27 Haziran 2016 Pazartesi 09:03
Türkiye neden AB’ye sırtını dönemez?

SEMİH GÜVEN semihguven@birgun.net @semihguvenn

İngiltere halkının yüzde 52’sinin Avrupa Birliği’nden ayrılma yönünde oy kullanması üzerine AKP sözcülerinden AB’ye karşı açıklamalar peş peşe gelmeye devam ediyor. Tayyip Erdoğan’ın referandumdan hemen önce yaptığı ‘Biz de Türkiye’nin AB üyelik sürecini referanduma götürüp durdurabiliriz” açıklaması üzerine AKP sözcüleri de aldıkları sözlü ‘talimat’ doğrultusunda söylemlerini sıklaştırdı. İlk olarak referandum sonucunun hemen ardından ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada “Pandora’nın Kutusu’nu açmak istemiyorlardı ama çoktan açıldı” diye yorumda bulundu. Ardından ise önceki gün açıklamada bulunan AKP milletvekili Mehmet Ali Şahin, “Bir gün gelecek, AB vatandaşları Türkiye’ye muhtaç olacak” dedi. En sert açıklama ise Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'den geldi. Katıldığı bir iftarda konuşan Zeybekci, amaçlarının dünyanın en müreffeh ülkelerinden biri haline gelmek olduğunu söyleyerek, "Biz Avrupa Birliği'ne tam üye olmanın hastası değiliz" diye konuştu. Hedeflerinin büyüme seferberliğini başlatmak olduğunu belirten Zeybekci, "Bu ezanlar susmayacak" demeyi de ihmal etmedi.

Bu arada hükümete yakın çevreler de kamuoyu araştırmalarını hızlandırdı. Dün hükümet yanlısı medyaya servis edilen bir ‘araştırmaya’ göre Türkiye halkının yüzde 68’inin AB’ye girmek istemediği bildirildi.
AB’nin emek düşmanı-sermaye yanlısı bir birlik olduğu gerçeğini bir yana bırakacak olursak, Türkiye’nin küresel sermayenin ihtiyaçlarına dönük oluşturduğu ekonomik model, AB'ye büyük ölçüde bağımlı durumda.

Dış ticarette büyük risk
Türkiye’nin dış ticaretinin önemli bir kısmı AB ile yapılan ticarete dayanıyor. Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan Mart 2016 dönemi dış ticaret verilerine göre Türkiye’nin mart ayındaki ihracatı yüzde 2,3 artarak 12 milyar 811 milyon dolar olurken, AB’ye yapılan ihracat ise yüzde 18,1 artarak 6 milyar 295 milyon dolara yükseldi. Böylece AB’nin (AB-28) ihracattaki payı 2015 Mart ayında yüzde 42,6 iken, 2016 Mart ayında yüzde 49,1 oldu. AB içinde en büyük ihracat ise 1 milyar 386 milyon dolarla İngiltere’ye yapıldı. İngiltere’yi ise bir diğer AB ülkesi olan Almanya 1 milyar 386 milyon dolarla takip etti.

Turizmde AB olmasa…
Türkiye’nin AB’ye ‘muhtaç’ olduğu bir diğer sektör ise turizm. Türkiye turizmi son yılların en büyük krizini yaşasa da Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından açıklanan 'Nisan 2016 Türkiye’ye giriş çıkış yapan yabancı ziyaretçiler’ istatistiklerine göre nisan ayında Türkiye’yi ziyaret eden yabancı turistlerin yüzde 55,2’si Avrupa’dan geldi. Avrupa’dan gelen turistler arasında ilk sırayı Türkiye’ye gelen toplam turist sayısının yüzde 14’ünü karşılayan Almanya aldı. İngiltere ise toplam turist sayısının yüzde 5,89’unu karşılayarak Avrupa ülkeleri içinde dördüncü sırayı aldı.

Başka bir yol yok mu?
Türkiye’nin ihracatta ve turizmde AB ile olan ilişkilerini doğuya kaydırma şansı ise pek muhtemel bir seçenek olarak karşımıza çıkmıyor. Türkiye’nin 24 Kasım 2015’te hava sahasını ihlal ettiği gerekçesiyle Rus savaş uçağını düşürmesi üzerine dış ticaret ve turizmde en büyük partnerini kaybetmiş durumda. Son açıklanan dış ticaret istatistiklerine göre, kriz öncesi ihracatta ilk 10 içine giren Rusya’ya krizin ardından yapılan ihracat durma noktasına geldi. Rusya’ya yapılan ihracat ilk 20 ülke arasına bile giremedi. Turizmde de Rusya’nın Türkiye’ye darbesi sert oldu. Nisan 2016 verilerine göre Rusya’dan Türkiye’ye gelen turist sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 80 ozanında azaldı. Türkiye’nin en önemli turizm kentlerinden olan Antalya’ya gelen Rus turist sayısı ise mayıs ayında yüzde 90’ın üzerinde azalış gösterdi.



