01 Ağustos 2016 Pazartesi 10:03
'Türkiye’nin imajı sadece Batı’da değil Doğu’da da sarsıldı'

İBRAHİM VARLI / [email protected]
@ibrhmvarli

Birçok sorunun hâlâ yanıtsız kaldığı darbe girişiminin ardından hükümet yetkilileri kalkışmanın arkasında ABD’nin olduğu yönünde açıklamalar yaparken, iki ülke arasındaki kriz devam ediyor. ABD’nin Ortadoğu'daki operasyonlarını yöneten CENTCOM'un komutanı General Joseph Votel’in Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin geleceğinden 'endişeli' olduklarını belirterek, “ABD'nin Türk ordusundaki yakın müttefikleri tutuklandı" ifadelerini kullanması bu krizi daha da derinleştirdi. ABD’de yaşayan enerji politikaları uzmanı Yard. Doç Dr. Tuğçe Varol, darbenin Türkiye dış politikasına etkilerini, ABD-Türkiye ilişkilerini değerlendirdi.

»Darbe girişiminin Türkiye dış politikasına etkisi nasıl olur?
Darbe süreci Türk dış politikasının içinde bulunduğu izolasyon pozisyonundan Avrasya eksenine doğru kayacağını gösteriyor ancak Avrasya ekseninin en önemli aktörü olan Rusya’ya yaklaşmak bu kapının açılacağı anlamına gelmez. Türk dış politikasının esasında bir düşman belirlemeden pragmatik bir yönde ilerlemesi gerekir fakat dış politika da Türkiye’deki diğer konular gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kişisel çıkarları doğrultusunda ilerletilmeye çalışılıyor. Örneğin; rasyonel olarak Türk dış politikasının çoktan Suriye konusunda geri adım atması gerekirken, Erdoğan’ın siyasi kariyerini etkileyeceği için böyle bir adım atılmadı.

Darbe süreci Türk dış politikasının içinde bulunduğu izolasyondan Avrasya eksenine doğru kayacağını gösteriyor, ancak Avrasya ekseninin en önemli aktörü olan Rusya’ya yaklaşmak bu kapının açılacağı anlamına gelmez

» Rusya ile başlayan yumuşama süreci, Moskova’nın darbeyi ilk kınayan ülke olması hatta darbeyi Erdoğan'a haber verdiği iddialarıyla birlikte düşünüldüğünde ne tür bir seyir izleyecek?
Darbe sürecinin ilk kez Rusya tarafından bildirildiğine dair kesin bir kanıta rastlamadım. Böylesi karmaşık bir dönemde çok fazla dezenformasyon yapılabileceğini hatta istihbarat örgütlerinin yapmadıkları operasyonların kahramanlıklarını üstlenebileceğini düşünüyorum. Fakat bu durum Vladimir Putin’in Erdoğan’ı Rusya’da masanın karşısında görmek istemedikleri anlamına gelmiyor. Tam tersi, Rus uçağının düşürüldüğü tarihten itibaren Kremlin’in tek amacı, sıkışmış bir Türkiye’yi masaya getirmekti. Rus uçağının düşürülmesi ne kadar büyük bir hata ve ilişkilerin bozulması, hatta “gerekirse tezek yakarız” demek ne kadar büyük hata ise, Rusya’nın karşısına tekrar Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çıkması büyük bir hata olacaktır. Yalnızlaşmış ve sıkışmış bir Ankara delegasyonu, Rusya’ya tavizler vermek zorunda kalacaktır.

