27 Şubat 2016 Cumartesi 08:43
Sayborg olmaya başladık bile

Son iki haftada öyle haberler çıktı ki insan ister istemez sürecin çok daha hızlı ilerlemeye başladığını düşünüyor. Gelecek bilimci Dr. Ian Pearson insanların 2050 yılında sayborg olacağını iddia etti. Akademik araştırmalara dayanan gelecek tahminlerinde Pearson, teknolojide giderek ustalaşmamızın yeni bir türe doğru evrilmemize yardımcı olacağını belirtti. Tahminler arasında bu süreçte insan tenine yerleştirilecek altın cihazların teknolojik cihazlara kablosuz bağlanmamızı sağlayacağını ve hastalıklara göre otomatik dozlarda ilaç verebilecek giyilebilir cihazlara sahip olacağımızı iddiaları bulunuyor. Pearson tüm bunlarla tarihte ilk kez doğanın insanları değil insanların doğayı değişmeye zorlayacağını söyledi.

Buradan yola çıkarak son haftalarda yayınlanan haberlere bu gözle bakarsanız ne demek istediğimi daha iyi anlaşılabilir. Master Card ‘öz çekim’ Selfie ile alışverişlere başlanacağını açıkladı. Yani artık internet alışverişlerinizde yüz tanıma teknolojisi kullanarak siparişinizi tanımlayabileceksiniz. Bildiğiniz gibi teknoloji geliştikçe dolandırıcıların da yöntemleri buna paralel olarak gelişiyor. Bu kez oldu dediğiniz anda o güvenlik yöntemi güvenilirliğini yitiriyor. İşin içerisinde para olan her şey güvenlik açığının kovalanmasına sebep olmakta. Kendimizi sisteme ispat etmek için didinip duruyoruz. Bakalım Master Card’ın geliştirdiği bu sistem tutacak mı? Bakalım bu sisteme biz kullanıcılar güvenecek ve kullanacak mıyız? Bunu zaman göserecek elbette.

Geçelim bir diğer habere. Facebook patronu Mark Zuckerberg bu yıl Barselona’da düzenlenen Dünya Mobil Kongresi’nde Samsung’un S7 lansmanına katılarak Facebook’un gelecek stratejisinin ne olduğunu net bir şekilde ortaya koydu. Sanal gerçeklik konusunda ne kadar ciddi olduklarını ve Facebook’un en büyük hedefinin VR (Sanal Gerçeklik) teknolojisi ile donatılmış dev bir video sosyal ağı olmak istediklerini söyledi. Bana göre YouTube’u ilk başlarda çok küçümseyen Mark Zuckerberg yediği bu golü çıkartmak için kendine en iyi çıkar yol olarak VR’ı görüyor. Bildiğiniz gibi YouTube şu anda dünyanın en büyük video platformu ve sürekli büyümeye devam ediyor. Facebook mevcut kitlesini kullanarak bakalım bu konuda ki açığını kapatabilecek mi? Bence kapatabilir.

Bir YouTube olamaz tabii. Şunu da söyleyim YouTube hiç bir zaman Facebook’un sahip olduğu ağın yerini alamayacak. Mark Zuckerberg sosyalleşmenin daha da dijitalleşeceği konusunda haklı olarak emin ve adımlarını ona göre atıyor. Aktif kullanıcılarının gücüyle istediği teknolojiyi platformuna getirmek konusunda da eli bir hayli güçlü. Samsung’un da işine gelen bu işbirliği sayesinde sanal gerçeklik konusunda bu iki firma diğerlerinin epey önüne geçebilir. Yaşayacakları tecrübeler yeni ürünlerin geliştirilmesinde onlara yol gösterecektir. ‘Sanki oradaymış’ gibi sanallaşmanın olacağı sosyal dünyada ne gibi içerikler oluşacağını siz düşünün. Sanal gerçeklik konusunda bir diğer kuvvetli oyuncu hiç şüphesiz Sony. Elinde bu teknolojiye geçmeye çok kolay alışacak bir grup var. Gençler, çocuklar oyun aracılığıyla bu teknolojiye hemen adapte olacaklar. Bu konuda Sony ne tarafa doğru büyür görmemek imkansız. Sony yine Barselona’da Xperia Ear’ı da tanıttı. Tek Kulağınıza takacağınız bu yapay zeka destekli kulaklık size gün içerisinde asistanlık yapacak. Ne zaman ne randevusu var, hava nasıl, dışarı çıkacağınızı anladığında şemsiye almayı unutma, yazın güneşe çıkıyorsan güneş gözlüğünü almassan sıkıntı yaşarsın gibi yönlendirmeler yapabilecek. Tabii ilk örneklerinden olduğu için ufak tefek eksiklikleri olacaktır. Güncellemeler, yeni modeller ile bu konuda da büyük gelişmeler olacaktır. Hatta yazının başında anlattığım deri altı çipleri ile bu konularıda orta yakın vadede aşacağımızı düşünüyorum. Yine Facebook haberi ile devam edelim. ‘like’ butonu nihat geliştirildi. Emojilere benzeyen ikonlar yardımıyla yapılan paylaşımlar ile ilgili duygu ve düşüncelerimizi artık belirtebiliyoruz. Hemen herkesin şikayet ettiği bir konuda gerçekleşen bu güncelleme sosyal ağı kullananlar tarafından memnuniyetle karşılandı diyebiliriz. Bir vefat haberini beğenmek kadar saçma bir durum olamaz çünkü. En azından artık kızdıysak bunu, üzüldüysek bunu, sevindiysek onu gösterebiliyoruz.

ŞİMDİ YAZININ BAŞINA VE BAŞLIĞINA GERİ DÖNELİM
Biz aslında 2050’e kadar beklemeyiz gibi geliyor bana. Baksanıza zaten yarı sayborglar gibi yaşıyoruz zaten. 34 sene bu hızda gelişen bir dünya için çok uzun bir süre. Benim asıl korkum insanlığımızı bu gelişmelerle kaybedebilme ihtimalimizin olması. Zaten bu konuda gayet hızlı ilerliyoruz, işler çok daha tatsızlaşacak. Bu konuda sosyoloji uzmanları, psikologlar bir şeyler yapmalı. Üniversitelerimiz bitirme tezleri ile bu konuda daha yoğun araştırmalar, sonuçlar elde etmeli. Gidişatı kontrol altında nasıl tutarız, nasıl insanlığımızdan çıkmayız, bunların planlamaları yapılmalı diye düşünüyorum. Keyifli bir haftasonu dilerim….

Kaynak: Birgun.net
Son Güncelleme: 27.02.2016 08:43
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol