17 Ağustos 2016 Çarşamba 13:44
Kılıçdaroğlu: MHP, HDP, CHP üye verdi, AKP vermedi!

Partisinin grup toplantısında konuşan CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, "Bütün partiler MHP, HDP ve CHP araştırma komisyonuna üye verdiler. Üye vermeyenler sadece AKPBinali Yıldırım'a şunu sormak istiyorum; 'Neden araştırma komisyonuna milletvekili görevlendirmiyorsunuz, hangi gerekçeyle görevlendirmiyorsunuz? Hangi milletvekillerine güvenmiyorsunuz'" dedi.

Kılıçdaroğlu, 17 Ağustos depremiyle ilgili olarak, "Deprem değil tedbirsizlik öldürür. Biz tedbir almadığımız için 18 bini aşkın insanımızı kaybettik. Aradan 17 yıl geçmiş önlem almamışız. İnsan hayatına değil, ranta yatırım yapılmış. Vatandaşı uyarmak zorundayız" dedi.

Kılıçdaroğlu'nun partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmadan satır başları şöyle:

"Yaptığımız temek eksiklik yeteri kadar düşünmemek. Düşünmek sorgulamaktır. "Niye böyle oluyor, nasıl önlem alırız?" Çiftçi tarlayı sürerken bakar düşünür, tarlayı ne zaman sulayacağının kararını verir. Bunların tamamı düşünmeden kaynaklanıyor. Sadece vatandaş olarak biz değil, siyasetçi de düşünmek zorundadır. Deprem değil, tedbirsizlik insanı öldürür. Biz tedbir almadığımız için 18 bini aşkın vatandaşımız hayatını kaybetti. Şimdi uyarıyorlar. Türkiye yeni bir deprem olabilir diye. Aradan geçmiş 17 yıl, önlem almamışız. 2004'te birinci deprem şurasını toplamışız. Sonra 2009'da da kentler şurasını toplamışız. Aslında hepimizin bildiği şeyler var, hiçbiri yapılmamış. İnsan hayatına değil, ranta yatırım yapılmış. Bunu söylemek zorundayız, vatandaşı uyarmak zorundayız. Neyi düşünüyoruz aslında? Türkiye'nin bugün temel sorunları var, bunları çözmek için düşünmeliyiz. Bu sorunlara kim çözüm üretebilir. Bu sorunları çözmek için neleri yapmalıyız.

2002'de iktidarı devraldılar, terör yoktu. Bugün Türkiye'nin bir bölgesi yanıyor, şehitlerimiz geliyor. Ölen vatandaşlarımız bizim kardeşlerimiz, bizi korkuyorlar. Ama hayatlarını kaybediyorlar. 2002'de sıfır terör varken niçin Türkiye şimdi terör batağının içinde. Ve şu sorunun arkasında şunu sormamız lazım: 14 yıldır bu ülkeyi kim yönetiyor? 14 yıldır Türkiye Cumhuriyeti'ni kim yönetiyor. Dedim ki, 'Türkiye tarihinin en büyük krizlerinden birini yaşıyor' Bugün bütün gerçekler tüm çıplaklığıyla ortaya çıktı. Türkiye, tarihinin en büyük krizlerini yaşamaya devam ediyor. Herkesin son derece dikkatli olması lazım. Düşünmek çevreyi, siyaseti, hayatı sorgulamak demektir. 14 yılın sonunda Türkiye bir darbe girişimiyle karşı karşıya kalıyor. Bu ortam nasıl oluşturuldu? Hepimizin düşünmesi gereken temel sorulardan biri budur. Kimler Türkiye'yi bu hale getirdi. Ağlıyoruz, sızlıyoruz, 'Şehitlerimiz var' diyoruz. Bu işleri buraya kimler getirdi. Bir insan olarak bu soruyu kendimize soracağız. Aynı hataya tekrar düşmemek zorundayız. Tarihi tekerrür ettirmemek zorundayız. Aynı hataları tekrar edersek farklı bir sonuç çıkmaz ortaya. Aynı hatanın bedelini bu ülkenin güzel vatandaşları öder.

Çağdaş ülkeler, demokrasisi gelişmiş ülkeler geçmişi iyi analiz ederler. Geçmişi analiz ederseniz geleceği iyi analiz edersiniz. Geçmişi iyi analiz etmek, deprem bağlamında söyledim hiç iyi analiz edilmedi. Marmara deprem riskiyle karşı karşıya. Umarım darbe sonrası güçlü bir özeleştiri yapılır ve Türkiye geleceğini daha sağlam inşa eder.

Geçmişle hesaplaşalım, darbe girişiminin de hesabını soralım. Bu süreçte en dik duran kurum TBMM oldu. Darbe girişimi sırasında burası bombalandı, ama bu parlamento sabaha kadar darbecilere karşı direndi. Vatandaşın onurunu korudu. Dört siyasi parti de onurlu bir duruş sergiledi. Dört siyasi partinin genel başkanları ortak metin hazırladı. Parlamento görevini yaptı. Bir şey daha yaptık, CHP'li vekiller dediler ki "Araştırma önerisi verelim. Ben parlamentonun onurunu koruyorsam bu işi araştırmak benim görevimdir" dedi. Oy birliğiyle karar alındı, bugün 17 Ağustos. Bütün partiler MHP, HDP ve CHP araştırma komisyonuna üye verdiler. Üye vermeyenler sadece AKP.

Binali Yıldırım'a şunu sormak istiyorum; "Neden araştırma komisyonuna milletvekili görevlendirmiyorsunuz, hangi gerekçeyle görevlendirmiyorsunuz? Hangi milletvekillerine güvenmiyorsunuz?

Yargının ne olacağını bilmiyoruz. Bu parlamento bombalandı, mahkemeler değil. Yasama organı TBMM'nin bunu araştırması lazım. Bu iş neydi, nasıl oldu, kimler destekledi bu FETÖ denen terör örgütünü. E bunu herhalde parlamentonun sorgulaması lazım. Bunu araştırmazsak görevimizi yapmamış oluruz. Ne dedik? "Geçmişi iyi analiz edelim, aynı olaylarla karşılaşmayalım" Bunun sorumlularını ortaya çıkarmak TBMM'nin temel görevidir. Parlamentoyu da güçlendirmemiz gerekiyor. Yıllardır F tipi örgütlenmeden bahsettik, her şeyi söyledik. Başımıza bu geldi. Şimdi bu musibet başımıza geldi. Demek ki bir şeyler yapmamız lazım. Ne yapmamız lazım? Eğer bunu düşünebilirsek, emin olun bu ülkede bir daha darbe olmaz. Nedir birinci kuralı?

Birinci kuralı şudur; bütün siyasilere söylüyorum:

Camiye siyaset sokmayın, kışlaya siyaset sokmayın, adliyeye siyaset sokmayın!

Camiye her siyasi görüşten vatandaşımız geliyor, cami siyasetin arka bahçesine dönüşür mü? Bu vatandaşı bölmektir. Kışlaya siyaset sokarsanız Türkiye darbeden kurtulamaz. Adalet mekanizması, ya adaletin olması lazım. Adliyeye siyaset sokarsanız vatandaş bakar "Bu hakim bizim partiden beni beraat ettirir, mahkum eder" der. Adliyede hakim, hukukun üstünlüğünü düşünerek karar verecek. Bu ne anlama geliyor. Camiye siyaset sokmamak, laikliğin bize ne kadar önemli olduğunu anlattı. Laiklik, insanın inancına saygının ne kadar önemli olduğunu anlattı. Herkes inancında özgürdür. Her zaman söylerim. 79 milyon yurttaşın arasında "Ben ibadetimi özgürce yerine getiremiyorum" diyorsa gel beni bul.

Demokrasi olmadan bir ülkede darbeyi önleyemezsiniz. Tam demokrasi istiyoruz. Üçüncü sınıf bir demokrasi istemiyoruz. Üçüncü sınıf bir demokrasiyi bize layık görüyorlar. Niye birinci sınıf demokrasi olmasın? Bunu yakalamanın yolu Türkiye'yi darbe hukukundan arındırmaktır.

NUMAN KURTULMUŞ'A İSTİFA ÇAĞRISI
Bugün bir KHK yayınlandı. Özel hareketçı olacaklar KPSS'ye girmeyecekler. Niye girmeyecekler? Herkesin çocuğu bu sınava giriyor. Bir adam sözünün eri olmak zorunda olmalıdır. Numan Kurtulmuş'a sesleniyorum. Sözünün eriysen, ya bu uygulamayı değiştir ya da istifa et. "Ben liyakatı söyledim" de adam gibi istifa et.

Kaynak: Birgun.net
Son Güncelleme: 17.08.2016 13:44
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177