15 Haziran 2016 Çarşamba 09:03
‘Montaj cehennemi yaratılıyor’

YAŞAR AYDIN
yasaraydin@birgun.net
@yasaraydinnn

Toplumsal refahı merkezine alan, kalkınma ve istihdam odaklı bir ekonomi ve sanayi üretimi anlayışı uzunca bir müddettir Türkiye’de rafa kalkmış durumda. Dünya “4. Sanayi Devrimi’ni” konuşuyor. Akıllı robotlar, büyük veri, nesnelerin interneti, 3-D baskı ve değer zincirlerinin parçalarının kendi içlerinde otomasyonu ötesinde birbirleri ile entegre olması eşliğinde tanımlanan bu serüven şimdilerde hem AKP’nin hem de büyük sermaye gruplarının gündemine girdi. Peki, daha çağı tutturamazken “4. Sanayi Devrimi” AKP için ne ifade ediyor? 65. Hükümet’in programında da yer alan bu başlıktan Türkiye’ye bir sanayileşme yahut bir kalkınma paradigması çıkar mı? Tüm bu soruları her ay sanayinin nicel ve niteliksel durumuna Sanayi Analizleri Bültenleri ile ışık tutan TMMOB Makina Mühendisleri Odası Başkanı Ali Ekber Çakar’a yönlendirdik.

»TMMOB Makina Mühendisleri Odası her ay Sanayi Analizleri Bültenleri ile gündeme bilgi ve analiz sunuyor. MMO, sanayiye ilişkin nasıl bir görev üstleniyor ve neyi amaçlıyor?

Odamız, Türkiye’nin sanayileşmesi, kalkınması ve demokratikleşmesi; sağlık, eğitim, gelir, bölüşüm ve tüm diğer alanlara yönelik halkın mutlu ve çağdaş bir yaşam sürmesine ilişkin kendisini sorumlu hissetmektedir.

Ülkemizin gelişmesine katkı sunacak birçok bilimsel araştırmalara imza atan odamız, bilimi, tekniği ve teknolojiyi izleyen, yorumlayan ve ülke çapında geliştirmeyi amaçlamakta, geçmiş çalışmalarından taşıdığı bilgi ve deneyimiyle oluşturduğu platformlarda birçok konuya ilişkin alternatif görüş ve öneriler ortaya koymaya çabalamaktadır. Bu kapsamda 1963 yılından bu yana her defasında 1,5 yılı aşan yoğun çalışmaların ürünü olarak gerçekleşen Sanayi Kongreleri ve her ay Araştırmacı-Yazar Mustafa Sönmez’in katkılarıyla hazırlanan Sanayi Analizleri Bültenleri de bu çalışmaların bir ürünüdür.

»Tüm bu çalışmalardan ortaya çıkan temel görüş doğrultusunda bugün Türkiye sanayisine ilişkin neler söylenebilir?

Çarpıklıklar ve yozlaşmalar ülkemizde neredeyse her alanda olduğu gibi sanayide de mevcut. Türkiye, uluslararası mal ve finans piyasalarına ucuz ithalat cenneti ve yüksek dış borçlanıcı olarak eklemlenmek suretiyle, küresel işbölümü içerisinde, montaj sanayinin taşeron bir üreticisi haline gelmiştir. İthalata dayalı, spekülatif rantiye kazançların özendirildiği bir birikim süreci karşımızdadır. Sanayiciler hızla müteahhitleşmeye başlamış, kârların neredeyse tek kaynağı ucuz işgücü haline gelmiştir. Böylesi dışa bağımlı, toplumsal refaha katkı sunmak bir yana zarar veren sanayi yapısını kabul etmek mümkün değildir. Durum daha da kötüleşmektedir; son iki yıldır iktidarın bozuk yönetimi nedeniyle TL’nin yüzde 40 değer kaybetmesi, kamu-özel toplam dış borç stokunun bugün 405 milyar dolara ulaşması ve bunun 290 milyar dolara yakın kısmının ise özel sektöre ait olması gibi beklenen etkenler doğrultusunda bugün sanayi çok karanlık bir noktaya sürüklenmektedir.