» AKP ‘darbenin arkasında ABD var’ diyor, ama öte yandan ülkede artan ABD karşıtlığından memnun olmadığını söylüyor. ABD Türkiye ilişkileri nasıl etkilenir?
Her şeyden önemlisi eğer AKP, “darbenin” arkasında ABD var diyorsa, konuyu özellikle sorgulama gereği duyarım. Çünkü 2002’den itibaren AKP dış ve güvenlik politikalarında çok fazla yalan ve şaşırtmaya şahit olduk. ABD’nin darbe girişiminin arkasında olmadığını düşünüyorum; çünkü “darbe” hareketinin beklenen sonuçlarına bakılacak olursa Türkiye’yi adeta bir iç savaş bekliyor olacaktı. Ne ABD’nin ne de Batı’da hiçbir ülkenin Türkiye’nin iç savaşa ve anti-demokratik bir ortama çekilmesini istediğini düşünmüyorum. ABD ve Avrupa’nın Erdoğan rejiminden rahatsız olduğu açık ancak bu durum “vahşi” bir darbe planlamasının arkasında olacakları anlamına gelmiyor. Kamuoyunda “ABD, Türkiye’nin büyümesini, Hazar kaynaklarını taşımasını istemiyor” argümanları dolaşıyor ki baştan sona yanlış bir argüman. Hem Türkiye’nin büyüdüğü, yükseldiği gibi bir durum yok hem de tam tersi ABD’nin en öncelikli projelerinden birisi Hazar kaynaklarının Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınması projesidir. Parçalanmış ve güvenlik sorunu yaşayan Türkiye’den kimse boru hattı geçirmek istemeyecektir. Kaldı ki Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar da ABD’li meslektaşını geçen hafta arayarak iki kez konuşmuş. Diğer yandan tamamen Avrasyacı olan Türkiye’nin Hazar kaynaklarını Avrupa’ya taşıyabileceğini zanneden varsa çok yanılıyor demektir. Türkiye sadece dengeli ve mesafeli bir dış politika ile Hazar ve İran kaynaklarını boru hatları ile taşıyabilir. Türkiye’nin ABD ile ilişkilerinin aslında Erdoğan’ın son Washington ziyaretinde dibe vurduğu çok açık bir şekilde görüldü. Bugün Türkiye’yi freni patlamış bir şekilde NATO’dan çıkmaya ve Avrasya kanadına koşmaya çağıranlar şunu bilmelidir ki halen Rusya’nın Ankara’ya ve Erdoğan’a karşı yaptığı suçlamalar ile ABD’ninkiler aşağı yukarı aynı. Bir başka deyişle ABD ve Rusya, Erdoğan rejimi konusunda aynı görüşteler. Ankara’nın “darbenin” şeytanı olarak ve NATO’dan çıkmaya bahane olarak ABD’yi göstermeye devam edeceğini ve ilişkileri giderek zorlayacağını düşünüyorum. Kolay bir dönem olmayacak.

Hiçbir Avrasya devleti ya da kuruluşu kollarını açmış Türkiye’yi beklemiyor. Türkiye’yi NATO’dan çıkmaya ve Avrasya kanadına koşmaya çağıranlar bilmeli ki; Rusya ile ABD’nin Ankara ve Erdoğan’a karşı yaptığı suçlamalar aşağı yukarı aynı

» ABD sürecin neresinde?
ABD’nin bu darbenin planlayıcı olmadığını ama Fethullah Gülen’in yıllardır ABD yaşaması nedeniyle sıkışmış durumda olduğunu düşünüyorum. ABD tartışmaları arasında Türkiye’de yaşanan darbe girişiminin ve sonucunun esas kazananı bence gözden kaçmaktadır. 15 Temmuz sonrası Türkiye’nin yeni rolünün kazananı İran devletidir. İran darbenin arkasında gibi bir şey söylemiyorum, kaldı ki uzmanlık alanım değil. Ancak jeopolitik olarak Türkiye siyaseti dibe vurmuş, Batı’dan uzaklaşmak zorunda kalmış ve hatta İslami bir rejime kayma ihtimali ortaya çıkmıştır. Bundan böyle bölgenin yükselen yıldızı İran olacaktır. Yalnızlaşan ve hatta NATO’dan çıkmış bir Türkiye, İran için çok önemlidir. Hatırlatmak gerekirse kısa süre önce Türkiye-İsrail anlaşması neticesinde Türkiye, İsrail’in NATO’da masada olması ve tatbikatlara katılması konusundaki vetosunu kaldırmıştır. Böylece İsrail, Türkiye sayesinde NATO karargâhına girmiştir. Yine İran açısından, Batı kanadından çıkmak zorunda kalan Türkiye, Rusya ve İran’ın Suriye politikalarına yaklaştırılabilir.

» Bu darbe girişimi neden yaşandı? Neden başarısız oldu?
Darbenin 1 numarasının kim olduğu henüz açıklanmadı. Ancak darbenin başarısız olmasının sebebinin Türk Silahlı Kuvvetleri’nin darbeye destek vermeyen ve darbeye karşı direnen kesimi sayesinde olduğunu düşünüyorum. Bana göre istenen miktarda insanlar sokağa dökülemedi ve o yüzden de insanları sokakta tutacak, ücretsiz toplu taşıma gibi uygulamalar yapmaya başladılar.

