09 Mart 2016 Çarşamba 17:23
TGS: Kadın gazeteciler bölgede ölümle burun buruna

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Kadın ve LGBTİ Komisyonu, çatışmaların ve sokağa çıkma yasaklarının sürdüğü bölgelerde gazetecilik yapan kadınların yaşadıklarını raporlaştırdı. Rapor, Şırnak’ın Cizre, Silopi, Beytüşşebap; Mardin’in Nusaybin, Derik, Dargeçit; Muş’un Varto; Diyarbakır’ın Sur ve Bismil, Hakkari’nin Yüksekova ilçeleri ve Van’da yaşanan çatışmaları, abluka ve sokağa çıkma yasaklarını başından bu yana takip eden 10 kadın gazeteci ile ocak ayında telefonla veya yazılı olarak bire bir yapılan görüşmeler sonucunda hazırlandı.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nde düzenlenen basın toplantısına, komisyondan Şafak Timur, TGS Örgütlenme Sekreteri Arzu Demir, TGS İstanbul Şube Sekreteri Sevgim Denizaltı, Haber Nöbeti’nden Tuba Tekerek ile TGS İstanbul Şube Başkanı Gökhan Durmuş, Sendikal Güç Birliği Kadın Koordinasyonu, TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş katıldı. Toplantının yapıldığı salona, “Namlunun ucundaki gazeteciler. Savaş bölgelerinde görev yapan kadın gazeteciler anlatıyor” yazılı afiş asıldı. Raporda, kadın gazetecilerin ölümle burun buruna çalıştığına ve devlet güçlerinin doğal hedefi haline geldiğine dikkat çekildi.

"Ana akımın dışındaysan tehditsin"
Raporda bölgedeki kadın gazetecilerin anlattıklarına dikkat çekilirken toplantıda bu örneklerden birkaç
na yer verildi.

2 yıldır gazeteci olarak çalışan bir kadın gazeteci yaşadıklarını öyle anlatıyor, "“...En basitinden bir caddede elinizde fotoğraf makinesi veya kamera yürürken, zırhlı bir araç görürseniz, endişe topuna kapılıyorsunuz. Her an alınıp götürülme ‘korkusuyla’ yaşamak durumunda kalıyorsunuz.”

Gazetecilerin yaşadıkları en büyük sıkıntılardan birinin bilgi kirliliği olduğu aktarılan raporda bir gazeteci durumu “Gerçeği yansıtmaya çalışıyorsun bir yandan ama polis senin sivillerden aldığın bilgiyi falan onun tarafından değilse... Sen onun için bir tehditsin. Bu bölgede genel olarak böyle. Ana akım, , dışındakilerin hepsi onlar için tehdit ve hepsi hedef” sözleriyle anlatıyor.

Bölgede canları pahasına haber yapan gazetecilerin yalnızlık duygusuyla yoğun bir şekilde baş başa kaldığının anlatıldığı raporda, 4 yıldır gazeteci olarak çalışan kadınlardan biri “Batıda çok az kısım öğrenmek istiyor, gelenler çok az, batıdan ses yok. Bu dehşet verici bir şey. Yalnız olduğunu da hissediyorsun, ümitsizliğe de kapılıyorsun, yaptığın haber yerine ulaşıyor mu, ses getiriyor mu... Yapamıyor muyum, yansıtamıyor muyum diye çelişkiye düşüyorsun. Burada canını ortaya koyuyorsun ve işini yapmaya çalışıyorsun” diyerek anlatıyor duygularını.

Sürekli eğilerek yürümek , duvarları delerek oluşturulan yaşam koridorlarını kullanmak, bir sokaktan öteki sokağa geçmek için kanalizasyon hattını kullandıklarını söyleyen kadın gazeteciler, "Yaralıları ve ölüleri çekmek zorunda olduğumuz için en sıcak noktalarda durmak zorundayız bu nedenle bombardımanın ortasındayız" diyor

Uzaktan kamerasının ve mikrofunun gözüktüğünü halde ayağının dibine kurşun geldiğini aktaran gazeteci şunları söylüyor "Sen gazetecisin ya da şusun busun diye kimse gözetmiyor. Ayağımın dibine denk geldi kurşun. Kameraman bana dur demeseydi ben koşuyor olacaktım ve vurulacaktım, ayağımın dibine geldi."