Ortadoğu’dan da ‘hayır yok’
Ortadoğu ülkelerinin de gelirleri, petrol fiyatlarının Ocak 2016’da 110 dolardan 28 dolara kadar inmesinin ardından dibe vurmuş durumda. Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Christine Lagarde’ın 2016’nın şubat ayında yaptığı açıklamaya göre düşen petrol fiyatları üzerine Körfez ülkeleri son 1 yılda 275 milyar dolarlık gelir kaybına uğradı. 2015’te Körfez ülkelerinin bütçeleri 160 milyar dolar açık verdi. Bu açığın 98 milyar doları, dünyanın en büyük petrol ihracatçısı olan Suudi Arabistan’dan geldi. (IMF’ten yapılan açıklamada Suudi Arabistan’ın harcamalarını kısmaması halinde ekonomisinin 5 yıla kadar iflas edeceği açıklandı) Türkiye’nin komşusu Irak’ta da düşen petrol gelirleri üzerine merkezi hükümetin memurlarının maaşlarını ödemekte zorluk çektiği bildirildi.

Körfez ülkelerinin yaşadığı kriz Türkiye’nin bölge ülkelerine yaptığı dış ticarete de yansıdı. Mart 2016 verilerine göre Türkiye’nin en çok ihracat yaptığı üçüncü ülke olan Irak’a yapılan ihracat geçen yılın aynı ayına göre yüzde 12,3 azaldı. Türkiye’nin toplam ihracatında Irak’ın payı yüzde 5,9’dan yüzde 5,1’e indi. En dikkat çekici düşüşlerden biri de Birleşik Arap Emilikleri’ne (BAE) yapılan ihracatta yaşandı. Ülkeye yapılan ihracat Mart 2016 döneminde yüzde 46,3 oranında azaldı. Türkiye’nin toplam ihracatında BAE’nin payı yüzde 4,7’den dramatik bir biçimde yüzde 2,5’e indi.

Sonuç: AKP ne istiyor?
Tüm dünya merkez bankaları İngiltere’nin Brexit kararının ardından finans piyasalarının ve dünya ekonomik büyümesinin ciddi yara alacağı konusunda birleşiyor. Saray ve AKP hükümetinin ise dünyada mevcut koşullar altında daha da güçlenmesi muhtemel olan milliyetçi-popülist havayı Türkiye’deki milliyetçi-gerici cepheyi daha da güçlendirmek için kullanıp önümüzdeki dönem yapılması muhtemel Başkanlık referandumu için kullanma isteğinde olduğu görülüyor. Seçim arifesindeki ABD, politik kriz içindeki AB ülkeleri ve İngiliz hükümetinin halkın Brexit kararının ardından nasıl bir politik yol izleyeceği önümüzdeki günlerde netlik kazanacak olsa da dünya ekonomisindeki bozulma Türkiye’nin özellikle AB’ye bağımlı kırılgan ekonomisinde -kehanete yer bırakmayacak şekilde- ciddi problemlere yol açması sürpriz olmayacak.


***

PİYASALAR HÜKÜMET KADAR HEVESLİ DEĞİL

İngiltere’nin Brexit kararı alması üzerine AKP sözcülerinin kibirli bir tavırla neredeyse zafer kazanmış bir tutuma bürünmelerine rağmen Türkiye finans piyasalarının karara ilk tepkisi çok sert oldu. Brexit’in ardından Borsa İstanbul’da değer kaybı yüzde 5’lere ulaştı. Özellikle İngiltere’ye otomotiv, elektronik ve beyaz eşya ihracatı yapan şirketlerin hisse değerleri yüzde 7,6’ya varan oranda eridi. Şirketlerin toplam değerleri bir günde 8,5 milyar dolar azaldı.

Kararın ardından liranın değeri de hızla eridi. Brexit öncesinde 2,85 liraya kadar düşen dolar hızla 3 liraya doğru tırmandı. Panik dalgasıyla birlikte ‘güvenli liman’ olarak görülen gram altında fiyat 130 liraya kadar yükseldi.

Kaynak: Birgun.net
Son Güncelleme: 27.06.2016 09:03
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol