14 Mayıs 2016 Cumartesi 09:24
Teknoloji ve rekabetin yönü

ERSOY YAŞAR / ersoy@otosafari.com
@ersysr

Otomotiv özelinde yazmak, pazarı, yeni modelleri ve gelişen teknolojiyi izlemek oldukça konforlu bir hâl aldı. Yakın geçmişte, gündemi periyodik yayınlarla ve fuarlarla anlamaya çalışırken bugün ‘online’ olarak uluslararası etkinlikleri izleyip, güncel gelişmelere, markaların detaylı raporlarına eşzamanlı olarak ulaşabiliyoruz. Bu konfor, bilgisayarın başında zaman harcamayı gerektirse de, teknolojiyi merkeze almış bir endüstriyi anlayabilmek adına avantajlar sağlıyor.

Otomotiv endüstrisi büyük bir değişimin içerisinde. Geçmişte, üreticilerin itibarını yükselten ve rekabet gücü yaratan büyük motor hacmi, yüksek beygir gücü, güçlü donanım özellikleri ve konfor kavramları; sürdürülebilirlik, inovasyon, etik ve itibar kavramları ile yer değiştirmeye başladı. Geçen yıl Volkswagen’in, geçen ay ise Mitsubishi’nin ‘hile’ yaptığının ortaya çıkması dev markaların pazar paylarının düşmesi ve hisse değerlerinin azalması ile karşılık buldu. Tüketici gözünde yitirilen itibarın satış rakamlarına etkisi kesin rakamlarla ölçülemese de yeni nesil tüketicilerin bu markalara bakış açısının değiştiği gerçeği kaçınılmaz.

‘Eski yeni’

Anneannem Eski Yeni Sokağı’nda yaşardı. Çocukluğumun geçtiği iki katlı, küçük bahçeli evin duvarında gördüğüm sokak adının gün gelip de fikir hayatına etki edecek bir anlayışın sembolü olacağını elbette bilemezdim. Ancak bir kez daha anlıyorum ki, bir nesneyi, bir anlayışı ‘yeni’ olarak adlandırabilmek bu çağda ‘yeni’ bir söz söylenmesi ve uygulanması ile mümkün olabiliyor.

Tam da bu aşamada, otomobil ve teknoloji üreticilerinin ‘yeni’ nesil ürün ve hizmetleri içinde yer aldığımız kuşağın duyarlık ve gereksinimlerini dikkate alarak tasarlamaya başladıklarını söylemek gerekiyor. Elektrikli otomobil üreticisi Tesla’nın başkanı Elon Musk’ın diğer modellere kıyasla daha uygun fiyatla pazara süreceklerini duyurduğu Model S, üç hafta içerisinde 400 bin adet ön sipariş aldı. Elektrikli otomobil üreticisi Faraday Future, Nevada’da bulunan sürdürülebilir üretim tesisi için 1 milyar dolar büyüklüğünde yatırım yaptı. Teknoloji devi Google’ın sürücüsüz otomobil için yaptığı yatırımlar Fiat ile imzaladığı işbirliği ile belirginleşti. Apple’ın kapalı kapılar ardında yürüttüğü otomobil projesi ‘Project Titan’ henüz gün ışığına çıkmasa da endüstrinin örneklemini değiştireceği konuşuluyor. Unutmadan, Elon Musk, SpaceX adında bir uzay taşımacılığı programı da yürütüyor ve teknoloji geliştiriyor.

Çin pazarında da farklı ölçeklerde elektrikli araç üreticileri bulunuyor ve uluslararası birçok işbirliğine imza atıyorlar. Örneğin Fransız PSA Grubu ve Çinli Dongfeng Motors ortaklıklarını güçlendirmek için iki yeni anlaşma daha imzaladı.