Namlunun ucunda baro başkanları, doktorlar, öğretmenlerin ve kendilerinin de olduğunu söyleyen kadın gazeteciler ellerinde fotoğraf makineleri veya kameralarla yürürken zırhlı bir araç gördüklerinde endişeye kapıldıklarını belirtiyor. Abluka alanlarını takip ederken darp edilen, çatışmanın yoğun olduğu mahallelerde defalarca tarandıklarını söyleyen gazeteciler, "Sokağa çıkma yasaklarının yaşandığı bölgelerden haber vermeye çalışan gazetecilerin bir kısmı, hendeklerin arkasında, ablukaların sürdüğü mahallelerde halkla beraber kalıyor. Bu meslektaşlar, oradan haber verebilmenin tek koşulunun bu olduğunu ifade ediyor. Bu bölgelerde görev yapan gazeteciler, halkın yaşadığı tüm sorunları yaşıyor, elektrik, su bulamıyor, sağlıklı beslenemiyor." diyor.

BERİTAN CANÖZER’E ÖZGÜRLÜK
Timur’un ardından söz alan gazeteci Tuğba Tekerek Haber Nöbeti’ne dair bilgileri paylaştı. Şu ana kadar 6 ekibin bölgeye gittiğini 40’a yakın gazetecinin dayanışma gösterdiğini ve 150’ye yakın haber yapıldığını söyleyen Tekerek, bu dayanışmanın büyütülmesi gerektiğini ifade etti. Tekerek son olarak, bölgede çatışmaların yaşandığı yerlerde gazetecilik yapan meslektaşların yanında kendi yaptıklarının küçük bir önemde olduğunu belirtti.

TGS Örgütlenme Sekreteri Arzu Demir ise ‘heyecanlı’ olduğu gerekçesiyle tutuklanan ve halen cezaevinde bulunan Beritan Canözre’in 29 Mart’ta Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ilk kez hakim karşısına çıkacağına da dikkat çekerek, Canözer’in şahsında hapisteki tüm gazetecilerin serbest bırakılmasını ve 29 Mart’ta gerçekleşecek davaya katılım çağrısında bulundu.

CAN GÜVENLİĞİ TEHLİKEDE
Rapor kapsamında görüşülen kadın gazetecilerin hepsinin ifade ettiği ilk ve en kritik durum, can güvenliği... Gazeteciler, canlarını tehlikeye atan durumlarla farklı düzeylerle de olsa karşılaşıyor ve bir çoğu için, ölümle burun buruna çalışıyor olmak, günlük rutinlerinin bir parçası halinde... Haberi verebilmek için olayın olduğu yere gitmek, televizyon için çalışıyorsa anons çekmeye çalışmak ya da yayına bağlanmak; kör bir kurşuna hedef olmak ya da kasti olarak vurulmak için yeterli bir sebep.
Komisyonun görüştüğü gazeteciler işlerini yaparken tehditlere maruz kaldıklarını aktarıyor. Bu tehditlerin büyük kısmı güvenlik güçleri tarafından gelirken, bir kısmı da çatışmanın diğer tarafındaki silahlı güçlerden gelebiliyor. Meslektaşların, haber yapmanın dışında kendilerini bir anda yaralanan kişilere yardım ederken bulmaları da ifade edilen durumlar arasında.
Gazetecilerin yaşadıkları sıkıntıların en önemlilerinden biri de bilgi kirliliği... Gazeteciler bunun kasti olarak yaratıldığını belirtiyor. Resmi kurumların gazetecilere bilgi vermekten kaçınması, internet bağlantısı ve elektrik hatlarının kesik olması ve bu durumun insanların bir kaynak olarak gazetecilere bilgi aktarması önünde de engel oluşturuyor.

KADIN GAZETECİLERİN TALEPLERİ
Raporun sonunda, komisyonun önerileri de yer aldı. TGS Kadın ve LGBTİ Komisyonu önerilerini şöyle sıraladı:
“1 - Çatışma bölgesinde görev yapan meslektaşlarımızın can güvenliğini tehdit eden, devlet görevlilerinden kaynaklanan her tür davranış ve eylemin son bulması,
2 - Bugüne kadar meslektaşlarımıza yönelik gerçekleştirilen tüm şiddet olaylarının faillerinin bulunması ve yargılanması,
3 - Ve hapiste tutulan tüm tutuklu gazetecilerin hemen salıverilmesi gerektiğinin altını çiziyoruz.”
TGS Kadın ve LGBTİ Komisyonu ayrıca, gazetecilerin yaşadığı yalnızlık duygusunun son bulması ve gazetecilik mesleğinin temel gereği olarak çatışma bölgelerinde yaşananların tarihe not düşülmesi için, tüm gazetecileri, mesleklerinin ve gerçeğin peşine düşmeye ve çatışma bölgelerindeki meslektaşlarıyla dayanışma içinde olmaya çağırdı.

Kaynak: Birgun.net
Son Güncelleme: 09.03.2016 17:23
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol