19 Mayıs 2016 Perşembe 10:43
Kalıplara kulak asmamak lazım

SEDA BABANUR

Uzun zamandır öyküleriyle dijital mecralarda arzı endam eden, sadık bir dinleyici kitlesine ulaştığı Gerisi Hikaye adlı çevrimiçi radyo programıyla da tanıdığımız Galip Dursun ile ilk öykü kitabı Pusova’yı konuştuk.

»Öykülerinizi daha önce Anadolu Korku Öyküleri başlıklı derlemelerde okumuştuk. Uzun zamandır dijital mecralarda da öykülerinizi okuduğumuz bir yazarsınız. İlk öykü kitabınız Pusova’nın çıkışı için uzun zaman beklemiş olmalısınız. Özellikle mi böyle olmasını tercih ettiniz?

Yazdıklarımı kitaplaştırmak ilk günden beri aklımda olan bir şeydi. Pusova’nın gecikmesinde Anadolu Korku Öyküleri’nin etkisi var, ama sanıldığı kadar çok değil. Ben ve arkadaşlarımın yoğunlaştığı diğer projelerin belli bir yer kapladıkları doğru. Ancak bu gecikme dönemi öykülere farklı açılardan bakmamı ve yazım tekniğimi geliştirmemi sağladı. Geçtiğimiz yıl öykülerin üzerinde tekrar çalışmaya karar verdim. Olgunlaştıklarına, anlatmak istediklerimi taşıyabildiklerine ikna olunca da hepsini önüme serdim.

»Pusova korkuyla sınırlı kalmıyor, bilimkurguya, hatta yeraltı edebiyatına da sahne oluyor. Sizce bu türler arasında bir geçirgenlik var mı?

Bu durumu ilk defa on yıl önce fark edince epey şaşırmış, biraz da üzülmüştüm. Zira kendini korku sanatları ve özellikle de korku edebiyatının sadık bir takipçisi olarak gören biriyim. O zamandan beri türler, geçişler, sınıflar üzerinde kafa yoruyorum ve vardığım sonuç şu: kalıplara pek kulak asmamak, içinizden dışarı taştığı şekilde yazmak lazım.

»Pusova’daki öykülerin türleri farklı olsa da, rahatsız edicilik, tuhaflık gibi ortak temalar göze çarpıyor. Öyküleri bu kitapta bir araya getirirken bir ağırlık merkezi olmasını gözettiniz mi?

Pusova’daki öyküleri benzerlerinden ayıran şey, konu edilen olay, atmosfer ve anlatılan olguya yaklaşım olabilir. Aynı zamanda farklı türlerde yazılmış gibi duran öykülerimi birleştiren şey de bu, sanırım. Pusova’da farklı temalı hikâyeler anlatırken hem bilim-korku, cyberpunk gibi yeni türleri deneme fırsatım hem de anlattığım hikâyeden bağımsız kendime has bir yazım dili yakalama şansım oldu.

»Gerisi Hikaye adlı bir çevrimiçi radyo programınız var. Korku kültürünü işlediğiniz bu programa nasıl geri dönüşler alıyorsunuz?

Programa başladığımız günden bu yana, uzun süreli suç ortaklarım Işın Beril Tetik ve Demokan Atasoy ile korkunun ne denli kapsamlı ve köklü olduğu fikrini anlatmaya çalıştık. Daha olgun ve derin bir korku hikayesi yazmanın kuralları olduğuna dikkat çekiyoruz. Günümüzün genç okurları etraflarını saran, hemen fark edemedikleri bir çitin gerisinde yaşıyorlar. Farklı hikâyelerle tanışma şansları pek yok. Aynı kalıptan çıkma, yüzeysel eserlerle çevrilmiş durumdalar. Çiti fark ettikleri anda kurtuluşları kolay; farklı rafları gezinmeye başlamalarını öneriyorum.

Kaynak: Birgun.net
Son Güncelleme: 19.05.2016 10:43
Anahtar Kelimeler:
öyküBilimSahne
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177