Tam da bu noktada, kiralık işçi gibi part-time, esnek ve kuralsız çalışma biçimleri üzerindeki iktidarın ısrarı, ucuz emek politikalarından bağımsız değildir. Teknolojiyi üreten ve burada rekabet ederek ayağa kalkan bir sanayi değil, yoğun sömürüye açık bir montaj cehennemi yaratma çabasıdır bu.

»Dolayısıyla AKP’nin “4.0” Sanayi Devrimi” bu noktada çok gerçekçi değil…

Hem de hiç değil. Öncelikle sanayide bir devrimden bahsetmek için toplumsal, sosyoekonomik bir dönüşümden bahsetmek lazım. Bu nedenle bu tür girişimlerin sonuna ‘devrim’ gibi ifadelerin eklenmesi sadece bir reklam pazarlama olarak algılanmalı, itibar edilmemelidir. Diğer bir taraftan AKP bugün iç ve dış siyasetiyle adeta ülkemiz üzerinde bir yıkım politikası uygulamaktadır. Toplum İslami normlarla gericileştirilmekte, ülkemiz tam anlamıyla ortaçağ karanlığına taşınmak istenmektedir. Böylesi bir iktidarın elinden çıkan sanayileşme iddiaları da geçersiz olmaktadır. Sanayileşme süreçleri ilericidir, toplumsal refaha, kültüre olumlu katkı yapar. AKP yaklaşımları ve politikalarıyla ise ülkemiz, 4.Sanayi Devrimi denilen süreçte yine taşeron olmaktan kurtulamayacak, katma değeri yüksek ve dünya üretim zincirlerinden daha fazla pay alan bir sanayi yapısına yaklaşamayacaktır.

Dünya 19. Yüzyılda İngiltere’den başlamak üzere dokuma tezgâhlarında başlayan ve buharlı makineyle yayılan birinci sanayi devrimini, elektrik enerjisinin yardımıyla imalatta işbölümü ve seri üretim kabiliyetinin ortaya çıktığı ikinci sanayi devrimini, ve de dijital teknolojiyle birlikte üçüncü sanayi devrimini yaşamıştır. Şimdi ise dünya 4. Sanayi devrimini tartışıyor.

AKP politikalarına bakın, mühendisliği teknik elemanlık düzeyine indiren uygulamalar, denetimsizlik, ‘emek ucuzdur ve ucuz kalacaktır” anlayışı, nitelikli sanayi yerine rant anlayışı ve de devam eden özelleştirmeler… Tüm bu sanayileşme kavramıyla bağdaştıramayacağımız uygulamalara bir de zorunlu din dersleriyle akıllara zarar, bilimi ve aklı müfredattan silmeye odaklanmış bir eğitim sistemini ekleyin, imam hatipleştirilen okulların sayısal boyutunu anımsayın ve de artık bilimsel içerikten yoksunlaştırılmış kitapların raflarda olduğunu düşünün. Bizde teknolojiyi kim üretecek? Görüyorsunuz biden çıka çıka ‘hacı robot’ gibi tasarımlar çıkıyor.

*******

Hacı robot ile sanayi devrimi mi yapacaklar?

Bugün ülkemizde açıktır ki bir sanayisizleşme süreci hâkimdir. Tüm gerici uygulamalarıyla birlikte rant odaklı, usulsüzlük ve yolsuzluklarla malul bir ekonomide sanayileşmeden söz etmek için öncelikle böylesi bir yapının yani AKP rejimin tamamen ortadan kalkması lazım.

Dahası teknolojiyi yalnızca kullanan değil, üreten bir toplum olma” odaklı anlayış hâkim olmadıkça bu çabanın tek bir sonucu olacaktır ki o da işsizliktir. Üretim aşamasından pazarlamaya kadar insanın müdahil olmadığı yoğun bir makineleşme süreci, teknoloji üretimi çağına gelmedikçe bir ülkede sadece işsizlikle sonuçlanacaktır.

Kaynak: Birgun.net
Son Güncelleme: 15.06.2016 09:03
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177