30 Mart 2016 Çarşamba 08:23
Karaman buzdağının görünen kısmı

HAZIRLAYANLAR: SERBAY MANSUROĞLU- CAN UĞUR

BirGün’ün Karaman’da Ensar Vakfı’yla ilişkili bir öğretmenin 45 erkek çocuğu cinsel istismarı haberi ülke gündeminde geniş yankı buldu. Ortaya çıkardığımız gerçek ise tabiri caizse ‘buzdağının görünen kısmı.’

Başta Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu olmak üzere AKP’lilerin iddia ettiği gibi sorun birkaç kişinin işlediği suçtan ibaret değil. Sorunun temelinde İslamcılar tarafından uygulanan ‘vakıf sistemi’ yatıyor. Ortadoğu Uzmanı Prof. Dr. Timur Kuran’ın vakıf sistemiyle ilgili sözleri meseleyi açıklıkla gözler önüne seriyor: Kuran, İslami vakıfların esnek olmayışı, koalisyon kuramayışı ve siyaset yapmaktan alıkonması gibi özelliklerinden bahsederken; işlevinin iktidarı dengeleyerek demokratikleşmeye katkı sağlamak yerine malvarlığının nesilden nesile aktarılmasıyla sınırlı kaldığını belirtiyor. AKP döneminde ise eğitim alanında gerçekleştirilen gerici uygulamalarla birlikte İslami vakıfların önü açıldı. Bu vakıflar ise AKP’lilerin kara kutusu olma özelliğini taşıyor. Eğitim adı altında uygulanan politikalar bir yandan ‘dindar-kindar nesil’ projesine hizmet ederken diğer taraftan ise AKP’ye yakın cemaat ve tarikatların ekonomik olarak ihya edilmesi anlamına geliyor. Bu vakıflardaki tüm yöneticiler yağma-talan ağı içerisine dahil edilerek servetlerine servet katıyorlar. İstatistiki verilerimiz ve analizlerimizde bu durumu net biçimde gözler önüne sereceğiz. Özetle bu yazı dizimizde Ensar Vakfı ile başlayan süreçte ortaya çıkan bir sürü kirli ilişkinin yapısal temellere dayandığını ve bu ilişkilerin iktidar tarafından desteklendiğini sizlere aktarmaya çalışacağız, kirli ilişkilerin ortaya çıkması bu tarz durumların bir daha yaşanmaması adına hayati önem taşıyor.

***

ÖĞRENCİLERE DÖNÜK CİNSEL SALDIRILAR

Karaman’da 45 erkek öğrenciye cinsel istismar
Karaman’da bir öğretmenin, dini vakıf evlerinde en az 45 erkek öğrenciye tecavüz etti. Ensar Vakfı ve Karaman Anadolu İmam Hatip ve İmam Hatip Lisesi Mezunları ve Mensupları Derneği’ne (KAİMDER) yakın kişilerin kiraladığı evlerde kalan 9 ve 10 yaşlarında bulunan öğrencilere tecavüz eden öğretmen ise tutuklandı. Öğretmen 20 Nisan’da hakim karşısına çıkacak.

Çankaya’da din öğretmeninden 3 kız öğrenciye taciz
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Çankaya’daki bir lisede müdür yardımcısı olarak görev yapan din dersi öğretmeni M.Y.A hakkında 3 kız öğrencisini taciz ettiği iddiasıyla 66 yıla kadar hapis istemiyle dava açtı.

Kayseri’de istismar edilen kız öğrenci intihar etti
22 Şubat 2016 tarihli haberde Kayseri’de tabancayla intihar eden lise 12’nci sınıf öğrencisi 17 yaşındaki Cansel Buse K.’yi cinsel istismarla suçlanan evli matematik öğretmeni 33 yaşındaki Bayram Ö. tutuklandı. Milli Eğitim Müdürlüğü okul yönetimini açığa aldı.

Pantolon giyen öğrenciye şehvet
İstanbul Beykoz’daki bir lisede ders sırasında tayt-pantolon giyen kız öğrencilere şehvet duyduğunu söylediği iddia edilen Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni E. Ş.’nin 4.5 yıl hapsi istendi.

Bursa’da 5 kız öğrenciye istismar
Bursa’da sosyal bilgiler öğretmeninin 5 kız öğrencisine uygunsuz fotoğraf ve cinsel içerikli mesajlar yazdığı tespit edildi.

Aydın’da 6 kız öğrenciye istismar
Aydın’ın Nazilli İlçesi’ne 23 kilometre uzaklıktaki kırsal Derebaşı Mahallesi’ndeki Çaylı Ortaokulu’nda hizmetli M.Ş.’nin 6 kız öğrenciye cinsel istismarda bulunduğu öne sürüldü. M.Ş. tutuklandı.

***

ON MADDEDE ENSAR VAKFI
1-Ensar Vakfı, Nakşibendi tarikatı kökenli Erenköy Cemaati tarafından kuruldu. Kurucuları arasında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün damadı Mehmet Sarımermer ve İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş var. 1979 yılında kurulan Ensar Vakfı’nın kurucuları arasında 2011 yılına kadar başkanlığını da yapan ve bir dönem Yeni Şafak gazetesinin de sahibi olan Ahmet Şişman, bir dönem Milli Eğitim Bakanlığı yapan AKP kurucularından Ömer Dinçer de var.

2-Vakıf imam hatiplere bedava yemek ve bedava servis hizmeti veriyor.

3-Ensar Vakfı’nın Erdoğan ailesi, AKP’li kadrolar, Milli Eğitim Bakanlığı, Diyanet Başkanlığı, AKP’li belediyeler ve TÜRGEV’le yakın ilişkileri bulunuyor.

4-Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, vakfın kısa süre önce gerçekleşen genel kuruluna katılıp “Vakit Ensar olma vakti” dedi.

5-TÜRGEV ile çeşitli ortaklıkları, kamu arazilerini ele geçirme faaliyetleri var. Ensar Vakfı’nın Türkiye’deki şubeleri dışında TÜRGEV işbirliği ile birlikte Londra ve New York gibi dünya kentlerinde de öğrenciler için yurt çalışmaları yer alıyor.

6-İstanbul Büyükşehir Belediyesi 2015 yılında yurt olarak kullanılmak üzere TÜRGEV’e 6 bina, TÜRGEV’in yanı sıra Ensar Vakfı’na 7, Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı’na 4, Asitane Kültür Sanat ve Eğitim Vakfı’na 1 ve İstanbul Darul Fünun İlahiyat Vakfı’na 1 olmak üzere toplam 19 binayı bedelsiz tahsis etti.

7-2008 yılında Çorum’da Ensar Vakfı Şube Başkanı Zekai İşler’in 15 yaşındaki bir kıza tecavüz ettiği, bir başka küçük kızı da taciz ettiğinin ortaya çıkması üzerine Kuran kursuna devam eden bazı öğrencilerin aileleri çocuklarını Çorum ve çevre iller Yozgat, Çankırı, Amasya, Kırıkkale’deki hastanelere bekâret kontrolüne götürdü.

8-Rize’de yaşanan taciz skandalını gerçekleştirenle, Tekirdağ’da çocuk pornosu indirmekle suçlanan ilahiyatçı akademisyenle Ensar Vakfı arasında yakın ilişkiler olduğu ortaya çıktı.

9-AKP iktidarı Soma Katliamı’ndan sonra bölge halkının öfkesini bastırmak için Ensar Vakfını kullanarak Soma halkını kuşatma altına aldı.
“Değerler Eğitimi” adı altında bir yaz okulu çalışması başlatmış, yaz okulunun afişlerinde Ensar Vakfı’nın çalışmasını Soma İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, Soma Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğü, Soma Müftülüğü ve Soma Belediyesi ile işbirliği içerisinde yürüttüğü ibaresi de yer almıştı.

