16 Eylül 2016 Cuma 06:41
Annem, babam ne zaman gelecek?

Türkiye’de en az 120 bin çocuğun cezaevindeki anne ya da babasına kavuşmayı beklediği tahmin ediliyor. Anne ya da babası cezaevinde olan çocuk sayısına ilişkin resmi bir istatistik olmadığı için sayılar öngörülerden oluşuyor. Avrupa ve Amerika’daki rakamlar ise çok daha sarsıcı. Avrupa Birliği ülkelerinde her yıl 800 bin çocuk anne ya da babasının hapsolmasına şahit oluyor. ABD’de ise 2.7 milyon anne ya da babası cezaevinde olan çocuk var.

Korku, utanç, dışlanma

 Anne ya da babası cezaevinde olan çocuklar korku, utanç, sosyal dışlanma ya da etiketlenme yaşayabiliyor. Bu çocuklar, diğer dezavantajlı yaşıtları gibi toplumsal yaşamda sosyal dışlanma ve yoksulluk riskiyle de karşı karşıya. Anne ya da babanın hapsolma süreciyle birlikte çocuklar da hapishane ve adalet sistemiyle tanışıyor, yaşadıkları belirsizlik nedeniyle ebeveyn bağlanmasından yoksun kalıyor, çoğu durumda anne-babalarının tutuklanma sürecine şahit oluyor ve yaşadıkları bu hassas durumdan ötürü okulda ve toplumda zorbalığa/dışlanmaya maruz kalabiliyor.

Uzman yardımı gerekiyor

Bu zorlu süreç çocukları duygusal olarak örselediği gibi, anne-babası cezaevinde olan çocuğa hizmet ve bakım sağlayan kişilerin de daha hassas olmasını gerektiriyor. Özellikle anne- babanın tutuklanma sürecinde kolluk kuvvetlerinin, okul çağındaki çocuklar için öğretmenlerin, çocuklarla çalışan psikologların ve cezaevlerindeki infaz koruma memurunun ve psiko-sosyal servis uzmanlarının konuyla ilgili bilgi ve donanım sahibi olması önemli. Bu nedenlerle Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı (TCYOV) yürütücülüğü, Children of Prisoners Europe (COPE) ile Türkiye Korunmaya Muhtaç Çocuklar Vakfı (KORUNCUK) ortaklığı, Öğretmen Akademisi Vakfı (ÖRAV) ile İstanbul Gelişim Üniversitesi Sağlık Bilimleri Yüksekokulu Sosyal Hizmet Bölümü iştiraki ve T.C. Adalet Bakanlığı onayı ile yürütülen proje ile, AB’deki çalışmalar inceleniyor, mahpus anne-babalar ve cezaevlerindeki personelle çalışmalar yürütülüyor, öğretmenlerin bilgi sahibi olması sağlanıyor.  

Hak kayıpları çok

Proje Koordinatörü Fulya Giray Sözen: TCYOV olarak her ne kadar suça sürüklenmiş çocuklarla ilgili çalışmalar yürütsek de, son altı yıldır kadın cezaevlerinde annesiyle birlikte kalan 0-6 yaş arası çocuklar dikkatimizi çekmeye başlamıştı ve bu grupla ilgili çalışmalarımızı artırdık.

Bu süreçte de fark ettik ki, en az içeride annesiyle birlikte kalan çocuklar kadar, mahpusların dışarıdaki çocukları da risk altında ve birçok hak kaybı yaşamakta. Daha çok anneanne, babaanne ya da teyze gibi birinci derece bir akraba yanında kalan bu çocukların resmi sayıları bilinmiyor, haklarında yapılmış bir araştırma ya da çıktıya ulaşmak çok güç ve bakım sağlayan kişiler de yaşadıkları sıkıntılarla ilgili bilgi ve destek almak konusunda oldukça çaresiz.

En önemlisi bu çocuklarla çalışan profesyoneller de (özellikle öğretmenler) en az bakım sağlayanlar kadar konu hakkında yeterli olamayabiliyor. Yürüttüğümüz çalışmalardaki bulgular, bu çocukların dışarıda sağlıksız koşullarda, her tür riske açık ve sürekli değişen koşullarda büyüdüğünü göstermekte. Öyle ki çocuklar sürekli aile değiştirmek zorunda kalıp, düzenli bir hayata geçemeyebiliyor ve haliyle okul yaşamları da bu düzensizlikten etkilenip sekteye uğrayabiliyor. Dolayısıyla bu projeyle amacımız, mahpusların çocuklarına ilişkin sorunların, önyargıların, ayrımcılığın ve riskli hallerin, devlet yetkilileri (ilgili bakanlıklar başta olmak üzere) tarafından görünür olmasını sağlamak ve bu çocuklarla temas halindeki yetişkinleri güçlendirmek. Bu çocukların anne-babalarının işlediği suçtan ötürü toplumda dışlanması, birçok haktan yoksun kalması, etiketlenmesi kabul edilemez. Tüm çabamız anne ya da babası ne suç işlemiş olursa olsun, mahpus çocukların bu durumdan en az hasarla çıkmasının sağlanması, devletin risk altındaki bu çocuklarla ilgili sorumluluk üstlenmesi.

 

Öğretmenler için hazırlanan broşürde şu öneriler yer alıyor:

-Ayrımcı dile dikkat! Ayrımcı ve etiketleyici tutumlar çocuğu okul yaşamından uzaklaştırıyor. Bu dilin yerleşmemesi için öğrenci ve velilerle düzenli çalışmalar yapabilirsiniz.

-Görüş günleri, telefonlaşma saatleri vb. için hoşgörü gösterebilirsiniz.

-Okula gelmeme, ders başarısında düşüş, içe kapanma gibi durumlara özel olarak eğilebilir, destek verebilirsiniz.

-Okula bağlılıklarını artırmak için okul içi sosyal etkinliklere katılımlarını teşvik edebilirsiniz.

Kaynak: Cumhuriyet.com.tr
Son Güncelleme: 16.09.2016 06:41
Anahtar Kelimeler:
HaberHaberlerEğitim
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177