03 Şubat 2016 Çarşamba 15:43
İnsanlar artık tepki vermekten korkuyor

DERYA AYDOĞAN

Ankara Sanat Tiyatrosu'nun oyuncuların Özgürcan Çevik'in rol aldığı Şevkat Yerimdar 2 filmi vizyonda. Özgürcan Çevik'e merak ettiklerimizi sorduk.

>>Türkan Saylan'ın hayatını anlatan 'Türkan' dizisindeki Orhan olarak girdin hayatımıza. Ankara'da yaşarken nasıl dahil oldun bu projeye?

2009 yılında Bilkent Üniversitesi Tiyatro Bölümü'nden mezun olduktan birkaç ay sonra AST'na (Ankara Sanat Tiyatrosu) başlamıştım. O sene AST yeni sezona, Hakan Güven, Mahir İpek ve Vedat Çuhadar üçlüsünün yönetimi ile başladı. Kod Adı Keklik diye bir oyun oynadık. İlk sezonun sonunda Lions Tiyatro Ödülleri'nde en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülünü aldım. 2010 yılına tekabül ediyor. Ödül töreni İstanbul'da olmuştu. Ben o ödülü aldıktan birkaç gün sonra İstanbul'dan beni bazı yapımcılar ve menejerler aramaya başladılar. O arayanlardan birinin vesilesiyle 'Türkan' projesinden haberdar oldum. Görüşüldü, deneme çekimleri yapıldı ve Orhan karakterine uygun olduğuma karar verildi. Böyle başladı ama maalesef 26 bölüm sonra bitti. Aslında 3 sezon planlanıyordu, o dönem biraz baskı da gördü. Yapım şirketinin internet siteleri bile hackelenmişti mevzu Türkan Saylan olunca. Türkan dizisinden sonra 'Fatih Harbiye' ve 'Ruhumun Aynası' oldu. Mümkün olduğu kadar seçici davranmaya çalıştım.

>>Ankara Sanat Tiyatrosu'nun kemik kadrosundasın sayılırsın.

Öncelikle şunu söylemek istiyorum, AST 1963 yılından beri var olan, Türkiye'nin ilk ve en önemli muhalif tiyatrolarından biri. 2009 yılında 800 bin lira civarı bir borçla biz bu tiyatroyu devraldığımızda, ben fiilen devralmış olmasamda o günden beri bu ekibin içindeyim ve bugüne kadar sigorta borçları, vergi borçları, personel maaşları,kira borçları birikmiş birikmiş yani Allah kahretsin ki birileri yemiş. Biz bugüne kadar o borcu temizledik. AST kapanmanın eşiğine gelmişken şimdi 2016 yılında kapalı gişe oynuyoruz. Çok ilgi görüyor oyunlarımız. Ankara Sanat Tiyatrosu'nda devam eden şu anda 5 oyun var. Benim içinde bulunduğum ise 3 oyun var. Yücel Erten'in Aziz Nesin hikayelerinden derleyip yönettiği, Selamün Kavlen Karakolu'nu dört sezondur kapalı gişe oynuyoruz. Yine Yücel Erten'in yönettiği Aziz Nesin hikayelerinden derlenen efsane Azizname oyunu var, bir de iki buçuk sezon önce sahneye koyduğumuz ve hala devam eden Ümit Aydoğdu'nun uyarlayıp sahnelediği, 'Beş Para Etmez Varyete' oyunu var. Bunlar benim içinde bulunduğum oyunlar.

>>Şimdi vizyonda olan, 'Şevkat Yerimdar 2' de Ankara'lı bir karakteri oynuyorsunuz. Karakteri biraz anlatabilir misiniz?

Şevkat Yerimdar, hasta Beşiktaş'lı, öfke problemi olan bir arkadaş. Yufka yürekli, Anadolu'nun bıçkın Külhanbeyi modelinde, zalimin karşısında, mazlumun yanında bir karekter. İyi bir aşık, şıpsevdi bir tip değil. Aşık olduğu kadının peşinden koşan ama Beşiktaş'lı duruşu olan bir adam. İlk filmde insanların hoşuna giden bir laf vardı, 'O gün Beşiktaş'ın maçı var kendi düğünüm olsa da gitmem' diyor mesela.

>>Şevkat Yerimdar, hiçbir olaya tepkisiz kalmıyor, bir nevi süper kahraman gibi. Normal bir insanın yapması gereken davranışları yapan birilerini hemen kahraman kahramanlaştırıyoruz. Sence neden?

Çünkü insanların içinden hep içgüdüsel olarak olumlu ya da olumsuz bir reaksiyon, tepki vermek gelir. Maalesef günümüzde artık insanlar çok korkuyorlar, hiçbir şeye bulaşmak, müdahale etmek istemiyorlar. Çok acı ama, 'bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın ' zihniyeti oturmuş durumda. Hatta klasik bir örnek vardır ya 'aman abi gidelim şahit yazarlar' diye. Dolayısıyla şimdi bizim karakterimiz Şevkat de böyle durumlar karşısında kayıtsız kalamayan bir karakter olduğu için halk sevdi diye düşünüyorum. Normal, doğru tepkileri veren kişiler kahraman gibi gözüküyor haliyle, bu bence üzücü bir durum.

>>Filmde Süleyman Seba sahnesi çok duygusal olmuş.

Süleyman Seba bu ülkenin gördüğü en beyefendi insanlarından biriydi.Tavrıyla, duruşuyla gerçekten örnek bir insandı. Rahmetli olduktan sonra çok aranır oldu. Süleyman Seba'yı sanırım sevmeyen yoktur. Galatasaray'lı da sever, bence Fenerbahçeli'de. Her geçen gün ülkede Süleyman Seba gibi beyefendi şahsiyetlerin özlemi daha da hissedilmeye başlanıyor. O yüzden herkes gibi bizde onu özlüyoruz ve rahmetle anıyoruz. Filmde de naçizane, dlilimiz döndüğünce onu anmak istedik.

