15 Eylül 2016 Perşembe 05:41
'Acil servis'ler acilik oldu

Ülkemizde, acil servislere yılda 120 milyona yakın kişi başvuruyor. Bu sayı, nüfusumuzun bile üzerinde. Kamu hastanelerinin acil servislerine aşırı hasta yığılması, bu servislerin gereksiz kullanımı, hekim sayısındaki yetersizlik ve yardımcı sağlık personeli eksikliği gibi nedenler yüzünden buralardaki sorunlar da her geçen gün kabarıyor. Gündüz işten izin alamayanlar, poliklinik randevusu almakta zorluk çekenler, acil serviste işlemlerinin daha hızlı yapıldığını düşünenler, acillerde katkı-katılım payının alınmaması ya da yalnızca işe gitmek istemeyip bir rapor alabilme umuduyla acil servislere gidenler gibi nedenler yüzünden aciller oldukça yoğun. Bu durum gerçek acil hastalarının, acil servislerden yeteri kadar faydalanamamasına neden oluyor.

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi (CTF) Acil Tıp Anabilim Dalı Başkanı ve hastane Başhekimi Prof. Dr. İbrahim İkizceli, ülkemizde acil başvurularının çoğunun acil müdahale gerektirecek hastalardan oluşmadığını, bunun da gerçek hastaların mağdur ettiğini söyledi. İkizceli ile acil servislerde yaşanan sorunları konuştuk.

Güvenlik zafiyeti de sorun

- Ülkemizdeki acil servislerin başlıca sorunları nedir?

Acil serviste yaşanan temel sorunlar, aşırı hasta sayısı, acil servislerin gereksiz kullanımı, acillerde çalışan hekim sayısındaki yetersizlik ve yardımcı sağlık personeli eksikliği olarak ele alınabilir. Güvenlik zafiyeti de acil servislerin önde gelen sorunlarından bir tanesidir. Aşırı kalabalık olan acil servislerde hasta ve yakınlarının ilk olarak kendilerine ya da hastalarına bakılmasını istemeleri, zaten çoğunlukla gereksiz kullanılan acil servislerde bir kaos ortamı oluşturmaktadır. Ülkemizdeki acil tıp uzmanı sayısı yetersizliği, acil servislerin ülkenin birçok yerinde pratisyen hekimlerle hizmet vermek zorunda kalmaları bu kaos ortamını daha da dramatik bir hale sokmaktadır. Yardımcı sağlık personeli genelde göreve yeni başlayan hemşire ve sağlık memurlarından oluşmakta ve bu da acil işleyişini yavaşlatmaktadır.

İşten izin alamayanlar acilde

- Gerçek acil hastası kimdir?

Bunları kalp krizi, solunum yetmezliği, organ yetmezlikleri, yüksek enerjili travmalar, zehirlenmeler ve trafik kazaları olarak sınıflandırabiliriz. Ülkemizde acil başvurularının çoğu maalesef gerçek hasta, daha doğru tabirle acil müdahale gerektirecek hastalardan oluşmamaktadır. Bu durum gerçek hastalara müdahalelerde zaman kayıpları organ, uzuv kaybı ya da kişinin yaşamını yitirmesine neden olan sonuçlara neden olabilmektedir. Herkesin hastalığı kendine göre acil olduğu için hiçbir hastayı da ‘sizinki acil değil, polikliniğe gitmeniz gerekiyor’ şeklinde acilden taburcu etmek çoğu zaman mümkün olmamaktadır. Hastalar genellikle gündüz şartlarında işten izin alamadıkları, polikliniğe randevu almakta zorluk çektikleri, acil serviste işlemlerinin daha hızlı yapıldığını düşündükleri için ya da yalnızca işe gitmek istemeyip bir rapor alabilme umuduyla acil servislere akın etmektedirler. Türkiye’deki acil başvuru sayısı yıllık 120 milyon hasta seviyelerindedir. Dünyanın hiçbir ülkesinde böyle bir sayı söz konusu değildir.

Güneydoğu’da yüksekten düşmeler fazla

- Acile en çok hangi tür vakalar geliyor?

Acil servise gelen hastalar, bölgesel ve mevsimsel çeşitlilik göstermektedir. Kış aylarında solunum yolu rahatsızlıkları ön plandayken, yaz aylarında mide, bağırsak problemleri ve kalp hastalıkları ağırlık kazanmaktadır. Sanayi bölgelerinde iş kazaları ciddi bir çoğunluk oluşturmaktadır. Alkollü araç kullanımının önüne tam manasıyla geçilemediği için özellikle gece saatlerinde ölümlü trafik kazalarına sıklıkla rastlanmaktadır. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde yüksekten düşmeye bağlı travmalar acil servis başvurularının önemli bir kısmını oluşturmaktadır. 80’li yıllardan sonra ülkemizde artmakta olan kanser vakaları nedeniyle acil servislere başvuran onkolojik hasta sayısında da ciddi bir artış vardır.

‘Bilinçsiz müdahale yapılıyor’

- Trafik kazalarına bilinçli müdahale ediliyor mu?

Olay yerinde genellikle dikkatsiz ve sürü psikolojisi ile yaralının durumuna bakılmaksızın yapılmaktadır. Yaralılar el yordamıyla araçlardan çekilerek ya da sürüklenerek çıkartılmakta, boyun ve kafa gibi hayati bölgelerde oluşabilecek ikincil travmalar göz önünde bulundurulmamaktadır. Yaralı araçtan çıkarıldıktan sonra sabit bir şekilde uzandırılmalı, boyun ve bel bölgesi sabit tutulmalı, solunum yolu açıklığı kontrol edilmelidir. Ülkemizdeki ilk yardım bilgisi yetersizliği nedeniyle birçok kazazede kurtarılmaya çalışılırken daha ciddi yaralanmalara maruz kalmaktadırlar.

Kaynak: Cumhuriyet.com.tr
Son Güncelleme: 15.09.2016 05:41
Anahtar Kelimeler:
HaberHaberlerSağlık
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177