Kaplan, ‘tanık’ olarak dinlendi. 10 Eylül’de gözaltına alınan Ahmet Altan ve Mehmet Altan’ın adliyeye sevk edileceği haberi üzerine, aileleri ve dostları da adliyede beklemeye başladı. Ahmet Altan’ın oğlu Kerem ve kızı Sanem Altan, gazeteci Yasemin Çongar da destek için adliyeye gelenler arasındaydı. Altan kardeşlerin, “Özgür Düşünce” isimli TV programındaki konuşmaları nedeniyle, ‘subliminal’ darbe mesajı verdikleri öne sürülüyor.

Polise ifade vermediler

Bağımsız gazetecilik platformu P24’ün aktardığı bilgilere göre, Altan kardeşler önceki gün geceki polis sorgularında susma haklarını kullandı. Savcılığın gözaltı kararında geçen, ‘subliminal darbe mesajı’ verip vermedikleri sorgulanmadı. Ahmet Altan, polis tarafından 2008’de Taraf gazetesinin ‘Paşasının Başbakanı’ manşetinden sorgulandı. Polis, ‘Bu manşeti niye attınız, talimat mı geldi?’ diye sorarken, Ahmet Altan susma hakkı kapsamında sorulara yanıt vermedi. Altan’a Taraf eski muhabiri Mehmet Baransu’yu ‘neden koruduğu’ da soruldu. Mehmet Altan ise yine Balyoz davasıyla ilgili bir yazısı nedeniyle sorguya çekildi.

Kaynak: Cumhuriyet.com.tr
Son Güncelleme: 22.09.2016 09:20
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177