>>Çok da güzel olmuş. Komedi filmleri denilince Türk sinemasında bize sunulan karakter genelde fiziksel olarak, kıyafetleriyle, yürüyüşleriyle komedi unsurları taşıyan bir tip oluyor. Jön olarak gösterilen bir oyuncu olarak bu rolün sizin için riskli olacağını düşündünüz mü hiç?

Teşekkür ederim. Aslında hayır riskli bulmadım. Komedinin türleri vardır, bahsettiğiniz fiziksel özelliklerinden dolayı bir komiklik çıkaran, fars vardır. Fars kaba komedidir ve daha böyle derinliği olmayan ve o anda bir duruma karşı sert, keskin,net ve karikatürize bir şekilde tepki veren tiplerdir genelde fars tipleri. Bu da saygı duyulası bir komedi türüdür çünkü bir 'komedi' türüdür. Absürt komedi vardır ve bu ülkede çok başarılı absürt işler de yapıldı. Bizim filmimizin komedi türü ne fars ne absürt, gerçekçi durum komedisi diyebileceğimiz, Şevkat Yerimdar karakterinin seyirciyi güldürmek için ağzını yüzünü yamultması ya da takla atması gerekmiyor. Şevkat Yerimdar'ı seyrederken seyirci aslında Şevkat Yerimdar'a değil onun karşısında 'hışmına' mağruz kalan kişilere gülüyor. Dolayısıyla bu karakter beni korkutmadı.

>>Film de kadına şiddet olayına da değiniliyor.

Türkiye'nin birçok sorunu var, yaralı bir ülkeyiz. Derinlemesine baktığımızda bence Türkiye'nin en büyük sorunlarından biri kadının itibarsızlaştırılması, ezilmesidir. Gencecik kız çocuklarını aileleri zorla evlendiriliyor, daha kötüsü tecavüze uğruyor kadınlar, kız çocukları... Her gün böyle haberler okuyoruz. Bizde kendi çapımızda bu filmde bir şeyler söylemek istedik. Kadına yönelik bu sorun çözülmediği sürece siz istediğiniz kadar her şeyi düzeni sokun, her şeyiniz dört dörtlük olsun bu konu çözülmediği sürece bu ülke zerre ilerleyemez. Bu konularda aşırı hassas davranmamın sebebi belki kadınların içinde büyümüş olmamdır. 17 yıldır annemle yaşıyorum, babamı kaybettiğimden beri. Rahmetli ananem, annem, ablam, teyzem, halam, ben hep bu insanların elinde büyüdüm. Dolayısıyla belkide bu yüzden biraz daha hassas davranıyorum ki zaten bu konuda hassas olmamak anormal bir durum.

>>Filmin bir sahnesinde diyorsun ki, 'marifet şimdi normal adam olmak yoksa herkes arızalı'. Peki senin arızan var mı?

Bunu dışardan bir göz tabi daha iyi yorumlayabilir ama ben kendi adıma olabildiğince sakin, sade ve düz vatandaş olarak yaşamaya çalışıyorum. Şöyle bir şey var, televizyon izlememeye çalışıyorum gerçekten çünkü dayanamıyorum. Özellikle ana akım medyayı takip edemiyorum. Haberleri izlemiyorum çünkü haberleri izlediğim zaman, sinirlerim oynuyor. Evde kendi kendime sinirlenip, bazen küfredip bazen bağırıp çağırıp oturuyorum yerime. Sonra kendi kendime sinirlendiğimle kalıyorum. Buna arıza denir mi bilmem, kimseye zararım yok. Yine ne yapıyorsam kendime yapıyorum. Belki arızam budur.

>>Nasıl hayallerin var?

Tiyatroyu kapanmanın eşiğinden alıp bugünlere getiren ekibin içinde olmaktan dolayı çok mutlu ve gururluyum. Bu benim planlarımdan biriydi ve genç yaşta gerçekleştirdim. Her şeyden önce bir insan olarak hayalim, huzurlu bir yaşlılık geçirmek. Mesela 60-70 yaşlarıma geldiğimde gerçekten huzurlu hissetmek istiyorum. Bunu hayatımın her evresinde istiyorum. Elim ayağım tuttuğu, kafam çalıştığı süre tiyatro hayatımda hep var olacak, sinema kariyerimde ise 2 hayalim var. Benim çok uzun süredir takip ettiğim ve çok beğendim, saygı duyduğum bir yönetmendir Fatih Akın. Bir Fatih Akın filminde yer almak çok isterim. Bir de 'Bir zamanlar Anadolu'dan sonra itiraf edeyim, benim Nuri Bilge Ceylan'a bakış açım değişti. Çok çok usta, büyük bir yönetmen olduğunu düşünüyorum. Kış Uykusu'da bunu pekiştirdi. Bir de Nuri Bilge Ceylan'la çalışmak çok isterim.

>>Neden Ankara'da yaşıyorsun?

Ben Ankara'da doğup büyüdüm ve Ankara'yı seviyorum. Dürüst olmak gerekirse Ankara'da kendimi güvende hissediyorum. 2.5 yıl yaşadım İstanbul'da. Yarın öbür gün İstanbul'a tekrar taşınabilirim, her şey olabilir ama şua anda Ankara'da olmaktan mutluyum.

Kaynak: Birgun.net
Son Güncelleme: 03.02.2016 15:43
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol