21 Eylül 2016 Çarşamba 08:43
Tarık Akan’a dair…

-Senden dileğim, beni başkasının eline teslim etme. Layığımı sen ver, seninle karı koca hukukumuz var, seninle bir yastığa baş koyduk. Kurbanım. Sen biliysen. Seyit’im önümüzde tuz ekmek hakkı var, ne olur kırma son dileğimi.

-Ben bildiğin Seyit Ali değilim. Eski Seyit Ali değilim. Eskiden başım dik, alnım açıktı. Ama şimdi el içine çıkacak yüzüm kalmamış. İçim alev alev yanar. Sana sordum, beklerim dedim. Bu muydu beklemen ha, bu muydu? Ama lakin sana elimi vurmayacağım, yemin etmişim. Sen Allah’tan bulacaksın.

-Hakkını helal et Seyit Ali bana. Eskiden sen ne güzel adamdın. Kaval çalardın. Sen çalarken ben ağlardım.

-Zile, Zile, Zile uyan!

Bu satırları yazan insanın başına gelenleri öğrenen herkes şaşkınlığa uğrar. Bundandır bu düzen ile ve bu düzenin has adamları ile uyuşamamamız.

Bu ülkede sorunları kan ile çözmeye kalkanlar, millet hakkını istedikçe kan dökerek insanları yola getirmeyi şiar edinenlerin ülkesinde, insanoğlu bir milletin birbirine düşmesiyle hangi tarifsiz acıları yaşarsa on yıllardır o acıları yaşıyoruz. Ne gün gördüğümüz var, ne de acılarımız diniyor. Bundandır Anadolu ezgisinin şahının ağıtlar olması. Nefret ve ötekileştirme düzenin insanları gütme şiarıdır. Şairin dediği gibi de olmuyor, acıları bal eyleyemiyoruz, acı evimizin kapısını çaldığında, insan suskunlaşıyor. Bütün bunlar olurken ahlaksızın ve haramcının önde gideni Turgut Özal liberalizm nutukları atıyordu, o soysuz Jaguar’ı ile birlikte, o tuhaf yüzlü plastik ruhlu karısı da Papatyalar gibi inanılmaz rezil şeylerle ortalıkta fink atıyordu.

Türkiye kendi evlatlarını Semavi Dinler öncesi zamanlardan kalan haliyle, sunaklarda olmayan yapay tanrılara kurban veren bir ülke gibi, sanki akıl ve vicdan öncesi bir toplumda yaşar gibiyiz.

İşte bu filmin yapımında, Tarık Akan sonuna kadar elinden geleni yapmış ve Yol filmine inanmıştı, yaptıkları tamamen bir sanatçıya bir insana ve bir ülkeye inanan insanın yaptıklarına benziyor. Başından sonuna kadar elinden geleni yapıyordu ve katlandıkları şeyler öyle görülmüş şeyler değildi. Yeşilçam’da starlar öyle şeyler yapmazlar. Tarık Akan tam anlamıyla 1970’li yılların kırılmasıyla, ideoloji bayrağı altında radikalleşmesiyle ve elbette halka hizmet etmeyi yüceltmesiyle belirlenmiş bir kuşak ve toplum içinde yeniden şekillenmiş ve daha sonrasında ise bunlara elinden geldiğince sadık kalmış birisiydi.

Bugün pek çokları için Tarık Akan’ın hali tartışmalıdır. Bazıları “savaşta” aldığı tavırdan dolayı ona pek bilenmiş: öyle ki kendi hallerine bakmadan düzenin yalakalarına ve Gülencilerden aparttıkları paralara bakmadan aptal ikilimize özgürlükçü, Akan’a ise resmiyetçi sıfatlar takanlar var.

Türkiye’nin hali bu. At iziyle it izi karışmış durumda. Özgürlükçü denilen insanların düzenin kuduz tasmalı köpekleri olması, iktidarcı denilen insanların ise iktidarın gadrine uğramış olmalarını garipsiyoruz elbette, ama bunlara ilişkin üretilen sıfatlar, akıl tutulmasından başka bir şeye benzemiyor.

Zaten Doğu sorunu tuhaf saçma bir soruna benziyor. Aslında Şark Meselesi koskoca Avrupa Kıta Felsefesinin ve Uygarlığının da sonu olduğu için ve elbette iki dünya savaşının ana nedeni olduğu için, bunlarda şaşılacak çok şey yok.

Alevi kültürünün deyişidir, kanı kanla yumazlar, ama bu toplum kansız sorun çözmeyi bilmeyince, kanla da sorun çözülmeyince, ötekinin kanı ve acıları ötekinin zafer tacı olunca, ölüm bu toplumun rutin işlerinden biri oluyor.

Kıymetli bir insandı ve hayatını belirli bir tutarlılıkla yaşamış birisiydi. Sinema tarihimizde ak sayfalarda yaşayacak bir isim Akan, gerisi ise sadece ve sadece boş lakırdı.

Bir de şunu söyleyeyim: Kimi kez Kürtçülerle AKP’lilerin benzer hassasiyetlerle tarihimizdeki figürlere ilişkin konuşmaları midemi bulandırıyor. Bu rezillik bitsin artık!

Kaynak: Birgun.net
Son Güncelleme: 21.09.2016 08:43
Anahtar Kelimeler:
AvrupaAleviAkp
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177