» Enerji denklemi ve jeopolitiği düşünüldüğünde darbeyi nasıl okumak gerek?
Dış politika, güvenlik politikaları dibe vurmuş, OHAL ile yönetilmeye başlanan bir ülkenin üzerinden yeni boru hatları projelerinin geliştirilmesi çok zor. Şu anda mevcut devam eden TANAP projesi bulunuyor. Türkiye, Rusya’dan Türk Akım’ı projesinin yeniden canlandırmasını istiyor fakat Rusya’nın Türk Akım’ını ertelemesinin ardından Kuzey Akım 2 projesine başladığı ayrıntısını kaçırıyor. Rusya’nın aynı anda hem Türk Akım’ı hem de Kuzey Akım 2 projesine gaz sağlayacak bir kaynağı yok, ayrıca ihtiyacı da yok. Türkiye’nin Rusya’ya ısrarları devam ederse, en fazla Rusya’nın Türkiye’ye satacağı gaz miktarını artıracak şekilde Türk Akım’ı revize edilebilir, bu durum da Türkiye’nin Rusya’ya olan bağımlılığının artması demektir. Bir başka deyişle, kontrolsüz ve planlama olmadan Rusya’nın karşısında oturulursa Türkiye, Rusya’nın yeni Ukraynası olacaktır.

» ‘Türkiye Avrasya-Şanghay hattına yönelsin’ söylemi yeniden tartışılmaya başlandı. Bir karşılığı var mı bunun?
Aslında AKP’nin iktidara geldiği günden itibaren Türk dış politikası tam olarak Avrasya’ya yönelmedi ya da Şangay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) üyesi olması söz konusu olmadı. Birinci olarak Türkiye’nin Rusya ile ilişkileri gelişti fakat Orta Asya devletleri ile ilişkiler çok da fazla geliştirilemedi. İkinci olarak ise NATO’dan çıkmadan Türkiye’nin ŞİÖ üyesi olamayacağı gibi, ŞİÖ’nün de Türkiye’yi üye olarak görmek istedikleri yok. Önümüzdeki dönemde İran, ŞİÖ üyesi olmaya çok yakın. Diğer yandan kısa bir süre önce Suriye, Mısır ve İsrail üyelik için resmen başvuruda bulundu. En basitinden NATO’dan çıkan bir Türkiye, tüm hava kuvvetleri teçhizatlarını değiştirmek ve en baştan başka bir kaynağa yatırım yapmak zorunda kalacaktır. Bu da tabii ki Rus uçakları ve teçhizatları olacaktır. Şunu da eklemek gerekir, Türkiye’nin imajı sadece Batı’da değil Doğu’da da sarsılmış durumda. Hiçbir Avrasya devleti ya da kuruluşu kollarını açmış Türkiye’yi beklemiyor. Türkiye’nin NATO’dan çıkması ya da atılması halinde ki anti-demokratik ortamın Türkiye’de sürmesi halinde üyeliği dondurulabilir ya da atılabilir, Türkiye tamamen yalnız kalacaktır çünkü Ankara’yı bekleyen bir örgüt yok.

» ABD'de darbe nasıl okunuyor?
ABD’ye gelişimden itibaren 1 yıl oldu ve geldiğimden beri Türkiye hakkındaki çıkan haberlerin giderek daha sertleştiğini ve olumsuzlaştığını çok rahat gözlemledim. Özelikle Erdoğan’ın Washington ziyareti ABD’li düşünce kuruluşlarının son derece olumsuz yorumlarına neden oldu. Rus uçağının düşürülmesi haberi ulaştıktan sonra ne NATO’dan ne de ABD’den Türkiye’ye doğru düzgün bir destek olmadı. Oysaki Türkiye, Rus uçağının düşürülmesinin ardından hemen NATO’yu aramıştı. Son gelinen noktada uçağı düşüren pilotların tutuklanması ve örgütten emir alıp uçağı düşürdüklerinin iddia edilmesi üzerine Türkiye tamamen ciddi görünümünü kaybetti. Madem o zaman Rus uçağı pilotların örgütten aldıkları emir üzerine düşürüldü, Türkiye neden apar topar NATO’ya başvurdu? Ya da neden sahamız yeniden ihlal edilirse yine vururuz açıklamaları yapıldı? Kısacası ABD artık müttefikine güvenmiyor. Yalnız eklemek gerek Rusya daha da fazla güvenmiyor.

Kaynak: Birgun.net
Son Güncelleme: 01.08.2016 10:03
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177