10-Antep’te İHH, Bülbülzade, Ensar Vakfı gibi kurumların Suriye iç savaşından dolayı kente göç etmek zorunda kalan mültecilerin evini tespit ederek gittikleri mülteci ailelerin çocuklarına İslam ve cihat hakkında eğitimler verildiği öne sürüldü.

Tecavüz skandalının ardından Karaman’a giden chp pm üyesi Sera Kadıgil: Tecavüz skandalının ardından Karaman’a giden chp pm üyesi Sera Kadıgil:
Karaman izlenimlerini paylaşan CHP’li Kadıgil’e göre günümüzdeki vakıf sistemi ortaya çıkan kirli tablonun bir numaralı nedeni

 Vakıf sistemi nedir?
Vakıf sistemi dediğimiz şey AKP’nin son derece bilinçli bir politikayla devlete ait eğitim öğretim ve öğrencileri barındırma sorumluluğunu vakıf ve derneklere teslim etmiş olmasından ileri gelen hastalıklı ve doğrudan laik Cumhuriyetle derdi olan bir sistem. Ensar Vakfı gibi AKP’lilerin savuna savuna bitap düştüğü bu vakıflar iddia edildiği gibi kamu yararına işler yapan hayırsever kurumlar falan değildir. Ensar’ın bu kadar “hayırsever” oluşu devletin Milli Eğitim Bakanlığına ait ödevlerin bilinçli şekilde Ensar gibi TÜRGEV gibi vakıflara teslim edilmesinden ileri gelmektedir. Görevini yapamayan da değil, “kindar ve dindar nesil” yetiştirme aşkı ile bilinçli olarak yapmayan hükumet bugün çocukların ne idüğü belirsiz ve dahası yasadışı vakıf evlerinde kalmasına alenen göz yummaktadır ve yaşanan her bir olayda sorumluluğu vardır.

 AKP’nin uygulamaları bu durumu nasıl besliyor?
Açması gereken yurtları ve okulları açmayarak, son derece bilinçli şekilde besliyor.
Özel Öğrenci Yurtları Yönetmeliği’nde gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin ancak ortaöğrenim veya yükseköğrenim öğrencileri için yurt açabileceği açıkça hüküm altına alınmıştır. Yani ilk ve ortaokul düzeyinde yurt açılamaz. Bugün ilkokul ve ortaokul düzeyinde faaliyet gösteren ve adına Ensar Evi/Yurdu denen yerlerin tamamı yasadışıdır. Ancak kim tarafından işletildiği aşikârken hiçbir denetime tabi olmayan bu evlerin sayısı ne acı ki hızla artıyor. Çünkü Milli Eğitim Bakanlığ�� ilkokul ve ortaokul düzeyinde Yatılı İlköğretim Bölge Okulları hariç, ki bunların da sayısı son derece yetersiz, yurt açmıyor. Ortaya çıkan bu boşluğu da vakıf, dernek, cemaat evleri ve Diyanet’in yatılı Kuran Kursları dolduruyor.
Üstelik ortaöğretimin zorunlu eğitim kapsamına alınması ile ortaöğrenim yurtlarına olan talep artmış olmasına karşın bakanlık yurt yapmayarak çocukları ve özellikle maddi durumu iyi olmayan aileleri bu evlere mahkûm etti, etmeye de devam ediyor. Bu son derece bilinçli ve koordineli şekilde yürütülen bir eğitim darbesidir. Nasıl ki Cumhuriyet devrimi kendi aydınlık ve eğitimli çocuklarını yetiştirmek için Köy Enstitülerini kurup bu milleti ayağa kaldırdıysa, şimdi ne yazık ki aynı sistemi “karşı devrim” için üstelik yasadışı yurtlar eliyle kullanıyorlar.

