24 Mart 2016 Perşembe 02:41
Bir Cumhuriyet Beyefendisinin ardından

Bir insan hayata bakış açısını, yaşam felsefesini, yüce gönüllülüğünü ve insancıllığını bundan daha duru bir dille ifade edebilir mi? “Herkesle yan yana gelmeye açığım, gelin birlikte çalalım. Tüm bildiklerimi öğreteyim; para falan da istemiyorum, bir güleryüz yeter!”

Yukarıdaki sözlerin sahibi, eski toprak caz müzisyeni, öğretmen ve kontrbasçı Selçuk Sun, 82 yaşında yaşama veda etti.

1949 yılında Ankara Devlet Konservatuvarı’nda öğrenci iken gizli gizli caz dinleyen ve çalan kuşaktan Sun. Bu yüzden “yeteneksiz” olduğu bahanesiyle sınıf arkadaşı Tuna Ötenel kovulmuş, ama kendisi kıl payı sıyırmıştı.

 

Yılgınlık günleri

Bir müzisyen olarak yılgınlık geçirdiği günlerde, takvimler 1960 yılını gösterirken İskandinavya’ya gitmiş. İyi ki de gitmiş, çünkü burada kendisine hem mesai arkadaşlığı ve dostluk yapan hem de okul gibi dersler veren fevkalade müzisyenlerle birlikte çalmış; en önemli hayat derslerini altı ay birlikte çaldığı Bud Powell’dan almış, ama daha sonra Dexter Gordon, Dave Brubeck, Eddie Gomez, Maffy Falay, Erol Pekcan ve İsmet Sıral ile çalarken de edindiği tecrübeyi (yanı sıra o güzel hatıraları) hiç unutamamıştı.

Aynı yıl Stockholm’da yapılan Avrupa Kontrbasçılar Yarışması’nda ikinci olmuştu.Bu ikinciliğe hiç üzülmemiş Sun, zira birinci olan kişi Niels- Henning Orsted Pedersen imiş. Yine de sevincini kursağında bırakan bir şey olmuş; dönemin hiçbir Türk gazetesi bunu tek satır bile olsa haber yapmaya layık görmemişti.

 

Yine gurbet

Memlekete dönüşünün ardından içinde yer aldığı Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestra’sından 1981 yılında emekli olduktan sonra, Attilâ İlhan’ın TRT’de yaptığı bir programın müziklerini düzenlemişti. Derken gençlik anıları depreşince, kalkmış yine gurbet ellere düşmüş, İskandinavya’da ikinci baharını yaşamıştı.

Nasıl ki, efendiliği, meşrebi ve yaşam tarzıyla tam bir Batılı gibi oturup kalktıysa, müzisyenliğinde de swing-armoniform üçlüsünden hiç kopmadan çalan, Batı müziği formlarına sadık bir kontrbasçıydı Sun. Hatta Erol Pekcan Orkestrası’nda çalarken, caz müziğinde yerli motifleri işleyen (“Allı Turnam”, “Evlerinin Önü Zeytin Ağacı” gibi parçaları yorumlayan) Erol Bey ile kısa bir süre araları açılmıştı, bu sebeple. Sun bu tip araştırmalar karşısında hayatı boyunca caz müziğinin evrensel kök değerlerini savunmuştu, hararetle.

Yaşayan en donanımlı caz müzisyenlerimizden biriydi Sun, özellikle caz standartları repertuvarı konusunda. Yakın arkadaşı Nezih Yeşilnil’in ifadesiyle, “Bu topraklarda kendinden sonraki kuşaklara cazı öğretebilecek, sevdirebilecek nadir adamlardan biri”ydi...

([email protected])

Kaynak: Cumhuriyet.com.tr
Son Güncelleme: 24.03.2016 02:41
Anahtar Kelimeler:
HaberHaberlerEğitim
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177