03 Şubat 2016 Çarşamba 09:43
Türkiye’de mizahçı olmak gerçekten zor ve sıkıntılı

BURAK ABATAY

Penguen çizerlerinden Erhan Tatlıdilli uzun bir süredir Penguen’de sürdürdüğü Eski Sevgili adlı öyküsünü kitaplaştırıyor. M.K. Perker’in çizdiği ve Erhan Tatlıdilli’nin yazdığı çizgi öykü yakın zamanda raflardaki yerini alacak. Biz de Erhan Tatlıdilli ile bir araya gelip Eski Sevgili’yi ve mizahı konuştuk.

Eski Sevgili öyküsünün kitaplaşması fikri nasıl gelişti?

Mizah dergilerindeki çizgi öyküler belli bir kitleye ulaşınca kitaplaştırılması da kaçınılmaz oluyor. Öncelikle okuyucu istiyor bunu. "Eski sevgili” altı aya yayılmış bir öyküydü. Kitaplaştırınca bu tarz uzun soluklu öyküleri tek seferde okuma imkanı vermiş oluyoruz. Henüz öyküyü yazmaya başlamadan önce bittiğinde kitaplaştırsak çok güzel olur diye düşünüyordum. Öykü bir ekip işiydi ben yazdım M.K. Perker çizdi. Bunu özellikle belirtmek istedim ki M.K. Perker gerçekten çok zeki biri ve çalışmaktan en çok keyif aldığım çizer. Öykünün bu seviyeye yükselmesinde tecrübesi, yeteneği ve zekasının çok büyük bir payı var.

Penguen dergisi genişleyen bir oluşum içinde “komik-büro” adı altında çizgi dışında yine mizah üzerinden farklı alanlarda işler yapan bir yer haline geldi, böyle olunca sorumluluklar arttı, kitaplaşma süreci biraz tahminimizden uzun sürüyor diyebilirim.

Öyküyle alakalı olarak, postmodern hayatların ilişkileri üzerine çok güzel ipuçları bulabiliyoruz. Basitliğimizden koptuğumuz bu postmodern hayatı nasıl değerlendiriyorsunuz?

İlişkilerin basitlikten kopma durumu zaman ve mekanla çok ilintili. Bilişimin ilerleyişiyle bile ilişki problemleri detay kazanabiliyor. Whatsap son görülme durumuna bakarak çıkan kavgalar var. “Eski sevgili” öykümüzde metropol yaşantısı süren biri üniversite çağında diğeri üniversiteyi yeni bitirmiş iki karakter olan Ekrem ve Sıla’ın sonlanmış ilişkisini anlatıyorum. Öyküyle ilgili en çok geri dönüşüm “evet aynısını ben de yaşadım” şeklinde oldu. İnsanların kendinden bir şeyler bulabilmesi günümüz ilişkilerinin birbirinden çok da farklı olmadığını gösteriyor. Zaten gelen mailleri bu öyküyü ben yazmadım siz yazdırdınız diye cevaplıyorum. Çünkü günümüz ilişki karmaşıklığından çok beslendim ve karmaşıklığı biraz da tiye alarak erkek gözüyle yazdığım bir öykü oldu.

Hikaye erkek ve kadınlar üzerine tespitlerle başlıyor. Kadının, erkeğe bile tahammül edebilecek birisi olarak gösteren bir tanım var. Bu duruma ne diyorsunuz?

Öykünün dilinden kaynaklanıyor. Tamamen ‘Ekrem’ karakterinin gözünden anlatıldı. Yani erkek bakış açısıyla. Ancak anlatılırken de Ekrem bir kadınla olan ilişkisini eş zamanlı olarak kağıda dökmesini değil, bunların hepsini yaşayıp, sonlanıp, nasıl sonlandığını, nasıl bir kadından darbe aldığını anlatıyor. Belli ölçüde yanlı bir anlatım söz konusu; ileriye yönelik Sıla’nın, kadın karakterin gözünden anlatan yine uzun soluklu bir projemiz var. O zaman yine yanlı bir anlatım söz konusu olacak, bu sefer kadın gözünden.

Mizah dergilerinden çizgi öykülerin kitaplaşmasına uzanan süreci nasıl yorumluyorsunuz?

Türkiye’de bu çok sık görülen bir durum değil. Basit tabirle öykünün tutmasın lazım, kesin bir okuyucu kitlesine ulaşması lazım. Aksi takdirde kitaplaşsa bile raflarda yer bulamaz. Yurtdışında özellikle Avrupa’da “devamı haftaya” şeklinde süre gelen çizgi öyküler zaten bitmiş bir kitap olarak başlanıyor mizah dergilerinde yayımlanmaya. Mesela bir yıl sürecek bir hikayeyi çoktan bitirmiş oluyorlar sonra o bitmiş hikâyeyi haftalara bölüp tek tek yayınlanıyor, birinci yılın sonunda final bölümü de yayınlandıktan hemen sonra zaten halihazırda kitap olarak tutulan hikaye piyasaya sürülüyor.

Türkiye’de bir mizahçı olmak nasıl?

Klişe bir cevapla Türkiye’de mizahçı olmak gerçekten zor ve sıkıntılı. Şahsıma açılan bir dava olmasa da, çevremde bunlara sıkça şahit oluyorum. Bu yıl içersinde bile iki çizerimize Penguen kapağı sebebiyle dava açıldı. Bu durumlar genelde mizahçıyı kamçılıyor, bu açılan ilk dava değil muhtemelen son da olmayacaktır. Ama Penguen ‘in kuruluşundan bu yana, ki on üç yıllık geniş bir zamanı kapsıyor, tüm kapaklarını yan yana koyarsanız her hangi bir yılma, korkma ya da vazgeçme olmadığını görürsünüz.

Kaynak: Birgun.net
Son Güncelleme: 03.02.2016 09:43
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol