06 Ekim 2016 Perşembe 10:43
Yıkıcılığa karşı yaşamı etkin şekilde savunmak

KONUK YAZAR: BÜLENT KAÇAR - Avukat, Trakya Platformu Hukuk Kurulu Üyesi

Aşırı kirletilmiş, yok edilmiş, vahşice değişime uğratılmış gezegenimiz ve ülkemiz ölçeğinde hepimizin ezberlerini değiştirmesi, ön yargılarını, siyasal aidiyet ve maddi çıkarlarını geri plana atması gerekiyor. Çünkü Trakya'da yaşam döngüsü, sağlıklı ve dengeli bir durumdan çıkarılarak su, hava ve toprak varlıkları bizzat tehdit kaynağı haline getirilmiştir. Bilimin genel olarak insan faaliyeti olarak adlandırdığı genel olarak sermaye hareketlerinin yarattığı, sanayi, yatırım ve işletme faaliyetleri bu çarpıklığın ana kaynağıdır.

Prof. Dr. Fikret Başkaya hocanın belirttiği gibi kapitalizme başlarda “yaratıcı yıkıcılık” denilirken görülen o ki kapitalist sistem refah yerine sadece sorun yaratıyor, yaptığından daha çoğunu bozuyor, yıkıcılık yaratıcılığın önüne geçmiş durumda. Sistem bu dünyada ne varsa metalaştırıyor, özelleştiriyor, her şeyi kâr aracına dönüştürüyor. Müştereklerimizi yok ediyor, tabii bu arada insanı da insanlıktan çıkarıyor. İnsana ve doğaya zarar vermeden yol alamıyor. Bu yıkım, “büyüme”, “kalkınma” olarak sunuluyor ve insanlar bu büyük yalana inanıyor!

Ergene Havzası’nda 40 yıldır yaşadığımız bu yokedicilik ve sömürü metabolizması doğamızı ve sağlığımızı her an ve sürekli katlediyor. Anayasa’nın 56. Maddesi ve Çevre Kanunu’ndaki koruyucu / engelleyici etkin idari tedbirler yetkililerce uygulanmayarak halk sağlığı, tarım alanları, içme suları çok tehlikeli bir şekilde kirletiliyor.

Ana fonksiyonu tarımsal faaliyetler olan Trakya’mızı toptan yokoluşa götüren 40 yıllık Ergene Nehri kirliliğine ek olarak son 5 yılda ;

1- Meraların amaç dışı tahsisi ve kullanımı
2- Her ilçe ve beldede açılan Taşocakları, Mıcır Tesisleri, Kırklareli Koruköy’de açılmak istenen yıllık 400 bin ton kapasiteli Kalker Ocakları, Saray Safaalan’da halkın itirazlarına rağmen açılmak istenen Patlatmalı Granit Ocağı
3- Malkara, Şarköy, İğneada ve Marmaraereğlisi’ne kurulmak istenen Termik Santrallar
4- Lüleburgaz’ın iklimini +1,5 düzeyinde değiştiren özelleştirilmiş Hamitabat Doğal Gaz Santralının kapasite arttırımı ile fosil yakıt yakımının artışı
5- Akkuyu’da ve Sinop’ta olduğu gibi ülke bağımsızlığına ve enerji güvenliğine aykırı olarak çevresiyle birlikte çok özel bir değer olan İğneada’da kurulmak istenen Nükleer Güç Santralı
6- Trakya Platformunun etkili çalışmaları sonucu yürütmeyi durdurma kararları alınan Güney Trakya Termik Santral Projelerinin durdurulmasından sonra uygulamaya konulan Buhar Üretim Santralı oyunları
7- Ormanlarımızı, tarım alanlarını etkileyen, doğal hayatın dengesini değiştiren devasa Rüzgar Enerjisi Santrallerı
8- Ergene Havzası’nın en önemli su kaynağı olan Istranca Ormanları’nı ekolojik yıkıma uğratacak Dereköy Altın Madeni, Demirköy Bakır Madeni ve Saray Kuvarsit Madeni Projeleri
9- Ergene Havzası’nın Yeraltı Suyu Besleme Alanında yer alan 11 köyde 180 metre derinlikte toplam 295 adet Kömür Arama Sondajı
10- Doğanın bir parçası ve insanlığın mülkiyetinde olan içme sularımızın ön ödemeli kontörlü su sayacı ile özelleştirme uygulamalarının Trakya’nın birçok köy belde ilçe ve il merkezinde başlamış olması
11- Sanayinin kirliliğini ve evsel kentsel kirliliği kaynağında arıtmak ve doğamıza salınmasını her kirletici kaynakta etkin idari denetlemelerle engellemek yerine dahiyane (!) bir buluşla zaten kirli olan Marmara Denizi’ne atıkları gerçek ve ileri arıtma yöntemleri uygulamadan vermenin çok pahalı projesi : Ergene Derin Deniz Deşarjı Projesi
12- Trakya Platformu’nun açtığı davalar ve Danıştayın verdiği iptal kararlarıyla hukuksuzluğunun ve kamu yararına aykırılığının tescillendiği Bakanlık onaylı üst ölçekli bölge planları ve Trakya’ya hepten aykırı il çevre düzeni planlamaları
13- Orman, deniz ve tarım alanlarını ciddi tehdit altına sokan Saros taşocakları faaliyetleri
14- Trakya ekosistem bütünlüğünü doğal çevreyle birlikte yokedecek, kültürel olarak Trakya yerleşimleri birbirinden ve köklerinden koparacak olan Kuzey Marmara Otoyol Projeleri

Tüm bu ekolojik yıkımlar, kirletmeler, ranta dayalı talan bize kalkınma ve büyüme olarak sunuluyor. Gerçekten kalkınma denilen nedir? Sermayenin büyümesi neden kalkınma sayılsın? Birilerinin kâr etme kaygısı sizin refahınız ve doğanın korunması gereğiyle bağdaşır mı? Artık daha geç olmadan doğaya, Trakyamıza sahip çıkmaya başlamalı ve edilgenliğimize son vermeliyiz.

Çözüm; yokedici ve kirletici güçlerin istediği gibi düşünmeyi, davranmayı ve tüketmeyi bırakmakla başlıyor. İnsanı ve doğal dengeli bir yaşamı gözeten, sadece gereksinimleri karşılamaya ve insanlığın hep birlikte gelişmesini hedefleyen bir anlayışı topluma ve siyasete egemen kılmaktan geçiyor.

Bugün doğa ve yaşamı koruyan, kamu yararını gözeten yönetsel işlemler ve somut adımlar merkezi veya yerel yönetimlerce ortaya konmadan cumhuriyet ve demokrasi sözcüklerinin toplumumuzda hayata geçmesi mümkün değildir.

Kaynak: Birgun.net
Son Güncelleme: 06.10.2016 10:43
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177