Anayasa açık
Bunun yanı sıra Anayasanın 174. Maddesi ile teminat altına alınan devrim kanunlarının korunması hükmü ile alternatif eğitim kurumları açılamayacağı, eğitim-öğretimin Türkiye Cumhuriyeti’nin laik niteliğine uygun olacağı güvence altına alınmıştır. Buna karşın MEB, eğitim öğretim faaliyetlerinde STK adı altında çeşitli vakıflarla ve derneklerle protokoller yaparak bu vakıf ve dernekleri eğitim öğretimin asli unsuru haline getirdi. Bizim derdimiz işte bu çarpık sistemle. Karaman’da 10 çocuğun maruz kaldığı sapıklık hepimizin malumu. Ensar Vakfı’nın “2013’te beş ay bizde çalıştı bunun dışında bizimle bir ilgisi yok” beyanının gerçek olmadığı bugün dosya kapsamı ile açıkça ortaya çıkmıştır. Bu evler ve çalışanların tamamı yasadışı olduğu için bu kadar rahat bizimle bir ilgisi yok diyebiliyorlar. Çünkü ortada resmi bir şey yok, olamaz da! Oysa, Karaman dosyasına baktığınızda mağdur çocuk ifadelerinin birçoğu “biz 2012’de Ensar Evindeyken” diye başlıyor. Ailelerin ifadesinde “çocuğumuz Ensar Evindeydi” beyanları açıkça mevcut. Bu konu “Ensar Vakfı ya da hükümetin bir suçu yoktur, bir tek sapığın işi” diye geçiştirilebilecek bir konu asla değil.
Düşünün bir çocuğunuz var. Maddi durumunuz iyi değil. Bulunduğunuz yerde okul yok. Çocuğunuzu uzak bir ilçedeki okulda okutmak zorundasınız. Ancak çocuğunuzu verebileceğiniz bir devlet yurdu yok! Mecbur Ensar Evi/Yurdu denen yerlere veriyorsunuz çocuğu. Peki, neden? Başbakanından Cumhurbaşkanına herkesin kefil olduğu bir vakıf olduğu için! Dini bütün, Allah’tan korkan insanlar olduğunu düşündüğünüz için güveniyorsunuz. Güvenmek de zorundasınız zira başka seçeneğiniz yok. Ancak gelin görün ki bu evler üzerinde hiçbir denetim yok. Bu tabloda çocukların başına geleni bir tek sapığın işi diye geçiştirmeye çalışıp hâlâ bu vakıfların ya da bu vakıfları alenen destekleyen hükümetin bir suç yok diyebilmek aklın ve vicdanın sınırlarını zorlamaktır.

Kimi kandırıyorsunuz!
 Buna karşı nasıl bir adım atılmalı?

Atılacak adım çok basit, hükümet görevini yapacak!
Kimse Anayasa’yı ayaklar altına alarak asli görevini bu tür muhafazakâr(!) vakıflara devredip sonra bu vakıflar çocuklarımıza yardımcı oluyor, bunlara sahip çıkalım diyemez!
Anayasa’nın 41. maddesinin son fıkrası uyarınca da devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri almak zorundadır.

Fazladan bir çaba harcamayıp sadece Anayasa’ya uygun hareket edilse zaten böyle hastalıklı bir sistem kurulmaz, kurulamaz.
Devlet yurtlarının sayısı hızla arttırılmalı bu yurtlardaki denetimler çok sıkı şekilde uygulanmalıdır.

Dini eğitim konusunda elbette aileler çocuklarının Kur’an öğrenmesini talep edebilirler. Ancak açılacak olan Kur’an kurslarının dahi devletin sıkı denetimine tabi olması esastır. Bizim derdimiz çocukların dinlerini öğrenmesi ile asla değil. Ancak her öğretim kurumu gibi dini eğitim veren yerler de doğrudan devletin denetim ve gözetimi altında olmak zorundadır. Sen benim çocuklarımı merdiven altı Kur’an Kurslarına, ne idüğü belirsiz vakıf evlerine mecbur bırakıp o çocuklar istismara uğrayınca isyan eden bana, bize “bunların derdi dinle ey ahali” diye ağlıyorsan, senin derdin çocuğu korumak falan değil. Kimi kandırıyorsunuz?

Kaynak: Birgun.net
Son Güncelleme: 30.03.2016 08:23
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177