‘Yerli otomobil için babayiğit aranıyor’

Geçen hafta Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, merakla beklenen yerli otomobil üzerine açıklamalarda bulundu. Hürriyet’ten Emre Özpeynirci’nin haberine göre Işık, dünya devi otomotiv firmalarının, büyük fabrika yatırımları ve uzun dönemli üretim planları nedeniyle kolay manevra yapamadığını söyleyerek, “300 kiloluk bir adamla 60 kiloluk bir adam aynı çevikliğe sahip değil. Otomotiv şirketleri 300 kiloluk adamlar gibi. Yeni teknolojilere hızlı geçme şansları yok” dedi. Yerli otomobildeki pek çok özelliğin Tesla'da bulunmadığını ifade eden Işık, "Tesla şarj istasyonları kurarken, biz menzil uzatıcı motor sayesinde şarj istasyonunu içine koyuyoruz. Onların yolda tehlikesi var bizim yok." açıklamasını yaptı.

Otomotiv sektörüne dair değerlendirmelerde de bulunan Işık; “Google bugün otomotiv teknolojisi konusunda önemli atılım yaptı. Ancak elinde otomotiv üretim tesisi yok. Tüm otomotiv devleri, işbirliği için sırada bekliyor. Sonuçta bizim de elimizde önemli teknolojiler var. Sadece teknolojiyi geliştirip aracı oluşturacağız. Aracın üretimi için babayiğit gerekiyor. Bu konuda son iki aydır oldukça yoğun talep var" açıklamalarında da bulundu.

Yerli otomobilin rekabetin sürekli arttığı küresel pazarda nasıl konumlanacağı, ulusal ölçekte üretim ve satış sonrası stratejilerinin nasıl belirleneceğini büyük bir ilgiyle takip edeceğim.

***

‘Sürücüsüz araçlar riskin doğasını değiştirebilir’

Etkinliğin ‘Taşıt Sigortalarının Geleceği’ başlıklı oturumunda konuşan Duncan Anderson, sürücüsüz araçlar ve telematik sistemlerin sigorta sektöründe önemli değişiklikleri beraberinde getirdiğini söyledi. Oturumdan öne çıkan satırbaşları şöyle:

Paydaşlar riski paylaşacak

Üç önemli teknolojik eğilimin devrim niteliğinde yenilikleri beraberinde getireceğini ifade eden Anderson, “Bu trendlerden biri olan sürücüsüz araç teknolojisinin, sigortanın ana konusu olan riskin doğasını değiştireceği öngörülüyor. Daha önce sadece sigortalının ve üçüncü tarafların söz konusu olduğu riskin içine artık birçok farklı taraf dahil oluyor. Orijinal ürün üreticileri, geleneksel tedarikçiler, yazılım geliştiriciler gibi yeni tedarikçiler, telekom operatörleri ve altyapı gibi tarafların da dahil olması ile birlikte risk kavramı, kişisellikten çıkıp ürüne dönüşüyor” dedi.

Diğer bir trend olan telematik sistemlerinin sürücülerin sürüş karakteristiklerinin belirlenmesinde kritik rol oynadığına dikkat çeken Anderson, “İster araca sonradan takılsın, isterse fabrika çıkışı olarak araçta bulunsun, telematik sistemleri verinin sigorta sektörünü nasıl şekillendirdiğinin önemli bir göstergesi. Hedef segmentlere nokta atışı teklifler sunulmasını sağlayan bu teknoloji ile katma değerli servisler geliştirmek de mümkün. Sürücülerin hangi koşullar altında ne kadar güvenli araç kullandıklarını açıkça ortaya koyan telematik sistemleri, sigorta sektörü için çok güçlü bir bilgi kaynağı olma özelliğini taşıyor. Bu bilginin sigorta primlerine olan olumlu etkisi, sürücüleri daha güvenli araba kullanmaya teşvik ediyor” açıklamalarında bulundu.

Duncan Anderson, aynı yöne seyahat edenlerin tek bir araç kullanmalarını sağlayan ya da mobil cihazlar üzerinden sürücülü araç talep etmeye yönelik uygulamalardan doğan paylaşım ekonomisinin de sektörü şekillendirmeye başladığını söyledi. Saatlik sigorta yaptırabilme gibi yeni uygulamaların dijital dağıtım kanalları ile mümkün hale geldiğini söyleyen Anderson, büyük verinin de müşteri içgörüsü elde etmede önemli rol oynadığını belirtti.

Kaynak: Birgun.net
Son Güncelleme: 14.05.2016 09:24
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol