24 Eylül 2016 Cumartesi 21:22
İngiltere İşçi Partisi’nde lider yine Corbyn

Yarım milyondan fazla parti ve sendika üyesiyle kayıtlı parti destekçisinin oy kullandığı seçimde, Corbyn rakibi Owen Smith’i açık farkla geride bırakarak oyların yüzde 61.8’ini aldı.

Corbyn geçen yıl oyların yüzde 59.5’ini alarak bu göreve seçilmişti.

Sonuçlar, partinin Liverpool’daki kongresi öncesinde açıklandı.

Sonuçların parti içinde aylardır devam eden gerginliği yatıştırabileceği belirtiliyor.

Corbyn’in gölge kabinesinden istifa eden bazı milletvekillerinin görevlerine geri döneceği haber veriliyor.

Jeremy Corbyn, kampanya sırasında da partinin birliğini yeniden sağlamak için çaba harcayacağını söylemişti.

23 Haziran’da yapılan referandumda İngiltere’nin AB’den çıkması kararı alınmıştı.

İşçi Partisi referandumda, İngiltere’nin AB’de kalması yönünde kampanya yürütmüştü.

Taban desteği

Referandumdan sonra İşçi Partisi milletvekillerinin büyük bir bölümü, Corbyn’in istifa etmesi gerektiğini savundu.

Corbyn için verilen güvensizlik önergesine 229 milletvekilinden 172’si destek vermişti.

Ancak İşçi Partisi üyeleri ve partiyi destekleyen tabanda hâlâ büyük bir desteğe sahip olduğu belirtilen Corbyn istifa çağrılarını reddetmişti.

Owen Smith ve parti içindeki diğer muhalifler, Corbyn’in İşçi Partisi’ni iktidara taşıyamayacağını savunuyor. İngiltere’de genel seçimlerin 2020’de yapılması öngörülüyor.

Solcu lider Corbyn’in portresi

Corbyn, 1983’te ilk kez milletvekili seçilmesinden bu yana İşçi Partisi’nde en soldaki isimlerden biri olarak aktif rol oynadı.

Öğrenci harçlarına zamlardan hayvan haklarına kadar birçok alanda faaliyet yürüttü.

Bugüne birçok farklı kampanya içinde yer aldı.

1980’lerde Güney Afrika’daki apartheid rejimine karşı kampanyanın önde gelen isimlerinden biri oldu ve 1984’te bir eylem sırasında gözaltına alındı.

Filistin Dayanışma Kampanyası’nın üyesi olan Corbyn, Filistin konusunda birçok etkinlik içinde yer aldı.

Uluslararası Af Örgütü’nün üyesi olan milletvekili, Şili’nin eski diktatörü Augusto Pinochet’nin yargılanması için yürütülen kampanyaya da katıldı.

Uzun yıllar Birleşik İrlanda fikrini savunan Corbyn’in 1984’te Sinn Fein lideri Gerry Adams’ı Londra’da ağırlaması hem Muhafazakâr hem de İşçi Partili milletvekillerinden tepki çekti.

İlerleyen yıllarda TV kanalı Channel 4’daki bir röportajında Hamas ve Hizbullah’tan ‘dostları’ olarak bahsetmesi de yine kamuoyunda tartışma yaratacaktı.

Corbyn, İşçi Partisi’nin 1997-2010 yılları arasındaki hükümeti döneminde partisinin politikalarına sık sık muhalefet etti.

Afganistan ve Irak’a askeri müdahalelere karşı çıktı ve savaş karşıtı kampanyalar içinde yer aldı.

15 Şubat 2013’te gerçekleştirilen, İngiltere tarihinin en büyük protestosu olarak görülen Irak savaşı karşıtı yürüyüşlerin organizasyonunda kilit rol oynadı.

Corbyn geçtiğimiz günlerde BBC’de yayınlanan bir röportajında Tony Blair’in savaş suçu işleme suçlamasıyla yargılanmasının olası olduğunu söyledi.

Kesinti karşıtı politikaları ve demiryollarının kamulaştırılmasını savunuyor

Corbyn, Muhafazakar Parti hükümetinin uygulamakta olduğu kesinti politikalarına karşı çıkıyor.

İktidara gelmesi durumunda ödenmeyen vergileri toplamaya odaklanacağını ve en zenginlerin en fazla vergi vermelerini sağlayacağını belirtiyor.

Kamu hizmetlerini koruyacağına söz veriyor. Demiryollarının yeniden kamulaştırılmasını savunuyor.

Jeremy Corbyn uluslarararı alandaki gelişmelere dair de birçok kampanya içinde yer aldı.

İngiltere’nin nükleer silah programlarına da karşı çıkıyor.

Jeremy Corbyn, 2010 yılında Türkiye’ye giden ve gözlemci olarak KCK davasını izleyen heyet içinde yer aldı.

KCK operasyonlarının parlamento gündemine taşınması için soru önergesi veren milletvekilleri arasında da bulundu.

Irak’ta 1988’de Kürtlere yönelik gerçekleştirilen saldırıların, 2013’te İngiltere parlamentosunda ‘soykırım’ olarak tanınması kararının alınması için çalışma yürüten isimlerden de biriydi.

Corbyn, 2013 yazındaki Gezi Parkı eylemleri sırasında Financial Times’ta yayınlanan “Türkiye Başbakanına Açık Mektup” adlı metnin imzacıları arasındaydı.

İmzacıları arasında Susan Sarandon, David Lynch ve Sean Penn gibi ünlü sinemacıların da yer aldığı metinde Taksim Meydanı ve Gezi Parkı’nda başlayıp Türkiye geneline yayılan gösterilerin polis tarafından “şiddetlice bastırılması” kınanıyordu.

Metinde, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Gezi Parkı eylemlerine karşılık olarak düzenlediği “Milli İradeye Saygı” mitingleri, Almanya’da faşist Adolf Hitler döneminde düzenlenen mitinglere benzetiliyordu.

Kaynak: BBC Türkçe

Kaynak: Birgun.net
Son Güncelleme: 24.09.2016 21:22
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177