26 Mart 2016 Cumartesi 08:04
Savcı Bharara ve ‘Türkiye Baharı’

Aynı minvalde akıp giden bir melodi… Tekdüze…
“Söndürün kalbimi
Gidiyor gönlümün efendisi
Durdurun onsuz olamam artık…”
Arka fonda Ebru Gündeş’in şarkısı çalarken, Savcı Preet Bharara, Twitter’da Erdoğan’ı ‘çaldırıp kapatıyor.’ Bir yandan da kendisine, “Türkiye’den, şiş kebap, rakı, halı ya da başka bir şey ister misin?” diye yazanlara laf yetiştiriyor:
“Kebabı severim ama hediye istemem, görevimi yapıyorum.”
• • •
Bharara, durumu; “Reza Zarrab yakında Amerikan Adaleti ile Manhattan’daki bir duruşma salonunda tanışacak” diye net bir şekilde özetlerken, çocuk tecavüzlerine gönderme yapmayı da ihmal etmiyor.
Savcının attığı adımlar Türkiye’ye iki şekilde yansıyor. Bir tarafta evde ‘nedense’ bayram havası yaşanıyor… Öte tarafta; ‘Sabah’, ‘Akşam’ parti bülteninden haber yapanlar, ‘sanki davanın Erdoğan’la ilgisi varmış gibi’ savunmaya geçiyorlar. Bozuk plak aynı nakaratı çalarak, dönüyor: “Erdoğan’a darbe girişimi!”
• • •
Doğrusu; birbiriyle farklı bu eğilimleri destekleyen iki tez var. Reis’in, kullanım süresinin bittiği ya da onun üzerinden Türkiye’nin enikonu köşeye sıkıştırılıp tam bir muz cumhuriyetine dönüştürüleceği sıkça dillendiriliyor. Elbette bu tezler ‘en az kamuoyu kadar’ Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kafasını da meşgul ediyor.
• • •
Gördüklerimiz, duyduklarımız, hissettiklerimiz, Bharara-Rıza ve Erdoğan üçgenindeki ruh halinin bir başka boyutunu da gösteriyor. Basit örnekler, sert ipuçları veriyor. Türkiye-İsveç maçındaki seremoni, tezahürat ve taraftar profilini değerlendirdiğimizde ortaya insanın tüylerini diken diken eden sorular ve senaryolar çıkıyor.
• • •
Bölgede yaşanan çatışmalı süreç içerisinde, belki de üzerinde yeterince durulmayan bir detay var. ‘Esadullah Tim’ yazılamaları ve tekbir sesleriyle saldıran emniyet güçleri! Konuyla ilgili aktarılanları bir kez daha temize çekmek önemli: “IŞİD ve cihatçılar burada, gerekirse kafanızı da keserler. Paramiliter güçleri JİTEM’e benzer yapıları devreye soktuk” diyorlar.
• • •
İtiraf etmeliyiz ki; sadece bölgede değil, başka şehirlerde yaşanacak toplumsal olaylarda da bu türden güçlerle yüzleşeceğimizi düşünüyoruz. Elbette bu düşüncenin üzerine, radikal İslamcıların; ‘henüz çözemediğimiz’ ya da ‘çözmemize izin verilmeyen’ Diyarbakır, Suruç, Ankara Gar’ saldırılarını da koymalıyız. İster kabul edilsin ister edilmesin “Ver dört yüzü al huzuru’’ sloganına uygun savaş konsepti bunlardan bağımsız değil.
• • •
Milli maçta ortaya çıkan manzaraları da bu çerçeveden ancak daha beynelmilel bir perspektiften değerlendirebiliriz. İçeriye karşı, “Ben olmasam ya da istediğimi alamazsam yangın çıkar’’ tehdidi, dışarıya karşı ‘’Ben gidersem ateş dünyaya yayılır” mesajına dönüşmüş olabilir mi? Mümkün!
Maç seremonisindeki, türbanlı sığınmacı çocuklarla verilmek istenen, “Biz Suriyeli mazlumların hamisiyiz” ayarı ve tribünde açılan ÖSO bayrağı, sanki dünyaya verilmiş bu türden bir gözdağı!
• • •
Rıza’nın karısı Ebru Gündeş’in şarkısını, biraz değiştirip Erdoğan’a uyarlamak da mümkün…
Belçika’yı görmedin mi?
Gidiyor gönlümün efendisi
Ateş dünyayı kavurur…
• • •
Ana fikri iliştirelim…
Bharara-Rıza ve genişlemesi düşünülen soruşturmaya coşkuyla değil, temkinli yaklaşmakta yarar var. Evet, ‘kimileri’ Saddamlaşıyor… Tam bu noktada sahte baharları iyi okumalı. Barıştan, demokrasiden, çağdaş dünyadan biraz daha ‘Iraklaşmamak’ için sağduyuyu elden bırakmamalı.

***

Ne mutlu bize

Tahliyelerle sonuçlanan sözüm ona ana IŞİD davasını Çağlayan’da izledikten sonra; ‘Adalet’ çay bahçesinde Can Uğur’la birlikte çay içiyoruz. Böylece onu, ‘Yeşil kartlı Canlı Bomba’ haberiyle aldığı TGC ödülünden dolayı ilk kutlayan kişi olma kıvancını yaşıyoruz.
Adliyenin karşısında CHP, ‘Ensar Vakfı Kapatılsın’ başlığıyla basın açıklaması yapıyor. Serbay Mansuroğlu’nun Türkiye’yi sarstığı haber. İzliyor, ona da gururlanıyoruz. Yan masadan bir amca yaklaşıyor. Ali abi, Ali Kaya… Üstümüze ‘bir rock yıldızı’ gibi hissetmemizi sağlayan o tebessümü konduruyor: “Sizi ara sıra televizyonda izliyoruz, gurur duyuyor, yalnız olmadığımızı hissediyoruz.” Ne mutlu bize… BirGün’ün amacı her şeyden önce ‘Yalnız değilsiniz, yalnız değiliz’ duygusu yaratabilmek değil mi? Görevimiz; halkı bilgilendirmek. Yobaza, bombaya teslim olmayacağız. Laf arasında, ‘Hâlâ desteğe ihtiyacımız’ olduğunu sıkıştırıyoruz. Gücümüzü halktan alıyoruz, halkın gazetesiyiz. Ali Kaya, ‘’En kısa zamanda, kapınızı hem BirGün’e abone olmak, hem de çayınızı içmek için çalacağım” diyor. Aramızda dolaşan IŞİD’li canlı bombalardan Ensar Vakfı’ndan, Diyanet’in skandal fetvasından konuşuyoruz.”
Ali Kaya siyasal İslam’ı özetliyor: “Biz ekmek yiyince beynimize gidiyor. Bunlarınki guddelerinde toplanıyor.”
Soruyoruz; “Ali abi gudde ne ola ki?”
Kulağımıza eğilip fısıldıyor. Eğleniyoruz…
Gazetede; Berkin Elvan haberi nedeniyle, haberi yapan sıfatıyla hakkımızda soruşturma açıldığını öğreniyoruz. Gerekçe onu vuran polisin kimliğini deşifre etmek! Gülüyoruz… Biz defalarca ne dedik: “Çocuklar ölürken değil, uyurken susulur!” Hem… Katili deşifre etmek mi? Biz zaten onu tanıyoruz!

***

İstikrarda geçen hafta
>> Ensar Vakfı’ndaki skandalların ardı arkası kesilmedi. Öte yandan çorap söküldü. Türkiye’nin her yerinden tecavüz haberleri geldi.
>> Tecavüzden utanmak yerine savunmak için sıraya girenleri ibretle izlerken biz utandık.
>> Şiddet olayları durmak bilmedi. Türkiye İnsan Hakları (TİHV) raporu bölgede yaşanan dehşeti bir kez daha gözler önüne serdi. 16 Ağustos 2015-18 Mart 2016 tarihleri arasında uygulanan sokağa çıkma yasaklarında 72’si çocuk, 62’si kadın, 29’u 60 yaş üstünde en az 310 sivilin yaşamını yitirdiği belgelendi.
>> Yaşamını yitiren asker ve emniyet güçleri artık neredeyse haber niteliğini bile yitirdi.
>> IŞİD davasında tüm sanıklar serbest bırakılırken, barışa imza atan akademisyen Esra Mungan’ın hücresi değiştirildi. Şimdi havalandırması olmayan, pislik içindeki ‘daha uygun’ bir hücrede kalıyor.

***

Dersin adı: Ali Ağaoğlu’na giriş
Mevzuyu biliyorsunuz… İnsanların öldüğü caddeye, ortanca hatunla turistik gezi. Öyle fakirler gibi karanfil değil, gülle anma! Bir cümlede; kadın düşmanlığı, aşağılama, hafife alma ve görgüsüzlük. Ali Ağaoğlu’nun söylediği, her yönden ders konusu, tez konusu. Ağaoğlu, üniversitede okutulmalı. Tek cümle… Böyle olur AKP’li işadamı!

Kaynak: Birgun.net
Son Güncelleme: 26.03.2016 08:04
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol