09 Nisan 2016 Cumartesi 11:24
Taşınabilir bilgisayarlar tarih olmak üzere

Her geçen gün daha mobil, daha hafif, daha güçlü olma yolunda ilerliyoruz. Apple özellikle son bir yılda çıkarttığı iki cihazla bu konuda değişimin öncüsü görünüyor. İlk güçlü tableti belki yapmadı ama bu alanda ilk kabul gören tableti yaparak öncü sıfatını aldı.

iPad Pro serisi geçen eylül ayında tanıtıldığında olumlu ve olumsuz tepkiler çıkmıştı. Olumsuzluğun sebebi büyük bir kesimin sorduğu soru “Bu kadar büyük bir tableti kim alır?” olmuştu.

Ben de ürünü gördüğümde aslında biraz şaşırmıştım. Doğrusunu isterseniz iPad Pro’yu inceledikten sonra hızlı bir şekilde bu görüşüm değişti. Apple bu tableti üretirken teknoloji konusunda çok cömert davranmış. Yüksek performansı, stabil olması, kaliteli komponentlere sahip olması, uzun pil ömrü ile bambaşka bir çağın başlama sebebi oldu. Yüksek performanslı Windows tabletler piyasaya çok daha önce çıkmıştı aslında.

Bu ilk değildi. Windows işletim sistemli tabletlerin bence temel sorunu yazılımı başkası, cihazı başkası üretiyor olmasıydı. Üstelik cihaz içindeki parçalar da çok farklı tedarikçilerden sağlanıyor. Bu bence genel bir sorun PC’mi Mac’mi çok eski bir hikâye biliyorsunuz. Bu olay bilgisayarlardan çıktı şimdi tabletlere geçti. Burada da aynı mücadele var aslında. Fiyat avantajı Windows tarafında, Apple’ın en büyük kozu yine stabilite ve sade tasarım.

Apple iPad Pro tableti çıkartarak kendi dizüstü modeli olan Macbook Air ve Macbook’u gözden çıkartmış görünüyor. Performans olarak bu iki cihazdan daha iyi olan bu tablet hızla adetli satış rakamlarını yakaladı. Bunun sonucunda ben dahil pek çok kullanıcı “Neden yanımda bir bilgisayar ile dolaşayım” sorusunu kendine sormaya başladı. Bu tablet ile gerekli tüm işlerimi halledebiliyorum. Çantamda daha çok yer kaplayan ve daha ağır olan bir makine taşımak istemiyorum. Başlıkta söylediğim gibi iş daha da bu tarafa kayacak. Bu belli ki kaçınılmaz. Donanım olarak fazlası var ve neredeyse eksiği yok. Bu modeller artık daha sık karşımıza çıkacak. “12 inç çok büyük” diyenler için Apple bir adım daha atarak mart ayında 9.7 inç iPad Pro modelini duyurdu. Türkiye’de de satışa çıkan bu model tahmin ediyorum en adetli satışı yapacak olan iPad olacak. Sadece bizim ülkemizde değil dünya genelinde bu başarıyı elde edecek gibi görünüyor. iPad Air serisinin satışları da bence olumsuz etkilenecektir. İnsanlar “Böyle bir yatırım yapacaksam biraz daha fazlasını vereyim en iyisini alayım” diyebilir.



iPad Pro 9.7 inç modelinin teknik özelliklerini yazımın sonunda bulabilirsiniz. 12 inç modelinden hiçbir eksiği olmayan hatta fazlası olan bu yeni modelde boyut dışında en göze batan özellik arka ve ön kamerada iPhone 6S’in kameralarına sahip olması. Benim her zaman en büyük eleştirilerimden biri olan iPad’lere iyi kamera neden konmuyor? Sorusu da artık anlamsızlaştı. 12 mp arka 5 mp ön kamera ile bu sorun aşılmış görünüyor.

Ben teknik kısma daha da girmeden sadece şunu söylemeliyim güçlü bir bilgisayardan ne bekliyorsanız bunun karşılığını veren bir ürün. Üstelik kalemi, klavyesi de eklendiğinde fazlası var diyebilirim. İç mimarlar, tasarımcılar, sanatçılar, video, ses işi yapanların bu cihazı deneyimlemesini tavsiye ederim. Peki başlığımıza geri dönersek.

Kavram nasıl değişir?
Donanımsal olarak elbette çok uzun süreli, ağır işler için şimdilik onlara ihtiyacımız olacak. Nasıl dizüstü bilgisayarlar masa üstü bilgisayarların kullanım alanını en aza indirdiyse bu tabletler de dizüstü bilgisayarlara baskı yapacak, kullanım alanlarını daraltacak. En azından hayatımızda daha az zamanı onlarla geçireceğimiz kesin. Ofiste ya da evimizde dizüstü makinemizi artık bırakmak isteyeceğiz. Yanımızda taşımak da gereksiz olacak. İnternet performansının her kademe artışında aslında ofislerimizden de yavaş yavaş daha rahat uzaklaşabilir olduk.

Ofis olayının biteceğini düşünmüyorum. En azından yakın gelecekte. Aynı çatı altında yüksek motivasyonu ancak böyle elde edebiliyoruz. Kimileri ev ofis konusunda çok iyi olabilir. Ben bu sayının yüksek olduğunu pek sanmıyorum. Ben kendimden örnek vereyim asla disipline olamıyorsunuz. Konsantrasyon konusunda sıkıntılarınız varsa denemeyin bile.

Sonuç olarak teknolojiyi kullanmak zorundayız, bu konuda kim bize daha dostça yaklaşırsa, kim bizim işimizi çözmemizde daha yardımcı olacaksa onunla ilerleme özgürlüğüne sahibiz. Üreticilerden de kim bu bakış açısına sahip olursa o büyüyecek.

Bu konuda çok laf söylemeye gerek yok. Sonuçlar ve büyüme şimdiye kadar bunu hep gösterdi ve göstermeye de devam edecek.

Kaynak: Birgun.net
Son Güncelleme: 09.04.2016 11:24
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177